"huve" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 453 sonuç bulundu.
250 - 300 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
250 Kasas 19. Ayet (28:19:7) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi.
251 Kasas 34. Ayet (28:34:3) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.”
252 Kasas 39. Ayet (28:39:2) هُوَ هو huve O (Fir'avn) هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
253 Kasas 49. Ayet (28:49:7) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım.”
254 Kasas 56. Ayet (28:56:11) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
255 Kasas 61. Ayet (28:61:5) فَهُوَ فهو fe-huve ve o فَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?
256 Kasas 61. Ayet (28:61:13) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?
257 Kasas 70. Ayet (28:70:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. Hüküm yalnızca O’nundur. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz.
258 Kasas 78. Ayet (28:78:18) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
259 Kasas 85. Ayet (28:85:16) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”[416]
260 Ankebut 5. Ayet (29:5:10) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
261 Ankebut 26. Ayet (29:26:10) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Lût, ona (İbrahim’e) iman etti. İbrahim, “Ben, Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi.
262 Ankebut 42. Ayet (29:42:10) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, onların, kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
263 Ankebut 49. Ayet (29:49:2) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.
264 Ankebut 60. Ayet (29:60:10) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
265 Rum 5. Ayet (30:5:6) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3,4,5. Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah’ındır. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.[422]
266 Rum 27. Ayet (30:27:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu, O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır.[424] Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
267 Rum 27. Ayet (30:27:7) وَهُوَ وهو ve huve ve bu هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu, O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır.[424] Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
268 Rum 27. Ayet (30:27:16) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu, O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır.[424] Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
269 Rum 35. Ayet (30:35:5) فَهُوَ فهو fe-huve o (delil) فَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o, Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor?
270 Rum 50. Ayet (30:50:15) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
271 Rum 54. Ayet (30:54:22) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
272 Lokman 9. Ayet (31:9:6) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) 8,9. Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedî kalacakları Naîm cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
273 Lokman 13. Ayet (31:13:5) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.”
274 Lokman 22. Ayet (31:22:6) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır.
275 Lokman 26. Ayet (31:26:8) هُوَ هو huve işte O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Şüphesiz Allah, her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye lâyık olandır.
276 Lokman 30. Ayet (31:30:4) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.
277 Lokman 30. Ayet (31:30:14) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.
278 Lokman 33. Ayet (31:33:15) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.
279 Secde 3. Ayet (32:3:5) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir.
280 Secde 25. Ayet (32:25:3) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Rabbin kıyamet günü, üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir.
281 Ahzab 4. Ayet (33:4:26) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr[434] yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı[435] da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu, sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir.
282 Ahzab 5. Ayet (33:5:3) هُوَ هو huve bu هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
283 Ahzab 43. Ayet (33:43:1) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah, mü’minlere çok merhamet edendir.
284 Sebe' 1. Ayet (34:1:15) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
285 Sebe' 2. Ayet (34:2:16) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır.
286 Sebe' 6. Ayet (34:6:10) هُوَ هو huve هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler.
287 Sebe' 21. Ayet (34:21:13) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.
288 Sebe' 23. Ayet (34:23:20) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür.
289 Sebe' 26. Ayet (34:26:9) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O, gerçeği apaçık ortaya koyan,[445] hakkıyla bilendir.”
290 Sebe' 27. Ayet (34:27:9) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah’a ortak olamaz.) Aksine O, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır.”
291 Sebe' 39. Ayet (34:39:16) فَهُوَ فهو fe-huve O فَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”
292 Sebe' 39. Ayet (34:39:18) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”
293 Sebe' 46. Ayet (34:46:17) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır.”
294 Sebe' 47. Ayet (34:47:6) فَهُوَ فهو fe-huve o فَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir.”
295 Sebe' 47. Ayet (34:47:13) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir.”
296 Fâtır 2. Ayet (35:2:17) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
297 Fâtır 10. Ayet (35:10:23) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.[447] Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.
298 Fâtır 15. Ayet (35:15:9) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye hakkıyla lâyık olandır.
299 Fâtır 31. Ayet (35:31:6) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an), kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. Onları hakkıyla görür.