"gün" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 1086 sonuç bulundu.
800 - 850 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
800 Fussilet 47. Ayet (41:47:19) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve (o) gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok.”
801 Fussilet 51. Ayet (41:51:9) مَسَّهُ مسه messehu ona dokunduğunda م س س
Diyanet İşleri (Yeni) İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.
802 Şûrâ 7. Ayet (42:7:12) يَوْمَ يوم yevme gününe karşı ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
803 Şûrâ 10. Ayet (42:10:2) اخْتَلَفْتُمْ اختلفتم -ḣteleftum ayrılığa düştüğünüz خ ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum.
804 Şûrâ 15. Ayet (42:15:5) اُمِرْتَۚ امرت umirt(e) emrolunduğun أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevâ ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben, Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O’nadır.”
805 Şûrâ 18. Ayet (42:18:13) الْحَقُّۜ الحق l-hakk(u) gerçek olduğunu ح ق ق
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
806 Şûrâ 30. Ayet (42:30:10) كَث۪يرٍۜ كثير keśîr(in) birçoğunu ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.
807 Şûrâ 34. Ayet (42:34:7) كَث۪يرٍۘ كثير keśîr(in) birçoğunu da ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helâk eder, birçoğunu da affeder.
808 Şûrâ 37. Ayet (42:37:4) الْاِثْمِ الاثم l-iśmi günahlardan أ ث م
Diyanet İşleri (Yeni) 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
809 Şûrâ 40. Ayet (42:40:2) سَيِّئَةٍ سيئة seyyietin kötülüğün س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez.
810 Şûrâ 45. Ayet (42:45:20) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, “İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. İyi bilin ki zâlimler, sürekli bir azap içindedirler.
811 Şûrâ 47. Ayet (42:47:7) يَوْمٌ يوم yevmun bir gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’tan, geri çevrilmesi imkânsız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkâr edebilirsiniz!
812 Şûrâ 47. Ayet (42:47:17) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’tan, geri çevrilmesi imkânsız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkâr edebilirsiniz!
813 Zuhruf 24. Ayet (43:24:6) وَجَدْتُمْ وجدتم vecedtum bulduğunuz و ج د
Diyanet İşleri (Yeni) (Gönderilen uyarıcı,) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler.
814 Zuhruf 39. Ayet (43:39:3) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız” denir.
815 Zuhruf 63. Ayet (43:63:13) تَخْتَلِفُونَ تختلفون taḣtelifûne ayrılığa düştüğünüz خ ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) İsa, apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
816 Zuhruf 65. Ayet (43:65:10) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin hâline!
817 Zuhruf 67. Ayet (43:67:2) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.
818 Zuhruf 68. Ayet (43:68:6) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.”
819 Zuhruf 78. Ayet (43:78:5) اَكْثَرَكُمْ اكثركم ekśerakum sizin çoğunuz ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.
820 Zuhruf 83. Ayet (43:83:6) يَوْمَهُمُ يومهم yevmehumu günlerine ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Bırak onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.
821 Duhân 10. Ayet (44:10:2) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Göğün açık bir duman[486] getireceği günü bekle.
822 Duhân 10. Ayet (44:10:4) السَّمَٓاءُ السماء ssemâu göğün س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göğün açık bir duman[486] getireceği günü bekle.
823 Duhân 16. Ayet (44:16:1) يَوْمَ يوم yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız.
824 Duhân 40. Ayet (44:40:2) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.
825 Duhân 40. Ayet (44:40:4) م۪يقَاتُهُمْ ميقاتهم mîkâtuhum varacağı gündür و ق ت
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.
826 Duhân 41. Ayet (44:41:1) يَوْمَ يوم yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.
827 Duhân 44. Ayet (44:44:2) الْاَث۪يمِۚۛ الاثيم l-eśîm(i) günahkarların أ ث م
Diyanet İşleri (Yeni) 43,44. Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir.
828 Duhân 50. Ayet (44:50:4) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!”
829 Câsiye 4. Ayet (45:4:4) يَبُثُّ يبث yebuśśu yaymakta olduğunda ب ث ث
Diyanet İşleri (Yeni) Sizin yaratılışınızda ve Allah’ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır.
830 Câsiye 5. Ayet (45:5:3) وَالنَّهَارِ والنهار ve nnehâri ve gündüzün ن ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgârları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır.
831 Câsiye 7. Ayet (45:7:4) اَث۪يمٍۙ اثيم eśîm(in) günah yüklü kimseye أ ث م
Diyanet İşleri (Yeni) Her günahkâr yalancının vay hâline!
832 Câsiye 8. Ayet (45:8:4) تُتْلٰى تتلى tutlâ okunduğunu ت ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele!
833 Câsiye 14. Ayet (45:14:8) اَيَّامَ ايام eyyâma günlerini ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) İnananlara söyle, Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin.
834 Câsiye 17. Ayet (45:17:19) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir.
835 Câsiye 26. Ayet (45:26:9) يَوْمِ يوم yevmi gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler.”
836 Câsiye 27. Ayet (45:27:5) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün batıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.
837 Câsiye 27. Ayet (45:27:8) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin işte o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün batıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.
838 Câsiye 28. Ayet (45:28:10) اَلْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.”
839 Câsiye 28. Ayet (45:28:13) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.”
840 Câsiye 29. Ayet (45:29:10) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İşte kitabımız, size karşı gerçeği söylüyor. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk.
841 Câsiye 34. Ayet (45:34:2) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi, bu gün biz de sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız da yoktur.”
842 Câsiye 34. Ayet (45:34:5) نَس۪يتُمْ نسيتم nesîtum unuttuğunuz ن س ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi, bu gün biz de sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız da yoktur.”
843 Câsiye 34. Ayet (45:34:7) يَوْمِكُمْ يومكم yevmikum gününüzle ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi, bu gün biz de sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız da yoktur.”
844 Câsiye 35. Ayet (45:35:10) فَالْيَوْمَ فاليوم fel-yevme artık bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez.
845 Ahkaf 5. Ayet (46:5:13) يَوْمِ يوم yevmi gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.
846 Ahkaf 20. Ayet (46:20:1) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.”
847 Ahkaf 20. Ayet (46:20:14) فَالْيَوْمَ فاليوم fel-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.”
848 Ahkaf 21. Ayet (46:21:24) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. Hani Ahkâf’taki kavmini, “Ancak Allah’a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı.
849 Ahkaf 31. Ayet (46:31:11) ذُنُوبِكُمْ ذنوبكم żunûbikum günahlarınız- ذ ن ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun, ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın.”