"gün" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 1086 sonuç bulundu.
350 - 400 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
350 Yunus 67. Ayet (10:67:0) وَالنَّهَارَ والنهار ve-nnehâra ve gündüzü ن ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.
351 Yunus 73. Ayet (10:73:0) كَانَ كان kâne olduğuna ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu!
352 Yunus 78. Ayet (10:78:0) الْكِبْرِيَٓاءُ الكبرياء l-kibriyâu büyüklüğün ك ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hâkimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz.”
353 Yunus 81. Ayet (10:81:0) الْمُفْسِد۪ينَ المفسدين l-mufsidîn(e) bozguncuların ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Sihirbazlar atacaklarını atınca, Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez.
354 Yunus 91. Ayet (10:91:0) الْمُفْسِد۪ينَ المفسدين l-mufsidîn(e) bozguncular- ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.
355 Yunus 92. Ayet (10:92:0) فَالْيَوْمَ فاليوم fel-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir.
356 Yunus 93. Ayet (10:93:0) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
357 Yunus 101. Ayet (10:101:0) مَاذَا ماذا mâżâ neler olduğuna مَاذَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza.” Fakat âyetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.
358 Yunus 102. Ayet (10:102:0) اَيَّامِ ايام eyyâmi (başlarına gelen) günlerin ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”
359 Hûd 3. Ayet (11:3:24) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.
360 Hûd 7. Ayet (11:7:8) اَيَّامٍ ايام eyyâmin gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı[272] su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.
361 Hûd 7. Ayet (11:7:15) اَحْسَنُ احسن ahsenu daha güzel (olduğunu) ح س ن
Diyanet İşleri (Yeni) O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı[272] su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.
362 Hûd 8. Ayet (11:8:12) يَوْمَ يوم yevme gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.
363 Hûd 24. Ayet (11:24:2) الْفَر۪يقَيْنِ الفريقين l-ferîkayni iki topluluğun ف ر ق
Diyanet İşleri (Yeni) Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz?
364 Hûd 26. Ayet (11:26:10) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum.”
365 Hûd 27. Ayet (11:27:14) اتَّبَعَكَ اتبعك ttebe’ake sana uyduğunu ت ب ع
Diyanet İşleri (Yeni) Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler.
366 Hûd 27. Ayet (11:27:26) فَضْلٍ فضل fadlin üstünlüğünüzü ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler.
367 Hûd 43. Ayet (11:43:11) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
368 Hûd 60. Ayet (11:60:6) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve gününde ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Biliniz ki Âd kavmi, Rablerini inkâr etti. (Yine) biliniz ki Hûd’un kavmi Âd, Allah’ın rahmetinden uzaklaştı.
369 Hûd 65. Ayet (11:65:7) اَيَّامٍۜ ايام eyyâm(in) gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helâk olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir.”
370 Hûd 66. Ayet (11:66:13) يَوْمِئِذٍۜ يومئذ yevmi-iż(in) o günün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helâktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
371 Hûd 77. Ayet (11:77:12) يَوْمٌ يوم yevmun bir gündür ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi.
372 Hûd 84. Ayet (11:84:26) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.”
373 Hûd 85. Ayet (11:85:15) مُفْسِد۪ينَ مفسدين mufsidîn(e) bozguncular olarak ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
374 Hûd 91. Ayet (11:91:6) كَث۪يرًا كثيرا keśîran çoğunu ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.”
375 Hûd 91. Ayet (11:91:19) بِعَز۪يزٍ بعزيز bi’azîz(in) bir üstünlüğün ع ز ز
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.”
376 Hûd 93. Ayet (11:93:16) كَاذِبٌۜ كاذب kâżib(un) yalancı olduğunu ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.”
377 Hûd 97. Ayet (11:97:5) اَمْرَ امر emra buyruğuna أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) 96,97. Andolsun, biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Hâlbuki Firavun’un emri doğru değildi.
378 Hûd 98. Ayet (11:98:3) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası!
379 Hûd 99. Ayet (11:99:5) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve gününde ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek!
380 Hûd 103. Ayet (11:103:10) يَوْمٌ يوم yevmun bir gündür ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.[278]
381 Hûd 103. Ayet (11:103:15) يَوْمٌ يوم yevmun bir gündür ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.[278]
382 Hûd 105. Ayet (11:105:1) يَوْمَ يوم yevme O gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün geldiği zaman Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır, mutlu (cennetlik) olanlar da.
383 Hûd 112. Ayet (11:112:3) اُمِرْتَ امرت umirte emrolunduğun أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.
384 Hûd 114. Ayet (11:114:4) النَّهَارِ النهار nnehâri gündüzün ن ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.[279]
385 Yusuf 4. Ayet (12:4:12) وَالشَّمْسَ والشمس ve-şşemse ve güneşi ش م س
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Yûsuf, babasına “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti.
386 Yusuf 29. Ayet (12:29:6) لِذَنْبِكِۚ لذنبك li-żenbik(i) günahının ذ ن ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Yûsuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. (Ey Kadın,) sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen günah işleyenlerdensin.”
387 Yusuf 29. Ayet (12:29:10) الْخَاطِـ۪ٔينَ۟ الخاطـين l-ḣâti-în(e) günahkarlardan خ ط أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Yûsuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. (Ey Kadın,) sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen günah işleyenlerdensin.”
388 Yusuf 35. Ayet (12:35:2) بَدَا بدا bedâ uygun geldi ب د و
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onlar, Yûsuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular.
389 Yusuf 41. Ayet (12:41:20) تَسْتَفْتِيَانِۜ تستفتيان testeftiyân(i) sorduğunuz ف ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince,) biriniz efendisine şarap sunacak, diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir.”
390 Yusuf 51. Ayet (12:51:16) سُٓوءٍۜ سوء sû/(in) kötülüğünü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi.
391 Yusuf 54. Ayet (12:54:11) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Kral, “Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım”, dedi. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin.”
392 Yusuf 73. Ayet (12:73:7) لِنُفْسِدَ لنفسد li-nufside bozgunculuk yapmak için ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Allah’a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz.”
393 Yusuf 92. Ayet (12:92:5) الْيَوْمَۜ اليوم l-yevm(e) bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf dedi ki: “Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.
394 Yusuf 97. Ayet (12:97:6) ذُنُوبَنَٓا ذنوبنا żunûbenâ günahlarımızın ذ ن ب
Diyanet İşleri (Yeni) Oğulları, “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten suçlu idik” dediler.
395 Yusuf 97. Ayet (12:97:9) خَاطِـ۪ٔينَ خاطـين ḣâti-în(e) günah işledik خ ط أ
Diyanet İşleri (Yeni) Oğulları, “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten suçlu idik” dediler.
396 Yusuf 109. Ayet (12:109:18) كَانَ كان kâne olduğunu ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
397 Ra'd 2. Ayet (13:2:13) الشَّمْسَ الشمس şşemse güneşi ش م س
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.
398 Ra'd 3. Ayet (13:3:18) النَّهَارَۜ النهار nnehâr(a) gündüz(ün üzerine) ن ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır.[289] O, geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.
399 Ra'd 10. Ayet (13:10:14) بِالنَّهَارِ بالنهار bi-nnehâr(i) gündüzün ن ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir.