| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | En'am 110. Ayet (6:110:2) | اَفْـِٔدَتَهُمْ | افـدتهم | ef-idetehum | gönüllerini | ف أ د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. | |||||
| 2 | Yunus 7. Ayet (10:7:0) | وَاطْمَاَنُّوا | واطمانوا | vatme-ennû | ve gönüllerini kaptıran(lar) | ط م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 7,8. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir. | |||||
| 3 | Ra'd 28. Ayet (13:28:4) | قُلُوبُهُمْ | قلوبهم | kulûbuhum | gönülleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. | |||||
| 4 | İbrahim 37. Ayet (14:37:17) | اَفْـِٔدَةً | افـدة | ef-ideten | gönüllerini | ف أ د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.” | |||||
| 5 | Mü'minûn 78. Ayet (23:78:7) | وَالْاَفْـِٔدَةَۜ | والافـدة | vel-ef-ide(te) | ve gönülleri | ف أ د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 6 | Mü'min 80. Ayet (40:80:8) | صُدُورِكُمْ | صدوركم | sudûrikum | gönüllerinizdeki | ص د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. | |||||
| 7 | Ahkaf 26. Ayet (46:26:19) | اَفْـِٔدَتُهُمْ | افـدتهم | ef-idetuhum | gönülleri | ف أ د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı. | |||||
| 8 | Fetih 12. Ayet (48:12:14) | قُلُوبِكُمْ | قلوبكم | kulûbikum | gönüllerinizde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz. | |||||
| 9 | Mürselât 42. Ayet (77:42:3) | يَشْتَهُونَۜ | يشتهون | yeştehûn(e) | gönüllerinin çektiği | ش ه و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler. | |||||