| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | En'am 68. Ayet (6:68:20) | الذِّكْرٰى | الذكرى | żżikrâ | hatırladıktan | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180] | |||||
| 2 | Zâriyât 55. Ayet (51:55:3) | الذِّكْرٰى | الذكرى | żżikrâ | hatırlatmak | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir. | |||||
| 3 | A'lâ 9. Ayet (87:9:4) | الذِّكْرٰىۜ | الذكرى | żżikrâ | hatırlatmak | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 135. Ayet (3:135:8) | ذَكَرُوا | ذكروا | żekerû | hatırlayarak | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. | |||||
| 5 | Sâd 49. Ayet (38:49:2) | ذِكْرٌۜ | ذكر | żikr(un) | bir hatırlamadır | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 49,50. Bu bir öğüttür. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır. | |||||
| 6 | En'am 69. Ayet (6:69:10) | ذِكْرٰى | ذكرى | żikrâ | bir hatırlatmak lazımdır | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar. | |||||
| 7 | Kehf 70. Ayet (18:70:12) | ذِكْرًا۟ | ذكرا | żikrâ(n) | bir hatırlatma | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O da şöyle dedi: “O hâlde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.” | |||||
| 8 | Tâhâ 113. Ayet (20:113:14) | ذِكْرًا | ذكرا | żikrâ(n) | bir hatırlama | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık. | |||||
| 9 | Mâide 20. Ayet (5:20:7) | اذْكُرُوا | اذكروا | żkurû | hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştı[147] ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.” | |||||
| 10 | İbrahim 6. Ayet (14:6:5) | اذْكُرُوا | اذكروا | żkurû | hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ kavmine, “Allah’ın size olan nimetini anın. Hani O sizi, Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti. | |||||
| 11 | Fâtır 3. Ayet (35:3:4) | اذْكُرُوا | اذكروا | żkurû | hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? | |||||
| 12 | Kehf 57. Ayet (18:57:4) | ذُكِّرَ | ذكر | żukkira | hatırlatılan | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329] | |||||
| 13 | A'raf 165. Ayet (7:165:0) | ذُكِّرُوا | ذكروا | żukkirû | hatırlatılan | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir azapla yakaladık. | |||||
| 14 | Furkan 73. Ayet (25:73:3) | ذُكِّرُوا | ذكروا | żukkirû | hatırlatıldığı | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler. | |||||
| 15 | Mâide 110. Ayet (5:110:8) | اذْكُرْ | اذكر | -żkur | hatırla | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. | |||||
| 16 | Bakara 40. Ayet (2:40:4) | اذْكُرُوا | اذكروا | -żkurû | hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları![13] Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. | |||||
| 17 | Bakara 47. Ayet (2:47:4) | اذْكُرُوا | اذكروا | -żkurû | hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. | |||||
| 18 | Bakara 122. Ayet (2:122:4) | اذْكُرُوا | اذكروا | -żkurû | hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın. | |||||
| 19 | Mâide 11. Ayet (5:11:5) | اذْكُرُوا | اذكروا | -żkurû | hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da, Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Allah’a karşı gelmekten sakının. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. | |||||
| 20 | Ahzab 9. Ayet (33:9:5) | اذْكُرُوا | اذكروا | -żkurû | hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.[437] | |||||
| 21 | Bakara 198. Ayet (2:198:13) | فَاذْكُرُوا | فاذكروا | feżkurû | anın (hatırlayın) | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat’tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife’ye) akın ettiğinizde, Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin.[59] Onu, size gösterdiği gibi zikredin. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz. | |||||
| 22 | Tûr 29. Ayet (52:29:1) | فَذَكِّرْ | فذكر | fe-żekkir | sen hatırlat | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) O hâlde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli. | |||||
| 23 | A'lâ 9. Ayet (87:9:1) | فَذَكِّرْ | فذكر | fe-żekkir | o halde hatırlat öğüt ver | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver. | |||||
| 24 | A'raf 69. Ayet (7:69:23) | فَاذْكُرُٓوا | فاذكروا | fe-żkurû | hatırlayın ki | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” | |||||
| 25 | A'raf 74. Ayet (7:74:18) | فَاذْكُرُٓوا | فاذكروا | fe-żkurû | artık hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” | |||||
| 26 | Mü'min 44. Ayet (40:44:1) | فَسَتَذْكُرُونَ | فستذكرون | fe-seteżkurûne | yakında hatırlayacaksınız | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir.” | |||||
| 27 | Bakara 282. Ayet (2:282:70) | فَتُذَكِّرَ | فتذكر | fe-tużekkira | hatırlatması için | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.[79] Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[80] | |||||
| 28 | A'lâ 10. Ayet (87:10:1) | سَيَذَّكَّرُ | سيذكر | seyeżżekkeru | hatırlar | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı derin saygı duyarak O’ndan korkan öğüt alacaktır. | |||||
| 29 | Abese 11. Ayet (80:11:3) | تَذْكِرَةٌۚ | تذكرة | teżkira(tun) | bir hatırlatmadır | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur’an) bir öğüttür. | |||||
| 30 | Zâriyât 55. Ayet (51:55:1) | وَذَكِّرْ | وذكر | ve żekkir | ama yine de hatırlat | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir. | |||||
| 31 | İbrahim 5. Ayet (14:5:12) | وَذَكِّرْهُمْ | وذكرهم | ve żekkirhum | ve onlara hatırlatması için | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’yı da, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 32 | Yunus 71. Ayet (10:71:0) | وَتَذْك۪ير۪ي | وتذكيري | ve teżkîrî | ve size hatırlatmam | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh’un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin! | |||||
| 33 | A'raf 205. Ayet (7:205:0) | وَاذْكُرْ | واذكر | veżkur | ve hatırla | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. | |||||
| 34 | Kehf 24. Ayet (18:24:5) | وَاذْكُرْ | واذكر | veżkur | ve an (hatırla) | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak, “Allah dilerse yapacağım” de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır” de. | |||||
| 35 | Meryem 16. Ayet (19:16:1) | وَاذْكُرْ | واذكر | veżkur | an (hatırla) | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 16,17. (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an.[340] Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü. | |||||
| 36 | Meryem 41. Ayet (19:41:1) | وَاذْكُرْ | واذكر | veżkur | an (hatırla) | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap’ta İbrahim’i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi. | |||||
| 37 | Âl-i İmran 103. Ayet (3:103:7) | وَاذْكُرُوا | واذكروا | veżkurû | ve hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. | |||||
| 38 | Mâide 7. Ayet (5:7:1) | وَاذْكُرُوا | واذكروا | veżkurû | ve hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik, itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 39 | A'raf 171. Ayet (7:171:0) | وَاذْكُرُوا | واذكروا | veżkurû | ve hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. | |||||
| 40 | Ahzab 34. Ayet (33:34:1) | وَاذْكُرْنَ | واذكرن | ve-żkurne | ve hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır. | |||||
| 41 | Bakara 63. Ayet (2:63:11) | وَاذْكُرُوا | واذكروا | ve-żkurû | ve hatırlayın | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik. | |||||
| 42 | Yusuf 45. Ayet (12:45:5) | وَادَّكَرَ | وادكر | veddekera | hatırladı | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı, nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve, “Ben size onun yorumunu haber veririm, hemen beni (zindana) gönderin” dedi. | |||||
| 43 | Nâzi'ât 35. Ayet (79:35:2) | يَتَذَكَّرُ | يتذكر | yeteżekkeru | hatırlar | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 34,35. En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar. | |||||