"he" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 1847 sonuç bulundu.
250 - 300 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
250 Nisâ 43. Ayet (4:43:45) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
251 Nisâ 48. Ayet (4:48:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.
252 Nisâ 55. Ayet (4:55:10) بِجَهَنَّمَ بجهنم bi-cehenneme cehennem جَهَنَّمُ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece onlardan kimi ona iman etti, kimi de sırt çevirdi. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter.
253 Nisâ 56. Ayet (4:56:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
254 Nisâ 56. Ayet (4:56:8) كُلَّمَا كلما kullemâ her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
255 Nisâ 56. Ayet (4:56:16) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
256 Nisâ 58. Ayet (4:58:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
257 Nisâ 58. Ayet (4:58:16) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
258 Nisâ 59. Ayet (4:59:15) شَيْءٍ شيء şey-in herhangi bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin.[123] Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.
259 Nisâ 62. Ayet (4:62:8) ثُمَّ ثم śümme sonra hemen  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman hâlleri nasıl olur?
260 Nisâ 71. Ayet (4:71:11) جَم۪يعًا جميعا cemî’â(n) hep birlikte ج م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler hâlinde, yahut topluca savaşa gidin.
261 Nisâ 72. Ayet (4:72:1) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, “Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der.
262 Nisâ 76. Ayet (4:76:16) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tâğût[125] yolunda savaşırlar. O hâlde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.
263 Nisâ 77. Ayet (4:77:17) اِذَا اذا iżâ hemen إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.”
264 Nisâ 78. Ayet (4:78:27) كُلٌّ كل kullun hepsi ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
265 Nisâ 79. Ayet (4:79:3) مِنْ من min her مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.
266 Nisâ 79. Ayet (4:79:9) مِنْ من min her مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.
267 Nisâ 85. Ayet (4:85:20) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah’ın her şeye gücü yeter.
268 Nisâ 86. Ayet (4:86:9) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
269 Nisâ 86. Ayet (4:86:13) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
270 Nisâ 86. Ayet (4:86:15) حَس۪يبًا حسيبا hasîbâ(n) hesaplayandır ح س ب
Diyanet İşleri (Yeni) Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
271 Nisâ 87. Ayet (4:87:11) رَيْبَ ريب raybe şüphe ر ي ب
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Andolsun, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan?
272 Nisâ 91. Ayet (4:91:8) كُلَّمَا كلما kullemâ her ne zaman ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.
273 Nisâ 93. Ayet (4:93:1) وَمَنْ ومن ve men her kim مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.
274 Nisâ 93. Ayet (4:93:6) جَهَنَّمُ جهنم cehennemu cehennemdir جَهَنَّمُ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.
275 Nisâ 95. Ayet (4:95:23) وَكُلًّا وكلا ve kullen ve hepsine ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) 95,96. Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
276 Nisâ 97. Ayet (4:97:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127]
277 Nisâ 97. Ayet (4:97:25) جَهَنَّمُۜ جهنم cehennem(u) cehennemdir جَهَنَّمُ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127]
278 Nisâ 102. Ayet (4:102:57) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130]
279 Nisâ 103. Ayet (4:103:14) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.
280 Nisâ 108. Ayet (4:108:19) بِمَا بما bimâ herşeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.
281 Nisâ 115. Ayet (4:115:18) جَهَنَّمَۜ جهنم cehennem(e) cehenneme جَهَنَّمُ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir.
282 Nisâ 116. Ayet (4:116:1) اِنَّ ان inne şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür.
283 Nisâ 116. Ayet (4:116:9) مَا ما herşeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür.
284 Nisâ 121. Ayet (4:121:3) جَهَنَّمُ جهنم cehennemu cehennemdir جَهَنَّمُ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onların barınağı cehennemdir. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar.
285 Nisâ 124. Ayet (4:124:1) وَمَنْ ومن ve men ve her kim مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
286 Nisâ 126. Ayet (4:126:2) مَا ما hepsi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, her şeyi kuşatıcıdır.
287 Nisâ 126. Ayet (4:126:5) وَمَا وما ve mâ hepsi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, her şeyi kuşatıcıdır.
288 Nisâ 126. Ayet (4:126:10) بِكُلِّ بكل bikulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, her şeyi kuşatıcıdır.
289 Nisâ 127. Ayet (4:127:34) مِنْ من min her مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir.
290 Nisâ 128. Ayet (4:128:24) فَاِنَّ فان fe-inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
291 Nisâ 129. Ayet (4:129:18) فَاِنَّ فان fe-inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var, hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.
292 Nisâ 130. Ayet (4:130:5) كُلًّا كلا kullen onların her birini ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer ayrılırlarsa, Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). Allah, lütfu geniş olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir.
293 Nisâ 131. Ayet (4:131:21) فَاِنَّ فان fe-inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. Eğer inkâr ederseniz, (bilin ki) göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, zengindir, övülmeye lâyıktır.
294 Nisâ 137. Ayet (4:137:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir.
295 Nisâ 138. Ayet (4:138:3) بِاَنَّ بان bi-enne şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.
296 Nisâ 139. Ayet (4:139:11) فَاِنَّ فان fe-inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir.
297 Nisâ 140. Ayet (4:140:26) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
298 Nisâ 140. Ayet (4:140:32) جَهَنَّمَ جهنم cehenneme cehennemde جَهَنَّمُ
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
299 Nisâ 142. Ayet (4:142:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.