"huve" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 453 sonuç bulundu.
100 - 150 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
100 A'raf 184. Ayet (7:184:0) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.
101 A'raf 189. Ayet (7:189:0) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239]
102 A'raf 196. Ayet (7:196:0) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü benim velim, Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. O, bütün salihlere velilik eder.
103 Enfal 19. Ayet (8:19:0) فَهُوَ فهو fe-huve bu فَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey inkârcılar!) Eğer fetih[245] istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir.
104 Enfal 32. Ayet (8:32:0) هُوَ هو huve (kişi) هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani onlar, “Ey Allah’ım, eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi.
105 Enfal 61. Ayet (8:61:0) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
106 Enfal 62. Ayet (8:62:0) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) 62,63. Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
107 Tevbe 3. Ayet (9:3:0) فَهُوَ فهو fe-huve bu فَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hacc-ı ekber gününde[254], Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü, Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele!
108 Tevbe 33. Ayet (9:33:0) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.
109 Tevbe 51. Ayet (9:51:0) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.”
110 Tevbe 61. Ayet (9:61:0) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. De ki: “O, sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır, mü’minlere inanır (güvenir). İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır.”
111 Tevbe 72. Ayet (9:72:0) هُوَ هو huve budur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.
112 Tevbe 104. Ayet (9:104:0) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?
113 Tevbe 104. Ayet (9:104:0) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?
114 Tevbe 111. Ayet (9:111:0) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.
115 Tevbe 118. Ayet (9:118:0) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti.[264] Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah’(ın azabın)dan yine O’na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hâllerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.
116 Tevbe 129. Ayet (9:129:0) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın sahibidir.”
117 Yunus 5. Ayet (10:5:0) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.
118 Yunus 22. Ayet (10:22:0) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgârla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar.
119 Yunus 56. Ayet (10:56:0) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, diriltir ve öldürür; ancak O’na döndürüleceksiniz.
120 Yunus 58. Ayet (10:58:0) هُوَ هو huve bu هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ancak Allah’ın lütuf ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır.”
121 Yunus 64. Ayet (10:64:0) هُوَ هو huve bu هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır.
122 Yunus 65. Ayet (10:65:0) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların (inkârcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün güç Allah’ındır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
123 Yunus 67. Ayet (10:67:0) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.
124 Yunus 68. Ayet (10:68:0) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah, bir çocuk edindi” dediler. O, bundan uzaktır. O, her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?
125 Yunus 107. Ayet (10:107:0) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
126 Yunus 109. Ayet (10:109:0) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
127 Hûd 4. Ayet (11:4:4) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Dönüşünüz ancak Allah’adır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
128 Hûd 7. Ayet (11:7:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı[272] su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.
129 Hûd 34. Ayet (11:34:15) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.
130 Hûd 56. Ayet (11:56:11) هُوَ هو huve O'nun (Allah) هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tutmuş olmasın.[275] Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.”
131 Hûd 61. Ayet (11:61:15) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yok. O, sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı.[276] Öyle ise O’ndan bağışlanma dileyin; sonra da O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir.
132 Hûd 66. Ayet (11:66:16) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helâktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
133 Hûd 93. Ayet (11:93:15) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.”
134 Yusuf 23. Ayet (12:23:3) هُوَ هو huve o (Yusuf) هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, “Haydi gelsene!” dedi. O ise, “Allah’a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.
135 Yusuf 26. Ayet (12:26:17) وَهُوَ وهو ve huve o ise هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yûsuf) yalancılardandır.”
136 Yusuf 27. Ayet (12:27:8) وَهُوَ وهو ve huve o ise هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. O (Yûsuf) ise, doğru söyleyenlerdendir.”
137 Yusuf 34. Ayet (12:34:8) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
138 Yusuf 64. Ayet (12:64:15) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yakub onlara, “Onun hakkında size ancak, daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir” dedi.
139 Yusuf 75. Ayet (12:75:7) فَهُوَ فهو fe-huve işte o فَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler.
140 Yusuf 80. Ayet (12:80:35) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
141 Yusuf 83. Ayet (12:83:16) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yakub, “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi.
142 Yusuf 84. Ayet (12:84:12) فَهُوَ فهو fe-huve O فَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan yüz çevirdi ve, “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. O artık acısını içinde saklıyordu.
143 Yusuf 92. Ayet (12:92:9) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf dedi ki: “Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.
144 Yusuf 98. Ayet (12:98:7) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yakub, “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.
145 Yusuf 100. Ayet (12:100:45) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
146 Yusuf 104. Ayet (12:104:7) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür.
147 Ra'd 3. Ayet (13:3:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır.[289] O, geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.
148 Ra'd 10. Ayet (13:10:10) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir.
149 Ra'd 12. Ayet (13:12:1) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir.