| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 7. Ayet (2:7:8) | اَبْصَارِهِمْ | ابصارهم | ebsârihim | gözlerinin | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. | |||||
| 2 | Bakara 20. Ayet (2:20:4) | اَبْصَارَهُمْۜ | ابصارهم | ebsârahum | gözlerini | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 13. Ayet (3:13:18) | الْعَيْنِۜ | العين | l-’ayn(i) | gözlerinin | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.[85] | |||||
| 4 | Âl-i İmran 13. Ayet (3:13:29) | الْاَبْصَارِ | الابصار | l-ebsâr(i) | gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.[85] | |||||
| 5 | Mâide 83. Ayet (5:83:8) | اَعْيُنَهُمْ | اعينهم | a’yunehum | gözlerinin | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. “Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed’in ümmeti) ile[156] beraber yaz” derler. | |||||
| 6 | En'am 46. Ayet (6:46:7) | وَاَبْصَارَكُمْ | وابصاركم | ve ebsârakum | ve gözlerinizi | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilâh kimmiş?” Bak, biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? | |||||
| 7 | En'am 103. Ayet (6:103:3) | الْاَبْصَارُۘ | الابصار | l-ebsâru | gözler | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 8 | En'am 103. Ayet (6:103:6) | الْاَبْصَارَۚ | الابصار | l-ebsâr(a) | gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 9 | En'am 110. Ayet (6:110:3) | وَاَبْصَارَهُمْ | وابصارهم | ve ebsârahum | ve gözlerini | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. | |||||
| 10 | A'raf 47. Ayet (7:47:3) | اَبْصَارُهُمْ | ابصارهم | ebsâruhum | gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler. | |||||
| 11 | A'raf 116. Ayet (7:116:6) | اَعْيُنَ | اعين | a’yune | gözlerini | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mûsâ), “Siz atın” dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar. | |||||
| 12 | A'raf 179. Ayet (7:179:0) | اَعْيُنٌ | اعين | a’yunun | gözleri | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235] | |||||
| 13 | A'raf 195. Ayet (7:195:0) | اَعْيُنٌ | اعين | a’yunun | gözleri | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” | |||||
| 14 | Enfal 6. Ayet (8:6:0) | يَنْظُرُونَۜ | ينظرون | yenzurûn(e) | gözleri göre göre | ن ظ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı. | |||||
| 15 | Enfal 44. Ayet (8:44:0) | اَعْيُنِكُمْ | اعينكم | a’yunikum | sizin gözlerinize | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah, olacak bir işi gerçekleştirsin. Bütün işler Allah’a döndürülür. | |||||
| 16 | Enfal 44. Ayet (8:44:0) | اَعْيُنِهِمْ | اعينهم | a’yunihim | onların gözlerinde | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah, olacak bir işi gerçekleştirsin. Bütün işler Allah’a döndürülür. | |||||
| 17 | Tevbe 92. Ayet (9:92:0) | وَاَعْيُنُهُمْ | واعينهم | ve a’yunuhum | ve gözlerinden | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. | |||||
| 18 | Yunus 31. Ayet (10:31:0) | وَالْاَبْصَارَ | والابصار | vel-ebsâra | ve gözlere | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. De ki: “O hâlde, Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” | |||||
| 19 | Hûd 31. Ayet (11:31:18) | اَعْيُنُكُمْ | اعينكم | a’yunukum | gözlerinizin | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır”, demiyorum; gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, “Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. | |||||
| 20 | Yusuf 31. Ayet (12:31:19) | اَكْبَرْنَهُ | اكبرنه | ekbernehu | onu (gözlerinde) büyüttüler | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a, “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir” dediler. | |||||
| 21 | Yusuf 84. Ayet (12:84:9) | عَيْنَاهُ | عيناه | ‘aynâhu | gözleri | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan yüz çevirdi ve, “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. O artık acısını içinde saklıyordu. | |||||
| 22 | İbrahim 42. Ayet (14:42:13) | الْاَبْصَارُۙ | الابصار | l-ebsâr(u) | gözlerin | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. | |||||
| 23 | Hicr 15. Ayet (15:15:4) | اَبْصَارُنَا | ابصارنا | ebsârunâ | gözlerimiz | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 14,15. Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine “Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz” derlerdi. | |||||
| 24 | Hicr 79. Ayet (15:79:4) | لَبِاِمَامٍ | لبامام | lebi-imâmin | (gözler) ön(ün)dedir | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şu’ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler. | |||||
| 25 | Hicr 88. Ayet (15:88:3) | عَيْنَيْكَ | عينيك | ‘ayneyke | gözlerini | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir. | |||||
| 26 | Nahl 78. Ayet (16:78:12) | وَالْاَبْصَارَ | والابصار | vel-ebsâra | ve gözler | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. | |||||
| 27 | Nahl 108. Ayet (16:108:8) | وَاَبْصَارِهِمْۚ | وابصارهم | ve ebsârihim | ve gözlerini | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. | |||||
| 28 | Kehf 28. Ayet (18:28:13) | عَيْنَاكَ | عيناك | ‘aynâke | gözlerin | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. | |||||
| 29 | Kehf 101. Ayet (18:101:3) | اَعْيُنُهُمْ | اعينهم | a’yunuhum | gözleri | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 100,101. O gün cehennemi; gözleri Zikr’ime (Kur’an’a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kâfirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz! | |||||
| 30 | Tâhâ 131. Ayet (20:131:3) | عَيْنَيْكَ | عينيك | ‘ayneyke | gözlerini | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. | |||||
| 31 | Enbiyâ 97. Ayet (21:97:7) | اَبْصَارُ | ابصار | ebsâru | gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler. | |||||
| 32 | Hacc 46. Ayet (22:46:17) | الْاَبْصَارُ | الابصار | l-ebsâru | gözler | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur. | |||||
| 33 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:6) | بِاَعْيُنِنَا | باعيننا | bi-a’yuninâ | gözlerimizin önünde | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 34 | Mü'minûn 78. Ayet (23:78:6) | وَالْاَبْصَارَ | والابصار | vel-ebsâra | ve gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 35 | Nûr 37. Ayet (24:37:19) | وَالْاَبْصَارُۙ | والابصار | vel-ebsâr(u) | ve gözlerin | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37. Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. | |||||
| 36 | Nûr 43. Ayet (24:43:38) | بِالْاَبْصَارِۜ | بالابصار | bil-ebsâr(i) | gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 37 | Nûr 44. Ayet (24:44:10) | الْاَبْصَارِ | الابصار | l-ebsâr(i) | gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. | |||||
| 38 | Furkan 74. Ayet (25:74:10) | اَعْيُنٍ | اعين | a’yunin | gözler | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir. | |||||
| 39 | Secde 9. Ayet (32:9:10) | وَالْاَبْصَارَ | والابصار | vel-ebsâra | ve gözler | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 40 | Secde 17. Ayet (32:17:9) | اَعْيُنٍۚ | اعين | a’yunin | gözler | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. | |||||
| 41 | Ahzab 10. Ayet (33:10:10) | الْاَبْصَارُ | الابصار | l-ebsâru | gözler | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz. | |||||
| 42 | Ahzab 19. Ayet (33:19:10) | اَعْيُنُهُمْ | اعينهم | a’yunuhum | gözleri | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 18,19. Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu, Allah’a kolaydır. | |||||
| 43 | Ahzab 51. Ayet (33:51:20) | اَعْيُنُهُنَّ | اعينهن | a’yunuhunne | onların gözlerinin | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 44 | Yâsîn 66. Ayet (36:66:5) | اَعْيُنِهِمْ | اعينهم | a’yunihim | gözleri | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?! | |||||
| 45 | Sâd 63. Ayet (38:63:6) | الْاَبْصَارُ | الابصار | l-ebsâr(u) | gözler(imiz) | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” | |||||
| 46 | Mü'min 19. Ayet (40:19:3) | الْاَعْيُنِ | الاعين | l-a’yuni | gözlerin | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. | |||||
| 47 | Fussilet 20. Ayet (41:20:8) | وَاَبْصَارُهُمْ | وابصارهم | ve ebsâruhum | ve gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler. | |||||
| 48 | Fussilet 22. Ayet (41:22:9) | اَبْصَارُكُمْ | ابصاركم | ebsârukum | gözlerinizin | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.” | |||||
| 49 | Zuhruf 71. Ayet (43:71:12) | الْاَعْيُنُۚ | الاعين | l-a’yun(u) | gözlerin | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız. | |||||
| 50 | Ahkaf 26. Ayet (46:26:10) | وَاَبْصَارًا | وابصارا | ve ebsâran | ve gözler | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı. | |||||