| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 550 | Hacc 56. Ayet (22:56:2) | يَوْمَئِذٍ | يومئذ | yevmeiżin | o gün | يَوْمَئِذٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah’ındır. O, insanların arasında hükmünü verir. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naîm Cennetleri’ndedirler. | |||||
| 551 | Hacc 61. Ayet (22:61:7) | النَّهَارِ | النهار | nnehâri | gündüzün | ن ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir. | |||||
| 552 | Hacc 61. Ayet (22:61:9) | النَّهَارَ | النهار | nnehâra | gündüzü | ن ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir. | |||||
| 553 | Hacc 65. Ayet (22:65:5) | سَخَّرَ | سخر | seḣḣara | buyruğunuza verdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. | |||||
| 554 | Hacc 69. Ayet (22:69:4) | يَوْمَ | يوم | yevme | günü | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. | |||||
| 555 | Hacc 69. Ayet (22:69:7) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. | |||||
| 556 | Mü'minûn 16. Ayet (23:16:3) | يَوْمَ | يوم | yevme | günü | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz. | |||||
| 557 | Mü'minûn 35. Ayet (23:35:4) | مِتُّمْ | متم | mittum | öldüğünüz | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, öldüğünüz, toprak ve kemik hâline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?” | |||||
| 558 | Mü'minûn 35. Ayet (23:35:5) | وَكُنْتُمْ | وكنتم | ve kuntum | ve olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, öldüğünüz, toprak ve kemik hâline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?” | |||||
| 559 | Mü'minûn 50. Ayet (23:50:10) | قَرَارٍ | قرار | karârin | oturmaya uygun | ق ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. | |||||
| 560 | Mü'minûn 65. Ayet (23:65:3) | الْيَوْمَ | اليوم | l-yevm(e) | bugün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşuna feryat edip durmayın bugün. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz. | |||||
| 561 | Mü'minûn 80. Ayet (23:80:8) | وَالنَّهَارِۜ | والنهار | ve-nnehâr(i) | ve gündüzün | ن ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 562 | Mü'minûn 86. Ayet (23:86:4) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | göğün | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” | |||||
| 563 | Mü'minûn 100. Ayet (23:100:15) | يَوْمِ | يوم | yevmi | güne | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 99,100. Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. | |||||
| 564 | Mü'minûn 101. Ayet (23:101:8) | يَوْمَئِذٍ | يومئذ | yevmeiżin | o gün | يَوْمَئِذٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sûr’a üfürüldüğü zaman, (işte) o gün ne aralarında soy-sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır. | |||||
| 565 | Mü'minûn 111. Ayet (23:111:3) | الْيَوْمَ | اليوم | l-yevme | bugün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 566 | Mü'minûn 113. Ayet (23:113:3) | يَوْمًا | يوما | yevmen | bir gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor” derler. | |||||
| 567 | Mü'minûn 113. Ayet (23:113:6) | يَوْمٍ | يوم | yevmin | günün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor” derler. | |||||
| 568 | Nûr 2. Ayet (24:2:20) | وَالْيَوْمِ | واليوم | vel-yevmi | ve gününe | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. | |||||
| 569 | Nûr 6. Ayet (24:6:16) | لَمِنَ | لمن | lemine | -den olduğuna | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, Allah’ın lânetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir. | |||||
| 570 | Nûr 8. Ayet (24:8:10) | لَمِنَ | لمن | lemine | -den olduğuna | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi), beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır. | |||||
| 571 | Nûr 11. Ayet (24:11:21) | الْاِثْمِۚ | الاثم | l-iśm(i) | günahının | أ ث م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.[385] | |||||
| 572 | Nûr 11. Ayet (24:11:24) | كِبْرَهُ | كبره | kibrahu | en büyüğünü | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.[385] | |||||
| 573 | Nûr 24. Ayet (24:24:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | o gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır. | |||||
| 574 | Nûr 25. Ayet (24:25:1) | يَوْمَئِذٍ | يومئذ | yevmeiżin | o gün | يَوْمَئِذٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir. | |||||
| 575 | Nûr 29. Ayet (24:29:3) | جُنَاحٌ | جناح | cunâhun | bir günah | ج ن ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinde size ait bir eşya olan, oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir. | |||||
| 576 | Nûr 29. Ayet (24:29:15) | تُبْدُونَ | تبدون | tubdûne | açığa vurduğunuz | ب د و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinde size ait bir eşya olan, oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir. | |||||
| 577 | Nûr 33. Ayet (24:33:21) | خَيْرًاۗ | خيرا | ḣayrâ(an) | hayırlı olduğunu | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.[387] Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. | |||||
| 578 | Nûr 37. Ayet (24:37:15) | يَوْمًا | يوما | yevmen | günden | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37. Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. | |||||
| 579 | Nûr 44. Ayet (24:44:4) | وَالنَّهَارَۜ | والنهار | ve-nnehâr(a) | ve gündüzü | ن ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. | |||||
| 580 | Nûr 54. Ayet (24:54:12) | وَعَلَيْكُمْ | وعليكم | ve ’aleykum | ve sizin sorumluluğunuz | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 581 | Nûr 58. Ayet (24:58:36) | جُنَاحٌ | جناح | cunâhun | bir günah | ج ن ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 582 | Nûr 60. Ayet (24:60:10) | جُنَاحٌ | جناح | cunâhun | bir günah | ج ن ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 583 | Nûr 61. Ayet (24:61:46) | مَلَكْتُمْ | ملكتم | melektum | sahip olduğunuzun | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur.[390] Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. | |||||
| 584 | Nûr 61. Ayet (24:61:52) | جُنَاحٌ | جناح | cunâhun | bir günah | ج ن ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur.[390] Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. | |||||
| 585 | Nûr 64. Ayet (24:64:12) | عَلَيْهِۜ | عليه | ‘aleyhi | üzerinde olduğunuzu | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 586 | Nûr 64. Ayet (24:64:13) | وَيَوْمَ | ويوم | ve yevme | ve gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 587 | Furkan 14. Ayet (25:14:3) | الْيَوْمَ | اليوم | l-yevme | bugün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, birçok kere yok olmayı isteyin!” (denir.) | |||||
| 588 | Furkan 17. Ayet (25:17:1) | وَيَوْمَ | ويوم | ve yevme | ve gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin, onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. | |||||
| 589 | Furkan 22. Ayet (25:22:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”[391] diyecekler. | |||||
| 590 | Furkan 22. Ayet (25:22:6) | يَوْمَئِذٍ | يومئذ | yevmeiżin | işte o gün | يَوْمَئِذٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”[391] diyecekler. | |||||
| 591 | Furkan 24. Ayet (25:24:3) | يَوْمَئِذٍ | يومئذ | yevmeiżin | o gün | يَوْمَئِذٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir. | |||||
| 592 | Furkan 25. Ayet (25:25:1) | وَيَوْمَ | ويوم | ve yevme | ve gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. | |||||
| 593 | Furkan 25. Ayet (25:25:3) | السَّمَٓاءُ | السماء | ssemâu | göğün | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. | |||||
| 594 | Furkan 26. Ayet (25:26:2) | يَوْمَئِذٍۨ | يومئذ | yevmeiżin(i) | o gün | يَوْمَئِذٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kâfirlere zorlu bir gün olacaktır. | |||||
| 595 | Furkan 26. Ayet (25:26:6) | يَوْمًا | يوما | yevmen | bir gündür | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kâfirlere zorlu bir gün olacaktır. | |||||
| 596 | Furkan 27. Ayet (25:27:1) | وَيَوْمَ | ويوم | ve yevme | ve o gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!” | |||||
| 597 | Furkan 38. Ayet (25:38:8) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîrâ(n) | daha birçoğunu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd ve Semûd kavimlerini, Ress halkını[393] ve bunların arasında pek çok nesilleri de helâk ettik. | |||||
| 598 | Furkan 42. Ayet (25:42:16) | اَضَلُّ | اضل | edallu | sapık olduğunu | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 41,42. Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilâhlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilâhlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. | |||||
| 599 | Furkan 45. Ayet (25:45:11) | سَاكِنًاۚ | ساكنا | sâkinen | durgun | س ك ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. | |||||