| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1150 | Şu'arâ 62. Ayet (26:62:3) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir” dedi. | |||||
| 1151 | Şu'arâ 63. Ayet (26:63:10) | كُلُّ | كل | kullu | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Mûsâ’ya, “Asan ile denize vur” diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi. | |||||
| 1152 | Şu'arâ 65. Ayet (26:65:5) | اَجْمَع۪ينَۚ | اجمعين | ecma’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. | |||||
| 1153 | Şu'arâ 68. Ayet (26:68:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. | |||||
| 1154 | Şu'arâ 91. Ayet (26:91:2) | الْجَح۪يمُ | الجحيم | l-cehîmu | cehennem | ج ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92,93. Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek. | |||||
| 1155 | Şu'arâ 104. Ayet (26:104:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır. | |||||
| 1156 | Şu'arâ 113. Ayet (26:113:2) | حِسَابُهُمْ | حسابهم | hisâbuhum | onların hesabı | ح س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!” | |||||
| 1157 | Şu'arâ 117. Ayet (26:117:3) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı.” | |||||
| 1158 | Şu'arâ 122. Ayet (26:122:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır. | |||||
| 1159 | Şu'arâ 125. Ayet (26:125:1) | اِنّ۪ي | اني | innî | şüphesiz ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” | |||||
| 1160 | Şu'arâ 128. Ayet (26:128:2) | بِكُلِّ | بكل | bi-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?” | |||||
| 1161 | Şu'arâ 139. Ayet (26:139:2) | فَاَهْلَكْنَاهُمْۜ | فاهلكناهم | fe-ehleknâhum | biz de onları helak ettik | ه ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece onlar Hûd’u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helâk ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. | |||||
| 1162 | Şu'arâ 140. Ayet (26:140:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. | |||||
| 1163 | Şu'arâ 159. Ayet (26:159:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. | |||||
| 1164 | Şu'arâ 162. Ayet (26:162:1) | اِنّ۪ي | اني | innî | şüphesiz ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” | |||||
| 1165 | Şu'arâ 168. Ayet (26:168:2) | اِنّ۪ي | اني | innî | şüphesiz ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Lût, şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım.” | |||||
| 1166 | Şu'arâ 172. Ayet (26:172:2) | دَمَّرْنَا | دمرنا | demmernâ | helak ettik | د م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra diğerlerini helâk ettik. | |||||
| 1167 | Şu'arâ 175. Ayet (26:175:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. | |||||
| 1168 | Şu'arâ 178. Ayet (26:178:1) | اِنّ۪ي | اني | innî | şüphesiz ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” | |||||
| 1169 | Şu'arâ 191. Ayet (26:191:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. | |||||
| 1170 | Şu'arâ 196. Ayet (26:196:1) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | şüphesiz o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. | |||||
| 1171 | Şu'arâ 208. Ayet (26:208:2) | اَهْلَكْنَا | اهلكنا | ehleknâ | biz helak etmedik | ه ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helâk etmedik. | |||||
| 1172 | Şu'arâ 216. Ayet (26:216:4) | اِنّ۪ي | اني | innî | şüphesiz ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer sana karşı gelirlerse, “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de. | |||||
| 1173 | Şu'arâ 222. Ayet (26:222:3) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. | |||||
| 1174 | Şu'arâ 225. Ayet (26:225:5) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 225,226. Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.[403] | |||||
| 1175 | Neml 4. Ayet (27:4:1) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar. | |||||
| 1176 | Neml 6. Ayet (27:6:1) | وَاِنَّكَ | وانك | ve inneke | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu Kur’an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir. | |||||
| 1177 | Neml 6. Ayet (27:6:7) | عَل۪يمٍ | عليم | ‘alîm(in) | (herşeyi) bilen | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu Kur’an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir. | |||||
| 1178 | Neml 7. Ayet (27:7:5) | اِنّ۪ٓي | اني | innî | şüphesiz ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ, ailesine, “Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti.[405] | |||||
| 1179 | Neml 11. Ayet (27:11:9) | فَاِنّ۪ي | فاني | fe-innî | şüphesiz ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.” | |||||
| 1180 | Neml 16. Ayet (27:16:13) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi. | |||||
| 1181 | Neml 16. Ayet (27:16:15) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi. | |||||
| 1182 | Neml 23. Ayet (27:23:1) | اِنّ۪ي | اني | innî | şüphesiz ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.” | |||||
| 1183 | Neml 23. Ayet (27:23:7) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.” | |||||
| 1184 | Neml 34. Ayet (27:34:2) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hâle getirirler. İşte onlar böyle yaparlar.” | |||||
| 1185 | Neml 35. Ayet (27:35:1) | وَاِنّ۪ي | واني | ve innî | şüphesiz ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım.” | |||||
| 1186 | Neml 35. Ayet (27:35:4) | بِهَدِيَّةٍ | بهدية | bi-hediyyetin | bir hediye | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım.” | |||||
| 1187 | Neml 36. Ayet (27:36:15) | بِهَدِيَّتِكُمْ | بهديتكم | bi-hediyyetikum | hediyenizle | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz.” | |||||
| 1188 | Neml 40. Ayet (27:40:30) | فَاِنَّمَا | فانما | fe-innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.” | |||||
| 1189 | Neml 40. Ayet (27:40:35) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.” | |||||
| 1190 | Neml 49. Ayet (27:49:11) | مَهْلِكَ | مهلك | mehlike | helakine | ه ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’, diyeceğiz.” | |||||
| 1191 | Neml 51. Ayet (27:51:9) | اَجْمَع۪ينَ | اجمعين | ecme’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekûn helâk ettik. | |||||
| 1192 | Neml 52. Ayet (27:52:6) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır. | |||||
| 1193 | Neml 73. Ayet (27:73:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler. | |||||
| 1194 | Neml 76. Ayet (27:76:1) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu Kur’an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor. | |||||
| 1195 | Neml 78. Ayet (27:78:1) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 1196 | Neml 83. Ayet (27:83:4) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.[411] | |||||
| 1197 | Neml 86. Ayet (27:86:10) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır. | |||||
| 1198 | Neml 87. Ayet (27:87:16) | وَكُلٌّ | وكل | ve kullun | ve hepsi | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. | |||||
| 1199 | Neml 88. Ayet (27:88:13) | كُلَّ | كل | kulle | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Hâlbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||