"gün" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 1086 sonuç bulundu.
850 - 900 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
850 Ahkaf 33. Ayet (46:33:12) بِقَادِرٍ بقادر bi-kâdirin kadir olduğunu ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın, ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
851 Ahkaf 34. Ayet (46:34:1) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün, “Bu gerçek değil miymiş?” denir. Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. Allah, “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der.
852 Ahkaf 35. Ayet (46:35:12) يَوْمَ يوم yevme gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir.
853 Ahkaf 35. Ayet (46:35:21) نَهَارٍۜ نهار nehâr(rin) gündüz- ن ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir.
854 Muhammed 2. Ayet (47:2:16) سَيِّـَٔاتِهِمْ سيـاتهم seyyiâtihim günahlarını س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir.
855 Muhammed 10. Ayet (47:10:7) كَانَ كان kâne olduğunu ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah, onları yerle bir etmiştir. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır.
856 Muhammed 19. Ayet (47:19:8) لِذَنْبِكَ لذنبك li-żenbike kendi günahın için ذ ن ب
Diyanet İşleri (Yeni) Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Hem kendinin, hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir.
857 Muhammed 22. Ayet (47:22:6) تُفْسِدُوا تفسدوا tufsidû bozgunculuk yapacaksınız ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Demek, yüz çevirdiğinizde[494] yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi?
858 Fetih 2. Ayet (48:2:7) ذَنْبِكَ ذنبك żenbike günahların- ذ ن ب
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3. Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin.
859 Fetih 2. Ayet (48:2:9) تَاَخَّرَ تاخر teaḣḣara gelecek (günahlarından) أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3. Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin.
860 Fetih 16. Ayet (48:16:23) تَوَلَّيْتُمْ توليتم tevelleytum döndüğünüz و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: “Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır.”
861 Hucurât 2. Ayet (49:2:15) كَجَهْرِ كجهر ke-cehri yüksek sesle konuştuğunuz gibi ج ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.
862 Hucurât 9. Ayet (49:9:19) اَمْرِ امر emri buyruğuna أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.
863 Hucurât 12. Ayet (49:12:12) اِثْمٌ اثم iśm(un) günahtır أ ث م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
864 Kaf 19. Ayet (50:19:7) كُنْتَ كنت kunte senin olduğun ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, “İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir.
865 Kaf 20. Ayet (50:20:5) يَوْمُ يوم yevmu gündür ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.
866 Kaf 22. Ayet (50:22:11) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir” (denir.)
867 Kaf 30. Ayet (50:30:1) يَوْمَ يوم yevme (o) gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der.
868 Kaf 34. Ayet (50:34:4) يَوْمُ يوم yevmu günüdür ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Oraya esenlikle girin. İşte bu, ebedîlik günüdür.”
869 Kaf 38. Ayet (50:38:9) اَيَّامٍۗ ايام eyyâmin günde ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.
870 Kaf 38. Ayet (50:38:13) لُغُوبٍ لغوب luġûb(in) yorgunluk ل غ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.
871 Kaf 39. Ayet (50:39:10) الشَّمْسِ الشمس şşemsi güneş ش م س
Diyanet İşleri (Yeni) O hâlde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.[503]
872 Kaf 41. Ayet (50:41:2) يَوْمَ يوم yevme (o) gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün, (o sese) kulak ver.
873 Kaf 42. Ayet (50:42:1) يَوْمَ يوم yevme (o) gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. İşte bu, (kabirlerden) çıkış günüdür.
874 Kaf 42. Ayet (50:42:6) يَوْمُ يوم yevmu günüdür ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. İşte bu, (kabirlerden) çıkış günüdür.
875 Kaf 44. Ayet (50:44:1) يَوْمَ يوم yevme (o) gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, (hesap için) bir toplamadır, bize göre kolaydır.
876 Zâriyât 12. Ayet (51:12:3) يَوْمُ يوم yevmu günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar.
877 Zâriyât 13. Ayet (51:13:1) يَوْمَ يوم yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) 13,14. Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”
878 Zâriyât 14. Ayet (51:14:5) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 13,14. Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”
879 Zâriyât 23. Ayet (51:23:2) السَّمَٓاءِ السماء ssemâ-i göğün س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va’dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.
880 Zâriyât 23. Ayet (51:23:9) تَنْطِقُونَ۟ تنطقون tentikûn(e) konuştuğunuz ن ط ق
Diyanet İşleri (Yeni) Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va’dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.
881 Zâriyât 44. Ayet (51:44:3) اَمْرِ امر emri buyruğuna أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.
882 Zâriyât 60. Ayet (51:60:5) يَوْمِهِمُ يومهم yevmihimu günlerinden ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkâr edenlerin hâline!
883 Tûr 9. Ayet (52:9:1) يَوْمَ يوم yevme (o) gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.
884 Tûr 11. Ayet (52:11:2) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) 11,12. İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay hâline!
885 Tûr 13. Ayet (52:13:1) يَوْمَ يوم yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) 13,14. Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir.
886 Tûr 14. Ayet (52:14:4) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 13,14. Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir.
887 Tûr 23. Ayet (52:23:8) تَأْث۪يمٌ تأثيم te/śîm(un) günaha sokma أ ث م
Diyanet İşleri (Yeni) Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.
888 Tûr 44. Ayet (52:44:6) سَاقِطًا ساقطا sâkitan düştüğünü س ق ط
Diyanet İşleri (Yeni) Gökten düşmekte olan parçalar görseler, “Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır” derler.
889 Tûr 45. Ayet (52:45:4) يَوْمَهُمُ يومهم yevmehumu günlerine ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak.[508]
890 Tûr 46. Ayet (52:46:1) يَوْمَ يوم yevme (o) gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.
891 Necm 11. Ayet (53:11:5) رَاٰى راى raâ gördüğünde ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
892 Necm 32. Ayet (53:32:4) الْاِثْمِ الاثم l-iśmi günahın أ ث م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.
893 Necm 38. Ayet (53:38:3) وَازِرَةٌ وازرة vâziratun hiçbir günahkar و ز ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
894 Necm 38. Ayet (53:38:4) وِزْرَ وزر vizra (günah) yükünü و ز ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
895 Kamer 6. Ayet (54:6:3) يَوْمَ يوم yevme gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
896 Kamer 8. Ayet (54:8:7) يَوْمٌ يوم yevmun bir gündür ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler.
897 Kamer 11. Ayet (54:11:3) السَّمَٓاءِ السماء ssemâ-i göğün س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
898 Kamer 19. Ayet (54:19:7) يَوْمِ يوم yevmi bir günde ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
899 Kamer 26. Ayet (54:26:3) مَنِ من meni kim olduğunu  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!