"gün" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 1086 sonuç bulundu.
600 - 650 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
600 Furkan 45. Ayet (25:45:14) الشَّمْسَ الشمس -şşemse güneşi ش م س
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.
601 Furkan 47. Ayet (25:47:10) النَّهَارَ النهار nnehâra gündüzü ن ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.
602 Furkan 49. Ayet (25:49:10) كَث۪يرًا كثيرا keśîrâ(n) birçoğunu ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) 48,49. O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.
603 Furkan 58. Ayet (25:58:11) بِذُنُوبِ بذنوب bi-żunûbi günahlarını ذ ن ب
Diyanet İşleri (Yeni) Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!
604 Furkan 59. Ayet (25:59:9) اَيَّامٍ ايام eyyâmin günde ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a[394] kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor!
605 Furkan 62. Ayet (25:62:5) وَالنَّهَارَ والنهار ve-nnehâra ve gündüzü ن ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.
606 Furkan 69. Ayet (25:69:4) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedî kalır.
607 Şu'arâ 28. Ayet (26:28:3) الْمَشْرِقِ المشرق l-meşriki doğunun ش ر ق
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir” dedi.
608 Şu'arâ 38. Ayet (26:38:4) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.
609 Şu'arâ 49. Ayet (26:49:9) لَكَب۪يرُكُمُ لكبيركم le-kebîrukumu büyüğünüzdür ك ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi.
610 Şu'arâ 60. Ayet (26:60:2) مُشْرِق۪ينَ مشرقين muşrikîn(e) güneş doğarken ش ر ق
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.
611 Şu'arâ 82. Ayet (26:82:7) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur.”
612 Şu'arâ 87. Ayet (26:87:3) يَوْمَ يوم yevme gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!”
613 Şu'arâ 88. Ayet (26:88:1) يَوْمَ يوم yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!”
614 Şu'arâ 135. Ayet (26:135:5) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Çünkü ben, sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.”
615 Şu'arâ 152. Ayet (26:152:2) يُفْسِدُونَ يفسدون yufsidûne bozgunculuk yapan ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) 151,152. “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.”
616 Şu'arâ 155. Ayet (26:155:8) يَوْمٍ يوم yevmin bir gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Salih, şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.”
617 Şu'arâ 156. Ayet (26:156:6) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.”
618 Şu'arâ 183. Ayet (26:183:9) مُفْسِد۪ينَۚ مفسدين mufsidîn(e) bozgunculuk yaparak ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
619 Şu'arâ 189. Ayet (26:189:4) يَوْمِ يوم yevmi gününün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar Şu’ayb’ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.[401]
620 Şu'arâ 189. Ayet (26:189:9) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar Şu’ayb’ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.[401]
621 Şu'arâ 218. Ayet (26:218:4) تَقُومُۙ تقوم tekûm(u) namaza durduğun ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) 217,218,219. Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.
622 Şu'arâ 222. Ayet (26:222:5) اَث۪يمٍۙ اثيم eśîm(in) günahkar أ ث م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, her günahkâr yalancıya inerler.
623 Neml 14. Ayet (27:14:11) الْمُفْسِد۪ينَ۟ المفسدين l-mufsidîn(e) bozguncuların ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
624 Neml 24. Ayet (27:24:4) لِلشَّمْسِ للشمس li-şşemsi güneşe ش م س
Diyanet İşleri (Yeni) “Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.”
625 Neml 47. Ayet (27:47:7) طَٓائِرُكُمْ طائركم tâirukum uğursuzluğunuz ط ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık” dediler. Salih, “Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi.
626 Neml 48. Ayet (27:48:6) يُفْسِدُونَ يفسدون yufsidûne bozgunculuk yaparlardı ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.
627 Neml 69. Ayet (27:69:7) كَانَ كان kâne olduğunu ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.”
628 Neml 76. Ayet (27:76:8) اَكْثَرَ اكثر ekśera birçoğunu ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu Kur’an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.
629 Neml 83. Ayet (27:83:1) وَيَوْمَ ويوم ve yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.[411]
630 Neml 84. Ayet (27:84:12) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!”
631 Neml 86. Ayet (27:86:8) وَالنَّهَارَ والنهار ve-nnehâra ve gündüzü ن ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.
632 Neml 87. Ayet (27:87:1) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler.
633 Neml 89. Ayet (27:89:10) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.
634 Neml 90. Ayet (27:90:12) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.)
635 Kasas 4. Ayet (28:4:19) الْمُفْسِد۪ينَ المفسدين l-mufsidîn(e) bozguncular- ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
636 Kasas 14. Ayet (28:14:4) وَاسْتَوٰٓى واستوى vestevâ ve olgunlaşınca س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız.
637 Kasas 19. Ayet (28:19:17) قَتَلْتَ قتلت katelte öldürdüğün ق ت ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi.
638 Kasas 41. Ayet (28:41:6) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.
639 Kasas 42. Ayet (28:42:6) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve günü ise ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Bu dünyada onları lânete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır.
640 Kasas 47. Ayet (28:47:6) قَدَّمَتْ قدمت kaddemet yaptıkları (günahları) ق د م
Diyanet İşleri (Yeni) Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
641 Kasas 61. Ayet (28:61:14) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?
642 Kasas 62. Ayet (28:62:1) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla!
643 Kasas 64. Ayet (28:64:3) شُرَكَٓاءَكُمْ شركاءكم şurakâekum koştuğunuz ortakları ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Haydi ortaklarınızı çağırın!” denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi.
644 Kasas 65. Ayet (28:65:1) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onlara seslenerek, “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla.”
645 Kasas 66. Ayet (28:66:4) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar.
646 Kasas 69. Ayet (28:69:7) يُعْلِنُونَ يعلنون yu’linûn(e) açığa vurduğunu ع ل ن
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir.
647 Kasas 71. Ayet (28:71:10) يَوْمِ يوم yevmi gününe kadar ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ne dersiniz? Allah, üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah’tan başka hangi ilâh size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?”
648 Kasas 72. Ayet (28:72:7) النَّهَارَ النهار nnehâra gündüzü ن ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ne dersiniz? Allah, üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah’tan başka hangi ilâh size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?”
649 Kasas 72. Ayet (28:72:10) يَوْمِ يوم yevmi gününe kadar ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ne dersiniz? Allah, üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah’tan başka hangi ilâh size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?”