| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 29. Ayet (2:29:8) | جَم۪يعًا | جميعا | cemî’an | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 87. Ayet (3:87:9) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecme’în(e) | hepsinin | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onların cezası; Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lânetinin üzerlerine olmasıdır. | |||||
| 3 | Nisâ 172. Ayet (4:172:18) | جَم۪يعًا | جميعا | cemî’â(n) | onların hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mesih de, Allah’a yakın melekler de, Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, onların hepsini huzuruna toplayacaktır. | |||||
| 4 | Mâide 17. Ayet (5:17:28) | جَم۪يعًاۜ | جميعا | cemî’â(n) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular.[146] De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” | |||||
| 5 | En'am 22. Ayet (6:22:3) | جَم۪يعًا | جميعا | cemî’an | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah’a ortak koşanlara, “Nerede, ilâh olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla. | |||||
| 6 | En'am 86. Ayet (6:86:5) | وَكُلًّا | وكلا | ve kullen | hepsini | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsmail’i, Elyasa’ı, Yûnus’u ve Lût’u da doğru yola erdirmiştik. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. | |||||
| 7 | En'am 128. Ayet (6:128:3) | جَم۪يعًاۚ | جميعا | cemî’an | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedî kalmak üzere duracağınız yer ateştir.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 8 | A'raf 46. Ayet (7:46:7) | كُلًّا | كلا | kullen | hepsini | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur[216], A’râf[217] üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, “Selâm olsun size!” diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar. | |||||
| 9 | Enfal 37. Ayet (8:37:0) | جَم۪يعًا | جميعا | cemî’an | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 10 | Yusuf 83. Ayet (12:83:14) | جَم۪يعًاۜ | جميعا | cemî’â(an) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yakub, “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. | |||||
| 11 | Hicr 39. Ayet (15:39:10) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecma’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 39,40. İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. | |||||
| 12 | Hicr 43. Ayet (15:43:4) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecma’în(e) | hepsinin | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir. | |||||
| 13 | Hicr 59. Ayet (15:59:6) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecme’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 59,60. Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. | |||||
| 14 | Kehf 99. Ayet (18:99:11) | جَمْعًاۙ | جمعا | cem’â(n) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz. | |||||
| 15 | Meryem 49. Ayet (19:49:12) | وَكُلًّا | وكلا | ve kullen | ve hepsini | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince, ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. | |||||
| 16 | Tâhâ 56. Ayet (20:56:4) | كُلَّهَا | كلها | kullehâ | hepsini | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti. | |||||
| 17 | Enbiyâ 72. Ayet (21:72:6) | وَكُلًّا | وكلا | ve kullen | ve hepsini | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona İshak’ı ve ayrıca da Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık. | |||||
| 18 | Enbiyâ 77. Ayet (21:77:12) | اَجْمَع۪ينَ | اجمعين | ecme’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekûn suda boğduk. | |||||
| 19 | Mü'minûn 44. Ayet (23:44:13) | وَجَعَلْنَاهُمْ | وجعلناهم | ve ce’alnâhum | ve hepsini yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun! | |||||
| 20 | Furkan 39. Ayet (25:39:5) | وَكُلًّا | وكلا | ve kullen | ve hepsini | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik. | |||||
| 21 | Şu'arâ 65. Ayet (26:65:5) | اَجْمَع۪ينَۚ | اجمعين | ecma’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. | |||||
| 22 | Neml 51. Ayet (27:51:9) | اَجْمَع۪ينَ | اجمعين | ecme’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekûn helâk ettik. | |||||
| 23 | Kasas 48. Ayet (28:48:25) | بِكُلٍّ | بكل | bi-kullin | hepsini | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 24 | Ankebut 40. Ayet (29:40:1) | فَكُلًّا | فكلا | fe-kullen | nitekim hepsini | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 25 | Lokman 18. Ayet (31:18:14) | كُلَّ | كل | kulle | hepsini | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez.” | |||||
| 26 | Ahzab 51. Ayet (33:51:26) | كُلُّهُنَّۜ | كلهن | kulluhun(ne) | hepsinin | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 27 | Sebe' 19. Ayet (34:19:11) | كُلَّ | كل | kulle | hepsini | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 28 | Sebe' 40. Ayet (34:40:3) | جَم۪يعًا | جميعا | cemî’an | onların hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla! | |||||
| 29 | Sâffât 134. Ayet (37:134:4) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecma’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 134,135. Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık. | |||||
| 30 | Zuhruf 55. Ayet (43:55:6) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecma’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk. | |||||
| 31 | Duhân 40. Ayet (44:40:5) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecme’în(e) | hepsinin | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır. | |||||
| 32 | Câsiye 13. Ayet (45:13:9) | جَم۪يعًا | جميعا | cemî’an | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. | |||||
| 33 | Mücadele 6. Ayet (58:6:4) | جَم۪يعًا | جميعا | cemî’an | onların hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onları hep birden diriltip yaptıklarını kendilerine haber vereceği günü hatırla. Allah onları sayıp zaptetmiş, onlarsa bunları unutmuşlardır. Allah, her şeye şahittir. | |||||
| 34 | Mücadele 18. Ayet (58:18:4) | جَم۪يعًا | جميعا | cemî’an | onların hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir. | |||||
| 35 | Meâric 14. Ayet (70:14:4) | جَم۪يعًاۙ | جميعا | cemî’an | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12,13,14. Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. | |||||
| 36 | Abese 37. Ayet (80:37:1) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | hepsinin vardır | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 33,34,35,36,37. Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır. | |||||