| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 100 | A'raf 146. Ayet (7:146:12) | كُلَّ | كل | kulle | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. | |||||
| 101 | A'raf 156. Ayet (7:156:0) | كُلَّ | كل | kulle | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” | |||||
| 102 | A'raf 160. Ayet (7:160:0) | كُلُّ | كل | kullu | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı. | |||||
| 103 | A'raf 174. Ayet (7:174:0) | وَلَعَلَّهُمْ | ولعلهم | ve le’allehum | artık herhalde | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 104 | Enfal 12. Ayet (8:12:0) | كُلَّ | كل | kulle | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. | |||||
| 105 | Enfal 41. Ayet (8:41:0) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | herbirinin | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize[251] inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 106 | Enfal 41. Ayet (8:41:0) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize[251] inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 107 | Enfal 56. Ayet (8:56:0) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir. | |||||
| 108 | Enfal 60. Ayet (8:60:0) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | herşeyden | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez. | |||||
| 109 | Enfal 63. Ayet (8:63:0) | جَم۪يعًا | جميعا | cemî’an | herşeyi | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 62,63. Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 110 | Enfal 75. Ayet (8:75:0) | بِكُلِّ | بكل | bikulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince, işte onlar da sizdendir. Allah’ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha lâyıktırlar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. | |||||
| 111 | Tevbe 5. Ayet (9:5:0) | كُلَّ | كل | kulle | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 112 | Tevbe 39. Ayet (9:39:0) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah, yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 113 | Tevbe 115. Ayet (9:115:0) | بِكُلِّ | بكل | bi-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe, Allah bir toplumu saptıracak değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 114 | Tevbe 122. Ayet (9:122:0) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar.[265] | |||||
| 115 | Tevbe 126. Ayet (9:126:0) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belâya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ederler, ne de ibret alırlar. | |||||
| 116 | Yunus 22. Ayet (10:22:0) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgârla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar. | |||||
| 117 | Yunus 30. Ayet (10:30:0) | كُلُّ | كل | kullu | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek), hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilâh diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir. | |||||
| 118 | Yunus 54. Ayet (10:54:0) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. | |||||
| 119 | Hûd 1. Ayet (11:1:10) | خَب۪يرٍۙ | خبير | ḣabîr(in) | ve her şeyden haberdar | خ ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Elif Lâm Râ.[271] Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.” | |||||
| 120 | Hûd 3. Ayet (11:3:14) | كُلَّ | كل | kulle | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. | |||||
| 121 | Hûd 4. Ayet (11:4:6) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dönüşünüz ancak Allah’adır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 122 | Hûd 12. Ayet (11:12:25) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir. | |||||
| 123 | Hûd 40. Ayet (11:40:11) | كُلٍّ | كل | kullin | her şeyden | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274] | |||||
| 124 | Hûd 57. Ayet (11:57:19) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz O’na bir zarar veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir.” | |||||
| 125 | Hûd 59. Ayet (11:59:10) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. O’nun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! | |||||
| 126 | Hûd 103. Ayet (11:103:16) | مَشْهُودٌ | مشهود | meşhûd(un) | herkesin tanık olacağı | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.[278] | |||||
| 127 | Hûd 120. Ayet (11:120:1) | وَكُلًّا | وكلا | ve kullen | her şeyi | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. | |||||
| 128 | Yusuf 18. Ayet (12:18:7) | بَلْ | بل | bel | herhalde | بَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.” | |||||
| 129 | Yusuf 31. Ayet (12:31:10) | كُلَّ | كل | kulle | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a, “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir” dediler. | |||||
| 130 | Yusuf 38. Ayet (12:38:13) | مِنْ | من | min | herhangi bir | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim, Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.” | |||||
| 131 | Yusuf 76. Ayet (12:76:30) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. | |||||
| 132 | Yusuf 83. Ayet (12:83:2) | بَلْ | بل | bel | herhalde | بَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yakub, “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. | |||||
| 133 | Yusuf 83. Ayet (12:83:18) | الْحَك۪يمُ | الحكيم | l-hakîm(u) | herşeyi hikmetle yapandır | ح ك م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yakub, “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. | |||||
| 134 | Yusuf 100. Ayet (12:100:47) | الْحَك۪يمُ | الحكيم | l-hakîm(u) | her şeyi yerli yerince yapandır | ح ك م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” | |||||
| 135 | Yusuf 111. Ayet (12:111:18) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur’an, uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. | |||||
| 136 | Ra'd 2. Ayet (13:2:15) | كُلٌّ | كل | kullun | her biri | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. | |||||
| 137 | Ra'd 3. Ayet (13:3:10) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır.[289] O, geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. | |||||
| 138 | Ra'd 8. Ayet (13:8:5) | كُلُّ | كل | kullu | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. Her şey O’nun katında bir ölçü iledir. | |||||
| 139 | Ra'd 8. Ayet (13:8:12) | وَكُلُّ | وكل | ve kullu | ve her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. Her şey O’nun katında bir ölçü iledir. | |||||
| 140 | Ra'd 16. Ayet (13:16:41) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.” | |||||
| 141 | Ra'd 23. Ayet (13:23:14) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): | |||||
| 142 | Ra'd 33. Ayet (13:33:5) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 143 | Ra'd 38. Ayet (13:38:19) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. | |||||
| 144 | Ra'd 42. Ayet (13:42:12) | كُلُّ | كل | kullu | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkâr edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir. | |||||
| 145 | İbrahim 4. Ayet (14:4:3) | مِنْ | من | min | her | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 146 | İbrahim 5. Ayet (14:5:19) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | herkes için | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’yı da, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 147 | İbrahim 15. Ayet (14:15:3) | كُلُّ | كل | kullu | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberler, Allah’tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı. | |||||
| 148 | İbrahim 17. Ayet (14:17:8) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek, arkasından da şiddetli bir azap gelecektir. | |||||
| 149 | İbrahim 25. Ayet (14:25:3) | كُلَّ | كل | kulle | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. | |||||