"hiye" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 78 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 74. Ayet (2:74:7) فَهِيَ فهي fe-hiye şimdi onlar هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.
2 Hacc 45. Ayet (22:45:7) فَهِيَ فهي fe-hiye ve o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Halkı zulmetmekteyken helâk ettiğimiz, böylece duvarları, çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler, nice kullanılmaz kuyular, nice muhteşem saraylar vardır!
3 Furkan 5. Ayet (25:5:5) فَهِيَ فهي fe-hiye onlar هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) “(Bu Kur’an, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır” dediler.
4 Yâsîn 8. Ayet (36:8:6) فَهِيَ فهي fe-hiye o (halkalar) هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
5 Hâkka 16. Ayet (69:16:3) فَهِيَ فهي fe-hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.
6 Şûrâ 51. Ayet (42:51:16) فَيُوحِيَ فيوحي fe-yûhiye vahyedecek و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
7 Bakara 70. Ayet (2:70:8) هِيَۙ هي hiye onun هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler.
8 Bakara 189. Ayet (2:189:5) هِيَ هي hiye onlar هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.[53] İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[54]
9 En'am 29. Ayet (6:29:3) هِيَ هي hiye onlar هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Derler ki: “Hayat ancak dünya hayatımızdır. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz.”
10 En'am 152. Ayet (6:152:7) هِيَ هي hiye onun هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.[205] Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.[206] (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.
11 A'raf 32. Ayet (7:32:13) هِيَ هي hiye O هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.”
12 A'raf 107. Ayet (7:107:4) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.
13 A'raf 108. Ayet (7:108:4) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.[224]
14 A'raf 117. Ayet (7:117:8) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de Mûsâ’ya, “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.
15 A'raf 155. Ayet (7:155:0) هِيَ هي hiye bu (iş) هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Mûsâ, “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helâk ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın” dedi.
16 Tevbe 40. Ayet (9:40:0) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
17 Tevbe 68. Ayet (9:68:0) هِيَ هي hiye O هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va’detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.
18 Hûd 83. Ayet (11:83:5) هِيَ هي hiye bunlar هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
19 Yusuf 26. Ayet (12:26:2) هِيَ هي hiye O هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yûsuf) yalancılardandır.”
20 Nahl 92. Ayet (16:92:17) هِيَ هي hiye هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.
21 Nahl 125. Ayet (16:125:10) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.
22 İsrâ 9. Ayet (17:9:6) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) 9,10. Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükâfat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.
23 İsrâ 34. Ayet (17:34:7) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.
24 İsrâ 53. Ayet (17:53:5) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.
25 Tâhâ 18. Ayet (20:18:2) هِيَ هي hiye O هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm.”
26 Tâhâ 20. Ayet (20:20:3) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş!
27 Enbiyâ 97. Ayet (21:97:5) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler.
28 Mü'minûn 37. Ayet (23:37:2) هِيَ هي hiye bu هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Hayat, bu dünya hayatından ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Biz tekrar diriltilecek değiliz.”
29 Mü'minûn 96. Ayet (23:96:3) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.
30 Şu'arâ 32. Ayet (26:32:4) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Mûsâ, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.
31 Şu'arâ 33. Ayet (26:33:4) هِيَ هي hiye o (da) هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.[399]
32 Şu'arâ 45. Ayet (26:45:5) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.
33 Ankebut 46. Ayet (29:46:7) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (aynı ilâhtır). Biz sadece O’na teslim olmuş kimseleriz.”
34 Ahzab 13. Ayet (33:13:21) هِيَ هي hiye onlar(ın evleri) هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani onlardan bir grup, “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkânınız yok. Haydi geri dönün” demişti. Onlardan bir başka grup da, “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı.
35 Sâffât 19. Ayet (37:19:2) هِيَ هي hiye o (iş) هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) O ancak şiddetli bir sesten ibarettir.[454] Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler.
36 Zümer 49. Ayet (39:49:17) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
37 Mü'min 39. Ayet (40:39:10) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. Ahiret ise ebedî olarak kalınacak yerdir.”
38 Fussilet 34. Ayet (41:34:8) هِيَ هي hiye olanla هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.
39 Zuhruf 48. Ayet (43:48:6) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.
40 Duhân 35. Ayet (44:35:2) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) 34,35. Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz.”
41 Câsiye 24. Ayet (45:24:3) هِيَ هي hiye هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.
42 Muhammed 13. Ayet (47:13:4) هِيَ هي hiye (öyle ki) هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Seni çıkaran kendi memleket halkından daha güçlü nice memleket halkları vardı ki, biz onları helâk ettik. Onların hiçbir yardımcısı da olmadı.
43 Necm 23. Ayet (53:23:2) هِيَ هي hiye onlar هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.
44 Hadîd 15. Ayet (57:15:12) هِيَ هي hiye odur هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bugün artık ne sizden, ne de inkâr edenlerden bir fidye alınır. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Orası gidilecek ne kötü yerdir!
45 Mülk 16. Ayet (67:16:10) هِيَ هي hiye o (yer) هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Göktekinin sizi yere geçirivermeyeceğinden emin mi oldunuz? (O zaman) bir de bakarsınız yeryüzü şiddetle çalkalanıyor.
46 Müzzemmil 6. Ayet (73:6:4) هِيَ هي hiye o هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz gece ibadetinin etkisi daha fazla, (bu ibadetteki) sözler (Kur’an ve dua okuyuşlar) ise daha düzgün ve açıktır.
47 Müddessir 31. Ayet (74:31:54) هِيَ هي hiye bu هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkâr edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, “Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi” desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.
48 Nâzi'ât 13. Ayet (79:13:2) هِيَ هي hiye O هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki o, bir haykırıştan (sûr’un üfürülmesinden) ibarettir.
49 Nâzi'ât 39. Ayet (79:39:3) هِيَ هي hiye onun هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) 37,38,39. Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.
50 Nâzi'ât 41. Ayet (79:41:3) هِيَ هي hiye onun هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) 40,41.Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.