| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | En'am 49. Ayet (6:49:8) | يَفْسُقُونَ | يفسقون | yefsukûn(e) | fenalık | ف س ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlara ise, yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. | |||||
| 2 | Hûd 54. Ayet (11:54:7) | بِسُٓوءٍۜ | بسوء | bisû/(in) | fena | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 54,55. Biz sadece şunu söyleriz: “Seni, ilâhlarımızdan biri fena çarpmış.” Hûd, dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Siz de şâhit olun ki, ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın.” | |||||
| 3 | Hûd 98. Ayet (11:98:7) | وَبِئْسَ | وبئس | ve bi/se | ne fena | ب أ س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası! | |||||
| 4 | Yusuf 77. Ayet (12:77:19) | شَرٌّ | شر | şerrun | fena | ش ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı.” Yûsuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, “Siz kötü bir durumdasınız; anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. | |||||
| 5 | Nahl 90. Ayet (16:90:12) | وَالْمُنْكَرِ | والمنكر | vel-munkeri | ve fenalıktan | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. | |||||
| 6 | Ankebut 33. Ayet (29:33:6) | س۪ٓيءَ | سيء | sî-e | fenalaştı | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde, Lût, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, “Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helâk edilenlerden olacaktır.” | |||||