| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 87. Ayet (2:87:5) | وَقَفَّيْنَا | وقفينا | ve kaffeynâ | birbiri ardınca gönderdik | ق ف و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? | |||||
| 2 | Bakara 119. Ayet (2:119:2) | اَرْسَلْنَاكَ | ارسلناك | erselnâke | seni gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. | |||||
| 3 | Bakara 151. Ayet (2:151:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdiğimiz | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik. | |||||
| 4 | Bakara 213. Ayet (2:213:5) | فَبَعَثَ | فبعث | febe’aśe | sonra gönderdi | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir. | |||||
| 5 | Bakara 247. Ayet (2:247:7) | بَعَثَ | بعث | be’aśe | gönderdi | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara, “Allah, size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 6 | Nisâ 79. Ayet (4:79:13) | وَاَرْسَلْنَاكَ | وارسلناك | ve erselnâke | ve seni gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter. | |||||
| 7 | Nisâ 165. Ayet (4:165:1) | رُسُلًا | رسلا | rusulen | elçiler (gönderdik) ki | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 8 | Mâide 31. Ayet (5:31:1) | فَبَعَثَ | فبعث | fe-be’aśa | derken gönderdi | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. | |||||
| 9 | Mâide 46. Ayet (5:46:1) | وَقَفَّيْنَا | وقفينا | ve kaffeynâ | ve gönderdik | ق ف و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik. | |||||
| 10 | Mâide 80. Ayet (5:80:9) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | (yapıp) gönderdiği | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan birçoğunun inkâr edenleri dost edindiklerini görürsün. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey; Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedî kalıcıdırlar. | |||||
| 11 | En'am 42. Ayet (6:42:2) | اَرْسَلْنَٓا | ارسلنا | erselnâ | (elçiler) gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. | |||||
| 12 | A'raf 59. Ayet (7:59:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi. | |||||
| 13 | A'raf 65. Ayet (7:65:1) | وَاِلٰى | والى | ve ilâ | ve (gönderdik) | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik. Onlara, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” dedi. | |||||
| 14 | A'raf 73. Ayet (7:73:4) | صَالِحًاۢ | صالحا | sâlihâ(an) | Salih'i (gönderdik) | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka bir ilâh yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi.. Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar.” | |||||
| 15 | A'raf 80. Ayet (7:80:1) | وَلُوطًا | ولوطا | ve lûtan | ve Lut'u da (gönderdik) | لُوطٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?” | |||||
| 16 | A'raf 85. Ayet (7:85:4) | شُعَيْبًاۜ | شعيبا | şu’aybâ(en) | Şuayb'i (gönderdik) | شُعَيْب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır.” | |||||
| 17 | A'raf 103. Ayet (7:103:2) | بَعَثْنَا | بعثنا | be’aśnâ | gönderdik | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onların ardından Mûsâ’yı, apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkâr ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu. | |||||
| 18 | A'raf 133. Ayet (7:133:1) | فَاَرْسَلْنَا | فارسلنا | fe-erselnâ | biz de gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. | |||||
| 19 | A'raf 162. Ayet (7:162:0) | فَاَرْسَلْنَا | فارسلنا | fe-erselnâ | biz de gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.[232] | |||||
| 20 | Tevbe 33. Ayet (9:33:0) | اَرْسَلَ | ارسل | ersele | gönderdi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. | |||||
| 21 | Yunus 74. Ayet (10:74:0) | بَعَثْنَا | بعثنا | be’aśnâ | gönderdik | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. | |||||
| 22 | Yunus 75. Ayet (10:75:0) | بَعَثْنَا | بعثنا | be’aśnâ | gönderdik | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. | |||||
| 23 | Hûd 50. Ayet (11:50:4) | هُودًاۜ | هودا | hûdâ(en) | Hud'u (gönderdik) | ه و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik. Hûd, şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. O’ndan başka sizin hiçbir ilâhınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz.” | |||||
| 24 | Hûd 61. Ayet (11:61:1) | وَاِلٰى | والى | ve ilâ | ve (gönderdik) | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yok. O, sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı.[276] Öyle ise O’ndan bağışlanma dileyin; sonra da O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir. | |||||
| 25 | Hûd 84. Ayet (11:84:1) | وَاِلٰى | والى | ve ilâ | ve (gönderdik) | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.” | |||||
| 26 | Hûd 96. Ayet (11:96:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 96,97. Andolsun, biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Hâlbuki Firavun’un emri doğru değildi. | |||||
| 27 | Yusuf 19. Ayet (12:19:3) | فَاَرْسَلُوا | فارسلوا | fe-erselû | gönderdiler | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu. | |||||
| 28 | Yusuf 31. Ayet (12:31:4) | اَرْسَلَتْ | ارسلت | erselet | (haber) gönderdi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a, “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir” dediler. | |||||
| 29 | Ra'd 30. Ayet (13:30:2) | اَرْسَلْنَاكَ | ارسلناك | erselnâke | seni gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahmân’ı inkâr ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. De ki: “O, benim Rabbimdir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben yalnız O’na tevekkül ettim, dönüşüm de yalnız O’nadır.” | |||||
| 30 | Ra'd 38. Ayet (13:38:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | biz gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. | |||||
| 31 | Hicr 10. Ayet (15:10:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | elçiler gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik. | |||||
| 32 | Hicr 22. Ayet (15:22:1) | وَاَرْسَلْنَا | وارسلنا | ve erselnâ | ve gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.[297] | |||||
| 33 | Nahl 36. Ayet (16:36:2) | بَعَثْنَا | بعثنا | be’aśnâ | biz gönderdik | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan[303] kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. | |||||
| 34 | Nahl 63. Ayet (16:63:3) | اَرْسَلْنَٓا | ارسلنا | erselnâ | elçi gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 35 | İsrâ 5. Ayet (17:5:5) | بَعَثْنَا | بعثنا | be’aśnâ | gönderdik | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. | |||||
| 36 | İsrâ 77. Ayet (17:77:4) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdiğimiz | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın. | |||||
| 37 | İsrâ 94. Ayet (17:94:12) | اَبَعَثَ | ابعث | ebe’aśa | mı gönderdi? | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, “Allah, bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur. | |||||
| 38 | Meryem 17. Ayet (19:17:5) | فَاَرْسَلْنَٓا | فارسلنا | fe-erselnâ | biz de gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 16,17. (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an.[340] Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü. | |||||
| 39 | Meryem 83. Ayet (19:83:4) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kâfirlerin başına, onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi? | |||||
| 40 | Mü'minûn 23. Ayet (23:23:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | biz gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. | |||||
| 41 | Mü'minûn 32. Ayet (23:32:1) | فَاَرْسَلْنَا | فارسلنا | fe-erselnâ | ve gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. | |||||
| 42 | Mü'minûn 44. Ayet (23:44:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun! | |||||
| 43 | Mü'minûn 45. Ayet (23:45:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 45,46. Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular. | |||||
| 44 | Furkan 48. Ayet (25:48:3) | اَرْسَلَ | ارسل | ersele | gönderdi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 48,49. O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. | |||||
| 45 | Şu'arâ 53. Ayet (26:53:1) | فَاَرْسَلَ | فارسل | fe-ersele | sonra gönderdi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. | |||||
| 46 | Neml 45. Ayet (27:45:2) | اَرْسَلْنَٓا | ارسلنا | erselnâ | biz gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine, kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar. | |||||
| 47 | Ankebut 14. Ayet (29:14:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | biz gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi. | |||||
| 48 | Ankebut 16. Ayet (29:16:1) | وَاِبْرٰه۪يمَ | وابرهيم | ve ibrâhîme | ve İbrahim(i gönderdik) | إِبْرَاهِيم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin, O’na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.” | |||||
| 49 | Ankebut 36. Ayet (29:36:4) | شُعَيْبًاۙ | شعيبا | şu’ayben | Şuayb'i (gönderdik) | شُعَيْب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medyen’e de kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik. Şu’ayb, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın” dedi. | |||||
| 50 | Ankebut 40. Ayet (29:40:6) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||