"fe-sevfe" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 26 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Nisâ 30. Ayet (4:30:6) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah’a pek kolaydır.
2 Nisâ 74. Ayet (4:74:18) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) O hâlde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.
3 Nisâ 114. Ayet (4:114:23) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.
4 Mâide 54. Ayet (5:54:10) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
5 En'am 5. Ayet (6:5:6) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe fakat yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.[168]
6 En'am 135. Ayet (6:135:9) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de (görevimi) yapacağım. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. Şüphesiz, zalimler kurtuluşa eremezler.
7 A'raf 123. Ayet (7:123:18) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe ama yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!”
8 A'raf 143. Ayet (7:143:22) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe o zaman  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince[228] onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi.
9 Tevbe 28. Ayet (9:28:0) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
10 Hûd 39. Ayet (11:39:1) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.
11 Hicr 3. Ayet (15:3:6) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.
12 Hicr 96. Ayet (15:96:7) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) 95,96. Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilâh edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler.
13 Nahl 55. Ayet (16:55:5) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz!
14 Kehf 87. Ayet (18:87:5) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Zülkarneyn, “Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi.
15 Meryem 59. Ayet (19:59:9) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.[347]
16 Furkan 77. Ayet (25:77:10) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe bu yüzden  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”
17 Ankebut 66. Ayet (29:66:5) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe ama yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.
18 Rum 34. Ayet (30:34:5) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkâr etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın, ama yakında bileceksiniz.
19 Sâffât 170. Ayet (37:170:3) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat (kitap gelince) onu inkâr ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.
20 Sâffât 175. Ayet (37:175:2) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Gözetle onları, yakında onlar da görecekler.
21 Sâffât 179. Ayet (37:179:2) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.
22 Zümer 39. Ayet (39:39:9) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) 39,40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!”
23 Mü'min 70. Ayet (40:70:8) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe fakat yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. Onlar bilecekler.
24 Zuhruf 89. Ayet (43:89:5) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selâm olsun” de. Yakında bilecekler.
25 İnşikâk 8. Ayet (84:8:1) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hesabı çok kolay bir şekilde görülecek,
26 İnşikâk 11. Ayet (84:11:1) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe sonra yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) 11,12. “Helâk!” diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir.