"he" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 1847 sonuç bulundu.
1050 - 1100 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1050 Hacc 61. Ayet (22:61:2) بِاَنَّ بان bi-enne şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
1051 Hacc 64. Ayet (22:64:1) لَهُ له lehu hep O'nundur لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir, elbette övgüye lâyıktır.
1052 Hacc 67. Ayet (22:67:1) لِكُلِّ لكل li-kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O hâlde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.
1053 Hacc 70. Ayet (22:70:11) ذٰلِكَ ذلك żâlike bunların hepsi ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmez misin ki, kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da)dır. Şüphesiz bu, Allah’a göre çok kolaydır.
1054 Hacc 70. Ayet (22:70:14) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmez misin ki, kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da)dır. Şüphesiz bu, Allah’a göre çok kolaydır.
1055 Hacc 73. Ayet (22:73:8) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de.
1056 Hacc 73. Ayet (22:73:19) لَهُۜ له leh(u) onların hepsi لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de.
1057 Hacc 74. Ayet (22:74:6) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
1058 Hacc 75. Ayet (22:75:8) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, meleklerden de resûller seçer, insanlardan da. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
1059 Mü'minûn 15. Ayet (23:15:2) اِنَّكُمْ انكم innekum şüphesiz siz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz.
1060 Mü'minûn 21. Ayet (23:21:1) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.
1061 Mü'minûn 25. Ayet (23:25:7) فَتَرَبَّصُوا فتربصوا fe-terabbesû hele gözetleyin ر ب ص
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz.”
1062 Mü'minûn 27. Ayet (23:27:16) كُلٍّ كل kullin her (cins)- ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
1063 Mü'minûn 30. Ayet (23:30:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz.
1064 Mü'minûn 36. Ayet (23:36:1) هَيْهَاتَ هيهات heyhâte heyhat (ne kadar uzak) هَيْهَاتَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Hâlbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!”
1065 Mü'minûn 36. Ayet (23:36:2) هَيْهَاتَ هيهات heyhâte heyhat (ne kadar uzak) هَيْهَاتَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Hâlbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!”
1066 Mü'minûn 44. Ayet (23:44:13) وَجَعَلْنَاهُمْ وجعلناهم ve ce’alnâhum ve hepsini yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
1067 Mü'minûn 48. Ayet (23:48:4) الْمُهْلَك۪ينَ المهلكين l-muhlekîn(e) helak edilenler- ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece ikisini de yalanladılar, bu yüzden de helâk edilenlerden oldular.
1068 Mü'minûn 52. Ayet (23:52:1) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu (İslâm), tek bir din olarak sizin dininizdir. Ben de Rabbinizim. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının.
1069 Mü'minûn 53. Ayet (23:53:5) كُلُّ كل kullu her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) (İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.
1070 Mü'minûn 57. Ayet (23:57:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Rablerinin azametinden korkup titreyenler,
1071 Mü'minûn 60. Ayet (23:60:7) اَنَّهُمْ انهم ennehum şüphesiz onlar  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,
1072 Mü'minûn 63. Ayet (23:63:13) لَهَا لها lehâ (hep) o (işler) için لَهَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak kâfirlerin kalbleri bu Kur’an’a karşı bir gaflet içindedir. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır.
1073 Mü'minûn 64. Ayet (23:64:6) اِذَا اذا iżâ hemen إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.
1074 Mü'minûn 65. Ayet (23:65:4) اِنَّكُمْ انكم innekum şüphesiz size إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Boşuna feryat edip durmayın bugün. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz.
1075 Mü'minûn 73. Ayet (23:73:1) وَاِنَّكَ وانك ve inneke ve şüphesiz sen إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.
1076 Mü'minûn 88. Ayet (23:88:5) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?”
1077 Mü'minûn 91. Ayet (23:91:13) كُلُّ كل kullu her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
1078 Mü'minûn 95. Ayet (23:95:1) وَاِنَّا وانا ve innâ şüphesiz biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.
1079 Mü'minûn 100. Ayet (23:100:7) اِنَّهَا انها innehâ şüphesiz bu إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 99,100. Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.
1080 Mü'minûn 103. Ayet (23:103:9) جَهَنَّمَ جهنم cehenneme cehennemde جَهَنَّمُ
Diyanet İşleri (Yeni) Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedî kalacaklardır.
1081 Mü'minûn 111. Ayet (23:111:1) اِنّ۪ي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.
1082 Mü'minûn 117. Ayet (23:117:11) فَاِنَّمَا فانما fe-innemâ şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı hâlde Allah ile birlikte başka bir ilâha taparsa, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler.
1083 Mü'minûn 117. Ayet (23:117:12) حِسَابُهُ حسابه hisâbuhu onun hesabı ح س ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı hâlde Allah ile birlikte başka bir ilâha taparsa, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler.
1084 Nûr 2. Ayet (24:2:4) كُلَّ كل kulle her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.
1085 Nûr 6. Ayet (24:6:11) اَحَدِهِمْ احدهم ehadihim onlardan her birinin أ ح د
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, Allah’ın lânetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir.
1086 Nûr 10. Ayet (24:10:6) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı, hâliniz nice olurdu?
1087 Nûr 11. Ayet (24:11:15) لِكُلِّ لكل li-kulli her (karşılığını görecektir) ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.[385]
1088 Nûr 19. Ayet (24:19:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
1089 Nûr 23. Ayet (24:23:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 23,24. İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.
1090 Nûr 25. Ayet (24:25:7) اَنَّ ان enne şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün Allah, onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir.
1091 Nûr 30. Ayet (24:30:11) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
1092 Nûr 30. Ayet (24:30:15) يَصْنَعُونَ يصنعون yasne’ûn(e) her yaptıkları ص ن ع
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
1093 Nûr 31. Ayet (24:31:59) يَظْهَرُوا يظهروا yazherû henüz anlamazlar ظ ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!
1094 Nûr 32. Ayet (24:32:17) عَل۪يمٌ عليم ‘alîm(un) (her şeyi) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
1095 Nûr 33. Ayet (24:33:42) فَاِنَّ فان fe-inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.[387] Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
1096 Nûr 35. Ayet (24:35:46) بِكُلِّ بكل bi-kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[388]
1097 Nûr 38. Ayet (24:38:14) حِسَابٍ حساب hisâb(in) hesap- ح س ب
Diyanet İşleri (Yeni) (Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah, dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır.
1098 Nûr 39. Ayet (24:39:19) حِسَابَهُۜ حسابه hisâbeh(u) onun hesabını ح س ب
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Allah, hesabı çabuk görendir.
1099 Nûr 39. Ayet (24:39:22) الْحِسَابِۙ الحساب l-hisâb(i) hesabı ح س ب
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Allah, hesabı çabuk görendir.