| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 74. Ayet (2:74:35) | بِغَافِلٍ | بغافل | bi-ġâfilin | gafil | غ ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. | |||||
| 2 | Bakara 85. Ayet (2:85:47) | بِغَافِلٍ | بغافل | bi-ġâfilin | gafil | غ ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 3 | Bakara 140. Ayet (2:140:28) | بِغَافِلٍ | بغافل | bi-ġâfilin | gafil | غ ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 44. Ayet (3:44:14) | يَكْفُلُ | يكفل | yekfulu | kefil olacak (diye) | ك ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin. | |||||
| 5 | En'am 99. Ayet (6:99:14) | خَضِرًا | خضرا | ḣadiran | bir filiz | خ ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı.[186] Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. | |||||
| 6 | A'raf 179. Ayet (7:179:0) | الْغَافِلُونَ | الغافلون | l-ġâfilûn(e) | gafiller | غ ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235] | |||||
| 7 | A'raf 205. Ayet (7:205:0) | الْغَافِل۪ينَ | الغافلين | l-ġâfilîn(e) | gafillerden | غ ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. | |||||
| 8 | Yunus 7. Ayet (10:7:0) | غَافِلُونَۙ | غافلون | ġâfilûn(e) | gafil(ler) | غ ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 7,8. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir. | |||||
| 9 | Yusuf 72. Ayet (12:72:12) | زَع۪يمٌ | زعيم | ze’îm(un) | kefilim | ز ع م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim” dediler. | |||||
| 10 | İbrahim 42. Ayet (14:42:4) | غَافِلًا | غافلا | ġâfilen | gafil | غ ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. | |||||
| 11 | Nahl 91. Ayet (16:91:15) | كَف۪يلًاۜ | كفيلا | kefîlâ(en) | kefil (şahid) | ك ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir. | |||||
| 12 | Nahl 108. Ayet (16:108:11) | الْغَافِلُونَ | الغافلون | l-ġâfilûn(e) | gafiller | غ ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. | |||||
| 13 | Mü'minûn 17. Ayet (23:17:10) | غَافِل۪ينَ | غافلين | ġâfilîn(e) | gafil | غ ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık.[383] Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. | |||||
| 14 | Neml 93. Ayet (27:93:9) | بِغَافِلٍ | بغافل | bi-ġâfilin | gafil | غ ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” | |||||
| 15 | Rum 7. Ayet (30:7:10) | غَافِلُونَ | غافلون | ġâfilûn(e) | gafildirler | غ ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler. | |||||
| 16 | Sâd 48. Ayet (38:48:4) | وَذَا | وذا | ve żâ | ve Zülkifil'i | ذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) İsmail, el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an. Onların her biri iyi kimselerdi. | |||||
| 17 | Sâd 48. Ayet (38:48:5) | الْكِفْلِۜ | الكفل | l-kifl(i) | ve Zülkifil'i | ك ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) İsmail, el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an. Onların her biri iyi kimselerdi. | |||||
| 18 | Fetih 29. Ayet (48:29:34) | شَطْـَٔهُ۫ | شطـه | şat-ehu | filizini | ش ط أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. | |||||
| 19 | Kalem 40. Ayet (68:40:4) | زَع۪يمٌۚۛ | زعيم | ze’îm(un) | kefildir | ز ع م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sor onlara: “Onların hangisi bu (iddianın doğruluğu)na kefildir?” | |||||
| 20 | İnsân 17. Ayet (76:17:6) | زَنْجَب۪يلًاۚ | زنجبيلا | zencebîlâ(n) | zencefil | زَنْجَبِيلًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kâseden içirilir. | |||||
| 21 | Fîl 1. Ayet (105:1:7) | الْف۪يلِۜ | الفيل | l-fîl(i) | fil | ف ي ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? | |||||