| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 258. Ayet (2:258:29) | بِالشَّمْسِ | بالشمس | bi-şşemsi | güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||
| 2 | Nisâ 57. Ayet (4:57:20) | ظَل۪يلًا | ظليلا | zalîlâ(n) | (hiç güneş sızmayan) eşsiz | ظ ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız. | |||||
| 3 | En'am 78. Ayet (6:78:3) | الشَّمْسَ | الشمس | şşemse | güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneşi doğarken görünce de, “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. O da batınca (kavmine dönüp), “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi. | |||||
| 4 | En'am 96. Ayet (6:96:6) | وَالشَّمْسَ | والشمس | ve-şşemse | ve güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). | |||||
| 5 | A'raf 14. Ayet (7:14:4) | يَوْمِ | يوم | yevmi | güne | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.” | |||||
| 6 | A'raf 54. Ayet (7:54:20) | وَالشَّمْسَ | والشمس | ve-şşemse | ve güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a[219] kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. | |||||
| 7 | Tevbe 77. Ayet (9:77:0) | يَوْمِ | يوم | yevmi | güne | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. | |||||
| 8 | Yunus 5. Ayet (10:5:0) | الشَّمْسَ | الشمس | şşemse | güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. | |||||
| 9 | Yusuf 4. Ayet (12:4:12) | وَالشَّمْسَ | والشمس | ve-şşemse | ve güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Yûsuf, babasına “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. | |||||
| 10 | Ra'd 2. Ayet (13:2:13) | الشَّمْسَ | الشمس | şşemse | güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. | |||||
| 11 | İbrahim 33. Ayet (14:33:3) | الشَّمْسَ | الشمس | şşemse | güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir. | |||||
| 12 | İbrahim 42. Ayet (14:42:10) | لِيَوْمٍ | ليوم | li-yevmin | bir güne | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. | |||||
| 13 | İbrahim 44. Ayet (14:44:3) | يَوْمَ | يوم | yevme | güne (karşı) | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” | |||||
| 14 | Hicr 36. Ayet (15:36:5) | يَوْمِ | يوم | yevmi | güne | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi. | |||||
| 15 | Hicr 73. Ayet (15:73:3) | مُشْرِق۪ينَۙ | مشرقين | muşrikîn(e) | güneşin doğarken | ش ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi. | |||||
| 16 | Nahl 12. Ayet (16:12:5) | وَالشَّمْسَ | والشمس | ve-şşemse | ve güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. | |||||
| 17 | İsrâ 78. Ayet (17:78:4) | الشَّمْسِ | الشمس | şşemsi | güneşin | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.[322] | |||||
| 18 | Kehf 17. Ayet (18:17:2) | الشَّمْسَ | الشمس | şşemse | güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın. | |||||
| 19 | Kehf 86. Ayet (18:86:5) | الشَّمْسِ | الشمس | şşemsi | güneşin | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik. | |||||
| 20 | Kehf 90. Ayet (18:90:5) | الشَّمْسِ | الشمس | şşemsi | güneşin | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu. | |||||
| 21 | Kehf 90. Ayet (18:90:14) | دُونِهَا | دونها | dûnihâ | ona (güneşe) karşı | د و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu. | |||||
| 22 | Tâhâ 130. Ayet (20:130:10) | الشَّمْسِ | الشمس | şşemsi | güneşin | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın. | |||||
| 23 | Enbiyâ 33. Ayet (21:33:6) | وَالشَّمْسَ | والشمس | ve-şşemse | ve güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. | |||||
| 24 | Hacc 18. Ayet (22:18:13) | وَالشَّمْسُ | والشمس | ve-şşemsu | ve güneş | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar. | |||||
| 25 | Mü'minûn 100. Ayet (23:100:15) | يَوْمِ | يوم | yevmi | güne | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 99,100. Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. | |||||
| 26 | Furkan 45. Ayet (25:45:14) | الشَّمْسَ | الشمس | -şşemse | güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. | |||||
| 27 | Şu'arâ 60. Ayet (26:60:2) | مُشْرِق۪ينَ | مشرقين | muşrikîn(e) | güneş doğarken | ش ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular. | |||||
| 28 | Neml 24. Ayet (27:24:4) | لِلشَّمْسِ | للشمس | li-şşemsi | güneşe | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.” | |||||
| 29 | Ankebut 61. Ayet (29:61:8) | الشَّمْسَ | الشمس | şşemse | güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar? | |||||
| 30 | Lokman 29. Ayet (31:29:14) | الشَّمْسَ | الشمس | şşemse | güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedin mi ki, Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah, işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. | |||||
| 31 | Fâtır 13. Ayet (35:13:10) | الشَّمْسَ | الشمس | şşemse | güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu, Allah’tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O’nundur. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. | |||||
| 32 | Yâsîn 38. Ayet (36:38:1) | وَالشَّمْسُ | والشمس | ve-şşemsu | ve güneş | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. | |||||
| 33 | Yâsîn 40. Ayet (36:40:2) | الشَّمْسُ | الشمس | şşemsu | güneş | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. | |||||
| 34 | Sâffât 144. Ayet (37:144:5) | يَوْمِ | يوم | yevmi | güne | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 143,144. Eğer o, Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı. | |||||
| 35 | Sâd 79. Ayet (38:79:5) | يَوْمِ | يوم | yevmi | güne | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İblis, “Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi. | |||||
| 36 | Zümer 5. Ayet (39:5:14) | الشَّمْسَ | الشمس | şşemse | güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. | |||||
| 37 | Mü'min 18. Ayet (40:18:2) | يَوْمَ | يوم | yevme | güne (karşı) | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. | |||||
| 38 | Fussilet 37. Ayet (41:37:5) | وَالشَّمْسُ | والشمس | ve-şşemsu | ve güneş | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin.[478] | |||||
| 39 | Fussilet 37. Ayet (41:37:9) | لِلشَّمْسِ | للشمس | li-şşemsi | güneşe | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin.[478] | |||||
| 40 | Kaf 39. Ayet (50:39:10) | الشَّمْسِ | الشمس | şşemsi | güneş | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.[503] | |||||
| 41 | Rahman 5. Ayet (55:5:1) | اَلشَّمْسُ | الشمس | eşşemsu | güneş | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. | |||||
| 42 | Nûh 16. Ayet (71:16:6) | الشَّمْسَ | الشمس | şşemse | güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | ‘Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?’ | |||||
| 43 | Kıyamet 9. Ayet (75:9:2) | الشَّمْسُ | الشمس | şşemsu | güneş | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 7,8,9,10. Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan “kaçış nereye?” diyecektir. | |||||
| 44 | İnsân 13. Ayet (76:13:8) | شَمْسًا | شمسا | şemsen | (yakıcı) güneş | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk. | |||||
| 45 | Tekvîr 1. Ayet (81:1:2) | الشَّمْسُ | الشمس | şşemsu | güneş | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneş, dürüldüğü zaman, | |||||
| 46 | Büruc 2. Ayet (85:2:1) | وَالْيَوْمِ | واليوم | vel-yevmi | ve güne andolsun | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Va’dedilmiş güne (kıyamete) andolsun, | |||||
| 47 | Şems 1. Ayet (91:1:1) | وَالشَّمْسِ | والشمس | ve-şşemsi | güneşe andolsun | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneşe ve onun aydınlığına andolsun, | |||||
| 48 | Şems 3. Ayet (91:3:3) | جَلّٰيهَاۙۖ | جليها | cellâhâ | onu (güneşi) ortaya çıkaran | ج ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun, | |||||