| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Mü'min 3. Ayet (40:3:2) | الذَّنْبِ | الذنب | żżenbi | günahı | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O’ndan başka ilâh yoktur. Dönüş ancak O’nadır. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 135. Ayet (3:135:14) | الذُّنُوبَ | الذنوب | żżunûbe | günahları | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. | |||||
| 3 | Zümer 53. Ayet (39:53:16) | الذُّنُوبَ | الذنوب | żżunûbe | günahları | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 4 | Rahman 39. Ayet (55:39:5) | ذَنْبِه۪ٓ | ذنبه | żenbihi | günahı- | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.[519] | |||||
| 5 | Fetih 2. Ayet (48:2:7) | ذَنْبِكَ | ذنبك | żenbike | günahların- | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin. | |||||
| 6 | Tekvîr 9. Ayet (81:9:2) | ذَنْبٍ | ذنب | żenbin | günah (yüzünden) | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman, | |||||
| 7 | Âl-i İmran 31. Ayet (3:31:11) | ذُنُوبَكُمْۜ | ذنوبكم | żunûbekum | günahlarınızı | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 8 | Ahzab 71. Ayet (33:71:6) | ذُنُوبَكُمْۜ | ذنوبكم | żunûbekum | günahlarınızı | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 70,71. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. | |||||
| 9 | Saf 12. Ayet (61:12:3) | ذُنُوبَكُمْ | ذنوبكم | żunûbekum | günahlarınızı | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bunu yapınız ki) Allah, günahlarınızı bağışlasın, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koysun. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 10 | Âl-i İmran 16. Ayet (3:16:8) | ذُنُوبَنَا | ذنوبنا | żunûbenâ | günahlarımızı | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 16,17. (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 147. Ayet (3:147:10) | ذُنُوبَنَا | ذنوبنا | żunûbenâ | günahlarımızı | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların sözleri ancak, “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. | |||||
| 12 | Âl-i İmran 193. Ayet (3:193:14) | ذُنُوبَنَا | ذنوبنا | żunûbenâ | günahlarımızı | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.” | |||||
| 13 | Yusuf 97. Ayet (12:97:6) | ذُنُوبَنَٓا | ذنوبنا | żunûbenâ | günahlarımızın | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oğulları, “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten suçlu idik” dediler. | |||||
| 14 | Mâide 49. Ayet (5:49:28) | ذُنُوبِهِمْۜ | ذنوبهم | żunûbihim | günahları yüzünden | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. | |||||
| 15 | Kasas 78. Ayet (28:78:27) | ذُنُوبِهِمُ | ذنوبهم | żunûbihimu | günahları- | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). | |||||
| 16 | İbrahim 10. Ayet (14:10:13) | ذُنُوبِكُمْ | ذنوبكم | żunûbikum | günahlarınızdan | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Hâlbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. | |||||
| 17 | Ahkaf 31. Ayet (46:31:11) | ذُنُوبِكُمْ | ذنوبكم | żunûbikum | günahlarınız- | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun, ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın.” | |||||
| 18 | Nûh 4. Ayet (71:4:4) | ذُنُوبِكُمْ | ذنوبكم | żunûbikum | günahlarınızdan | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 3,4. “Allah’a ibadet edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.” | |||||
| 19 | Tâhâ 73. Ayet (20:73:6) | خَطَايَانَا | خطايانا | ḣatâyânâ | günahlarımızı | خ ط أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır.” | |||||
| 20 | Yusuf 97. Ayet (12:97:9) | خَاطِـ۪ٔينَ | خاطـين | ḣâti-în(e) | günah işledik | خ ط أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oğulları, “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten suçlu idik” dediler. | |||||
| 21 | Alak 16. Ayet (96:16:3) | خَاطِئَةٍۚ | خاطئة | ḣâtie(tin) | günahkar | خ ط أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 15,16. Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız. | |||||
| 22 | İsrâ 31. Ayet (17:31:12) | خِطْـًٔا | خطـا | ḣit-en | günahtır | خ ط أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır. | |||||
| 23 | İnsân 24. Ayet (76:24:7) | اٰثِمًا | اثما | âśimen | günahkara | أ ث م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, Rabbinin hükmüne sabret. Onlardan hiçbir günahkâra ve hiçbir nanköre itaat etme. | |||||
| 24 | Bakara 283. Ayet (2:283:27) | اٰثِمٌ | اثم | âśimun | günahkardır | أ ث م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. | |||||
| 25 | Ankebut 40. Ayet (29:40:3) | بِذَنْبِه۪ۚ | بذنبه | biżenbih(i) | günahıyla | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 26 | En'am 6. Ayet (6:6:26) | بِذُنُوبِهِمْ | بذنوبهم | biżunûbihim | günahlarından ötürü | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. | |||||
| 27 | Enfal 52. Ayet (8:52:0) | بِذُنُوبِهِمْۜ | بذنوبهم | biżunûbihim | günahlarıyla | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr etmişler, Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, azabı çetin olandır. | |||||
| 28 | Mâide 18. Ayet (5:18:11) | بِذُنُوبِكُمْۜ | بذنوبكم | biżunûbikum | günahlarınızdan ötürü | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de O’nun yarattıklarından bir beşersiniz.” (Allah) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş de ancak O’nadır. | |||||
| 29 | Mülk 11. Ayet (67:11:2) | بِذَنْبِهِمْۚ | بذنبهم | bi-żenbihim | günahlarını | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah’ın rahmetinden uzak olsun! | |||||
| 30 | Şems 14. Ayet (91:14:6) | بِذَنْبِهِمْ | بذنبهم | bi-żenbihim | günahları yüzünden | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helâk etti ve kendilerini yerle bir etti. | |||||
| 31 | İsrâ 17. Ayet (17:17:10) | بِذُنُوبِ | بذنوب | bi-żunûbi | günahlarını | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh’tan sonra da nice nesilleri helâk ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter. | |||||
| 32 | Furkan 58. Ayet (25:58:11) | بِذُنُوبِ | بذنوب | bi-żunûbi | günahlarını | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter! | |||||
| 33 | Âl-i İmran 11. Ayet (3:11:11) | بِذُنُوبِهِمْۜ | بذنوبهم | bi-żunûbihim | günahlarıyla | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır. | |||||
| 34 | A'raf 100. Ayet (7:100:13) | بِذُنُوبِهِمْۚ | بذنوبهم | bi-żunûbihim | günahlarıyle | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. | |||||
| 35 | Enfal 54. Ayet (8:54:0) | بِذُنُوبِهِمْ | بذنوبهم | bi-żunûbihim | günahlarıyle | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helâk etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi. | |||||
| 36 | Tevbe 102. Ayet (9:102:0) | بِذُنُوبِهِمْ | بذنوبهم | bi-żunûbihim | günahlarını | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 37 | Mü'min 21. Ayet (40:21:23) | بِذُنُوبِهِمْ | بذنوبهم | bi-żunûbihim | günahları yüzünden | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Böyle iken Allah, günahları sebebiyle onları yakaladı. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı. | |||||
| 38 | Mü'min 11. Ayet (40:11:8) | بِذُنُوبِنَا | بذنوبنا | bi-żunûbinâ | günahlarımızı | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin.[472] Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?” | |||||
| 39 | Mâide 29. Ayet (5:29:5) | بِاِثْم۪ي | باثمي | bi-iśmî | benim günahımı | أ ث م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.” | |||||
| 40 | Bakara 206. Ayet (2:206:8) | بِالْاِثْمِ | بالاثم | bil-iśm(i) | günaha | أ ث م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır! | |||||
| 41 | Bakara 85. Ayet (2:85:13) | بِالْاِثْمِ | بالاثم | bil-iśmi | günah | أ ث م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 42 | Bakara 188. Ayet (2:188:15) | بِالْاِثْمِ | بالاثم | bil-iśmi | günah bir biçimde | أ ث م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin. | |||||
| 43 | Mücadele 8. Ayet (58:8:14) | بِالْاِثْمِ | بالاثم | bil-iśmi | günah hususunda | أ ث م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası![530] | |||||
| 44 | Mücadele 9. Ayet (58:9:9) | بِالْاِثْمِ | بالاثم | bil-iśmi | günah üzerinde | أ ث م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. | |||||
| 45 | Âl-i İmran 115. Ayet (3:115:9) | بِالْمُتَّق۪ينَ | بالمتقين | bil-muttekîn(e) | (günahlardan) korunanları | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir. | |||||
| 46 | Bakara 158. Ayet (2:158:13) | جُنَاحَ | جناح | cunâha | hiçbir günah | ج ن ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur.[42] Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir. | |||||
| 47 | Bakara 229. Ayet (2:229:30) | جُنَاحَ | جناح | cunâha | bir günah | ج ن ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 48 | Bakara 230. Ayet (2:230:15) | جُنَاحَ | جناح | cunâha | bir günah | ج ن ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. | |||||
| 49 | Bakara 233. Ayet (2:233:42) | جُنَاحَ | جناح | cunâha | günah | ج ن ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını i-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 50 | Bakara 233. Ayet (2:233:50) | جُنَاحَ | جناح | cunâha | bir günah | ج ن ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını i-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. | |||||