"gökleri" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 98 sonuç bulundu.
50 - 100 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
50 Ankebut 61. Ayet (29:61:5) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?
51 Rum 22. Ayet (30:22:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır.
52 Lokman 10. Ayet (31:10:2) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.
53 Lokman 25. Ayet (31:25:5) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “Hamd, Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler.
54 Secde 4. Ayet (32:4:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a[432] kurulandır. Sizin için O’ndan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?
55 Fâtır 1. Ayet (35:1:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
56 Fâtır 38. Ayet (35:38:5) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
57 Fâtır 41. Ayet (35:41:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.
58 Yâsîn 81. Ayet (36:81:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
59 Sâffât 5. Ayet (37:5:2) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir.[452]
60 Sâd 10. Ayet (38:10:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!)
61 Sâd 66. Ayet (38:66:2) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) “O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.”
62 Zümer 5. Ayet (39:5:2) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
63 Zümer 38. Ayet (39:38:5) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.”
64 Zümer 44. Ayet (39:44:7) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz.”
65 Zümer 46. Ayet (39:46:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin.”
66 Zümer 63. Ayet (39:63:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler var ya, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
67 Mü'min 37. Ayet (40:37:2) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) 36,37. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.
68 Mü'min 57. Ayet (40:57:2) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
69 Şûrâ 11. Ayet (42:11:2) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden[480] eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu sûretle sizi üretiyor. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
70 Şûrâ 12. Ayet (42:12:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir.
71 Şûrâ 29. Ayet (42:29:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması, O’nun varlığının delillerindendir. O, dilediği zaman, onları bir araya getirmeye de gücü yetendir.
72 Şûrâ 49. Ayet (42:49:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir.
73 Zuhruf 9. Ayet (43:9:5) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka, “Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir.
74 Zuhruf 82. Ayet (43:82:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin Rabbi, Arş’ın da Rabbi olan Allah, onların nitelendirmelerinden uzaktır.
75 Zuhruf 85. Ayet (43:85:5) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O’nun katındadır ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz.
76 Duhân 7. Ayet (44:7:2) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) 4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
77 Duhân 38. Ayet (44:38:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.
78 Câsiye 22. Ayet (45:22:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak, herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Onlara zulm edilmez.
79 Câsiye 27. Ayet (45:27:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün batıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.
80 Câsiye 36. Ayet (45:36:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
81 Ahkaf 3. Ayet (46:3:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
82 Ahkaf 33. Ayet (46:33:7) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın, ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
83 Fetih 4. Ayet (48:4:14) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
84 Fetih 7. Ayet (48:7:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
85 Fetih 14. Ayet (48:14:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
86 Hucurât 18. Ayet (49:18:5) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
87 Kaf 38. Ayet (50:38:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.
88 Tûr 36. Ayet (52:36:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri (mi?) س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar.
89 Rahman 33. Ayet (55:33:11) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.
90 Hadîd 2. Ayet (57:2:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. Diriltir, öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
91 Hadîd 4. Ayet (57:4:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a[525] kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
92 Hadîd 5. Ayet (57:5:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Bütün işler ancak O’na döndürülür.
93 Hadîd 10. Ayet (57:10:10) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah, hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
94 Münafikun 7. Ayet (63:7:15) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Allah Resûlü’nün yanında bulunanlara (muhacirlere) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler” diyenlerdir. Hâlbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar.
95 Teğabun 3. Ayet (64:3:2) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş yalnız O’nadır.
96 Nebe' 37. Ayet (78:37:2) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) 36,37,38. Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahmân’dan bir mükâfat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh’un (Cebrail’in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah’a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân’ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.
97 Büruc 9. Ayet (85:9:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) 8,9. Onlar mü’minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye lâyık Allah’a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.