| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 35. Ayet (2:35:17) | فَتَكُونَا | فتكونا | fe-tekûnâ | olursunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” | |||||
| 2 | Nisâ 89. Ayet (4:89:6) | فَتَكُونُونَ | فتكونون | fe-tekûnûne | ki onlarla olsanız | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı. | |||||
| 3 | Mâide 29. Ayet (5:29:7) | فَتَكُونَ | فتكون | fe-tekûne | olasın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.” | |||||
| 4 | Mâide 110. Ayet (5:110:37) | فَتَكُونُ | فتكون | fe-tekûnu | oluyordu | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. | |||||
| 5 | En'am 52. Ayet (6:52:23) | فَتَكُونَ | فتكون | fe-tekûne | olasın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 6 | A'raf 19. Ayet (7:19:15) | فَتَكُونَا | فتكونا | fe-tekûnâ | yoksa olursunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.” | |||||
| 7 | Yunus 95. Ayet (10:95:0) | فَتَكُونَ | فتكون | fe-tekûne | yoksa olursun | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. | |||||
| 8 | Hacc 46. Ayet (22:46:5) | فَتَكُونَ | فتكون | fe-tekûne | olsun | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur. | |||||
| 9 | Şu'arâ 213. Ayet (26:213:7) | فَتَكُونَ | فتكون | fe-tekûne | sonra olursun | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun! | |||||
| 10 | Lokman 16. Ayet (31:16:10) | فَتَكُنْ | فتكن | fe-tekun | ve bulunsa | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Lokmân, öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” | |||||