"he" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 1847 sonuç bulundu.
1150 - 1200 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1150 Şu'arâ 62. Ayet (26:62:3) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir” dedi.
1151 Şu'arâ 63. Ayet (26:63:10) كُلُّ كل kullu her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Mûsâ’ya, “Asan ile denize vur” diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.
1152 Şu'arâ 65. Ayet (26:65:5) اَجْمَع۪ينَۚ اجمعين ecma’în(e) hepsini ج م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.
1153 Şu'arâ 68. Ayet (26:68:1) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
1154 Şu'arâ 91. Ayet (26:91:2) الْجَح۪يمُ الجحيم l-cehîmu cehennem ج ح م
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92,93. Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek.
1155 Şu'arâ 104. Ayet (26:104:1) وَاِنَّ وان ve inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.
1156 Şu'arâ 113. Ayet (26:113:2) حِسَابُهُمْ حسابهم hisâbuhum onların hesabı ح س ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!”
1157 Şu'arâ 117. Ayet (26:117:3) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı.”
1158 Şu'arâ 122. Ayet (26:122:1) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.
1159 Şu'arâ 125. Ayet (26:125:1) اِنّ۪ي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”
1160 Şu'arâ 128. Ayet (26:128:2) بِكُلِّ بكل bi-kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?”
1161 Şu'arâ 139. Ayet (26:139:2) فَاَهْلَكْنَاهُمْۜ فاهلكناهم fe-ehleknâhum biz de onları helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece onlar Hûd’u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helâk ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
1162 Şu'arâ 140. Ayet (26:140:1) وَاِنَّ وان ve inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
1163 Şu'arâ 159. Ayet (26:159:1) وَاِنَّ وان ve inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
1164 Şu'arâ 162. Ayet (26:162:1) اِنّ۪ي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”
1165 Şu'arâ 168. Ayet (26:168:2) اِنّ۪ي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Lût, şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım.”
1166 Şu'arâ 172. Ayet (26:172:2) دَمَّرْنَا دمرنا demmernâ helak ettik د م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra diğerlerini helâk ettik.
1167 Şu'arâ 175. Ayet (26:175:1) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
1168 Şu'arâ 178. Ayet (26:178:1) اِنّ۪ي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”
1169 Şu'arâ 191. Ayet (26:191:1) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
1170 Şu'arâ 196. Ayet (26:196:1) وَاِنَّهُ وانه ve innehu şüphesiz o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı.
1171 Şu'arâ 208. Ayet (26:208:2) اَهْلَكْنَا اهلكنا ehleknâ biz helak etmedik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helâk etmedik.
1172 Şu'arâ 216. Ayet (26:216:4) اِنّ۪ي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer sana karşı gelirlerse, “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de.
1173 Şu'arâ 222. Ayet (26:222:3) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, her günahkâr yalancıya inerler.
1174 Şu'arâ 225. Ayet (26:225:5) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) 225,226. Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.[403]
1175 Neml 4. Ayet (27:4:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.
1176 Neml 6. Ayet (27:6:1) وَاِنَّكَ وانك ve inneke ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu Kur’an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.
1177 Neml 6. Ayet (27:6:7) عَل۪يمٍ عليم ‘alîm(in) (herşeyi) bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu Kur’an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.
1178 Neml 7. Ayet (27:7:5) اِنّ۪ٓي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Mûsâ, ailesine, “Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti.[405]
1179 Neml 11. Ayet (27:11:9) فَاِنّ۪ي فاني fe-innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.”
1180 Neml 16. Ayet (27:16:13) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi.
1181 Neml 16. Ayet (27:16:15) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi.
1182 Neml 23. Ayet (27:23:1) اِنّ۪ي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.”
1183 Neml 23. Ayet (27:23:7) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.”
1184 Neml 34. Ayet (27:34:2) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hâle getirirler. İşte onlar böyle yaparlar.”
1185 Neml 35. Ayet (27:35:1) وَاِنّ۪ي واني ve innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım.”
1186 Neml 35. Ayet (27:35:4) بِهَدِيَّةٍ بهدية bi-hediyyetin bir hediye ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım.”
1187 Neml 36. Ayet (27:36:15) بِهَدِيَّتِكُمْ بهديتكم bi-hediyyetikum hediyenizle ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz.”
1188 Neml 40. Ayet (27:40:30) فَاِنَّمَا فانما fe-innemâ şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”
1189 Neml 40. Ayet (27:40:35) فَاِنَّ فان fe-inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”
1190 Neml 49. Ayet (27:49:11) مَهْلِكَ مهلك mehlike helakine ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’, diyeceğiz.”
1191 Neml 51. Ayet (27:51:9) اَجْمَع۪ينَ اجمعين ecme’în(e) hepsini ج م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekûn helâk ettik.
1192 Neml 52. Ayet (27:52:6) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.
1193 Neml 73. Ayet (27:73:1) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler.
1194 Neml 76. Ayet (27:76:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu Kur’an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.
1195 Neml 78. Ayet (27:78:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir.
1196 Neml 83. Ayet (27:83:4) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.[411]
1197 Neml 86. Ayet (27:86:10) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.
1198 Neml 87. Ayet (27:87:16) وَكُلٌّ وكل ve kullun ve hepsi ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler.
1199 Neml 88. Ayet (27:88:13) كُلَّ كل kulle her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Hâlbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.