| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 200 | Enbiyâ 18. Ayet (21:18:8) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! | |||||
| 201 | Enbiyâ 33. Ayet (21:33:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. | |||||
| 202 | Enbiyâ 94. Ayet (21:94:5) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu hâlde, kim mü’min olarak bir salih amel işlerse, çalışması asla inkâr edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız. | |||||
| 203 | Hacc 6. Ayet (22:6:4) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir. | |||||
| 204 | Hacc 11. Ayet (22:11:23) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. | |||||
| 205 | Hacc 12. Ayet (22:12:12) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Allah’ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir. | |||||
| 206 | Hacc 30. Ayet (22:30:6) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | işte o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse, bu, Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında[376] bütün hayvanlar size helâl kılındı. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının. | |||||
| 207 | Hacc 58. Ayet (22:58:16) | لَهُوَ | لهو | le-huve | elbette o | لَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Şüphe yok ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır. | |||||
| 208 | Hacc 62. Ayet (22:62:4) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 209 | Hacc 62. Ayet (22:62:11) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 210 | Hacc 62. Ayet (22:62:15) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 211 | Hacc 64. Ayet (22:64:10) | لَهُوَ | لهو | le-huve | işte O'dur | لَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir, elbette övgüye lâyıktır. | |||||
| 212 | Hacc 66. Ayet (22:66:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, size hayat veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da diriltecek olandır. Şüphesiz, insan çok nankördür. | |||||
| 213 | Hacc 78. Ayet (22:78:6) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız.[380] Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! | |||||
| 214 | Hacc 78. Ayet (22:78:18) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız.[380] Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! | |||||
| 215 | Hacc 78. Ayet (22:78:39) | هُوَ | هو | huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız.[380] Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! | |||||
| 216 | Mü'minûn 25. Ayet (23:25:2) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz.” | |||||
| 217 | Mü'minûn 38. Ayet (23:38:2) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu, Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Biz ona inanmayız.” | |||||
| 218 | Mü'minûn 72. Ayet (23:72:7) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. | |||||
| 219 | Mü'minûn 78. Ayet (23:78:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 220 | Mü'minûn 79. Ayet (23:79:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız. | |||||
| 221 | Mü'minûn 80. Ayet (23:80:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 222 | Mü'minûn 88. Ayet (23:88:7) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” | |||||
| 223 | Mü'minûn 100. Ayet (23:100:9) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 99,100. Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. | |||||
| 224 | Mü'minûn 116. Ayet (23:116:8) | هُوَۚ | هو | huve | O'ndan | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. O’ndan başka hiç ilâh yoktur. O, şerefli ve yüce Arş’ın Rabbidir. | |||||
| 225 | Nûr 11. Ayet (24:11:12) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.[385] | |||||
| 226 | Nûr 15. Ayet (24:15:13) | وَهُوَ | وهو | ve huve | oysa o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır. | |||||
| 227 | Nûr 25. Ayet (24:25:9) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir. | |||||
| 228 | Nûr 28. Ayet (24:28:16) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer evde kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, “Geri dönün” denirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. | |||||
| 229 | Furkan 47. Ayet (25:47:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır. | |||||
| 230 | Furkan 48. Ayet (25:48:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 48,49. O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. | |||||
| 231 | Furkan 53. Ayet (25:53:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır. | |||||
| 232 | Furkan 54. Ayet (25:54:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 233 | Furkan 62. Ayet (25:62:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir. | |||||
| 234 | Şu'arâ 9. Ayet (26:9:3) | لَهُوَ | لهو | le-huve | işte O | لَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. | |||||
| 235 | Şu'arâ 68. Ayet (26:68:3) | لَهُوَ | لهو | le-huve | O'dur | لَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. | |||||
| 236 | Şu'arâ 78. Ayet (26:78:3) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | O'dur | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.” | |||||
| 237 | Şu'arâ 79. Ayet (26:79:2) | هُوَ | هو | huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, bana yediren ve içirendir.” | |||||
| 238 | Şu'arâ 80. Ayet (26:80:3) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | O'dur | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hastalandığımda da O bana şifa verir.” | |||||
| 239 | Şu'arâ 104. Ayet (26:104:3) | لَهُوَ | لهو | le-huve | O'dur | لَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır. | |||||
| 240 | Şu'arâ 122. Ayet (26:122:3) | لَهُوَ | لهو | le-huve | işte O'dur | لَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır. | |||||
| 241 | Şu'arâ 140. Ayet (26:140:3) | لَهُوَ | لهو | le-huve | işte O'dur | لَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. | |||||
| 242 | Şu'arâ 159. Ayet (26:159:3) | لَهُوَ | لهو | le-huve | işte O'dur | لَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. | |||||
| 243 | Şu'arâ 175. Ayet (26:175:3) | لَهُوَ | لهو | le-huve | işte O'dur | لَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. | |||||
| 244 | Şu'arâ 191. Ayet (26:191:3) | لَهُوَ | لهو | le-huve | işte O'dur | لَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. | |||||
| 245 | Şu'arâ 220. Ayet (26:220:2) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 246 | Neml 16. Ayet (27:16:17) | لَهُوَ | لهو | le-huve | elbette o | لَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi. | |||||
| 247 | Neml 26. Ayet (27:26:5) | هُوَ | هو | huve | O'ndan | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. Büyük Arş’ın Rabbidir. | |||||
| 248 | Neml 78. Ayet (27:78:6) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 249 | Kasas 16. Ayet (28:16:11) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet” dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||