| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 44. Ayet (2:44:9) | اَفَلَا | افلا | efelâ | hâlâ | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? | |||||
| 2 | Nisâ 23. Ayet (4:23:6) | وَعَمَّاتُكُمْ | وعماتكم | ve ’ammâtukum | ve halalarınız | ع م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka.[113] Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 3 | Mâide 74. Ayet (5:74:2) | يَتُوبُونَ | يتوبون | yetûbûne | hala tevbe etmiyorlar mı? | ت و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlâ mı Allah’a tövbe etmezler ve O’ndan bağışlanma istemezler? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 4 | En'am 2. Ayet (6:2:13) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz hala | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. | |||||
| 5 | En'am 80. Ayet (6:80:25) | تَتَذَكَّرُونَ | تتذكرون | teteżekkerûn(e) | hala öğüt almıyor musunuz? | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” | |||||
| 6 | A'raf 145. Ayet (7:145:4) | الْاَلْوَاحِ | الالواح | l-elvâhi | levhalara | ل و ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim.” | |||||
| 7 | A'raf 150. Ayet (7:150:0) | الْاَلْوَاحَ | الالواح | l-elvâha | levhaları | ل و ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) “Ey anam oğlu” dedi, “Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma.” | |||||
| 8 | A'raf 154. Ayet (7:154:0) | الْاَلْوَاحَۚ | الالواح | l-elvâh(a) | levhaları | ل و ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı. | |||||
| 9 | Hûd 118. Ayet (11:118:8) | وَلَا | ولا | velâ | ama hala | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 118,119. Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.[280] | |||||
| 10 | Yusuf 85. Ayet (12:85:3) | تَفْتَؤُ۬ا | تفتؤا | tefteu | sen hâlâ | ف ت أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oğulları, “Allah’a yemin ederiz ki, sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler. | |||||
| 11 | Ra'd 31. Ayet (13:31:20) | يَا۬يْـَٔسِ | يايـس | yey-esi | hala anlamadılar mı? | ي أ س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. | |||||
| 12 | Nahl 72. Ayet (16:72:16) | اَفَبِالْبَاطِلِ | افبالباطل | efe-bilbâtili | hâlâ batıla mı? | ب ط ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? | |||||
| 13 | Enbiyâ 30. Ayet (21:30:18) | يُؤْمِنُونَ | يؤمنون | yu/minûn(e) | hala inanmıyorlar mı? | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? | |||||
| 14 | Enbiyâ 32. Ayet (21:32:5) | وَهُمْ | وهم | ve hum | onlar hala | هُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. | |||||
| 15 | Nûr 61. Ayet (24:61:37) | عَمَّاتِكُمْ | عماتكم | ‘ammâtikum | halalarınızın | ع م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur.[390] Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. | |||||
| 16 | Ankebut 67. Ayet (29:67:11) | اَفَبِالْبَاطِلِ | افبالباطل | efebil-bâtili | hâlâ batıla mı? | ب ط ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? | |||||
| 17 | Ahzab 50. Ayet (33:50:21) | عَمَّاتِكَ | عماتك | ‘ammâtike | halalarının | ع م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 18 | Yâsîn 35. Ayet (36:35:8) | يَشْكُرُونَ | يشكرون | yeşkurûn(e) | hala şükretmiyorlar mı? | ش ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 34,35. Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?[449] | |||||
| 19 | Yâsîn 73. Ayet (36:73:6) | يَشْكُرُونَ | يشكرون | yeşkurûn(e) | hala şükretmiyorlar mı? | ش ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi? | |||||
| 20 | Mürselât 33. Ayet (77:33:2) | جِمَالَتٌ | جمالت | cimâletun | bir halattır | ج م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar sanki birer kızıl devedir. | |||||