| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 250 | Kasas 19. Ayet (28:19:7) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi. | |||||
| 251 | Kasas 34. Ayet (28:34:3) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.” | |||||
| 252 | Kasas 39. Ayet (28:39:2) | هُوَ | هو | huve | O (Fir'avn) | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. | |||||
| 253 | Kasas 49. Ayet (28:49:7) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım.” | |||||
| 254 | Kasas 56. Ayet (28:56:11) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. | |||||
| 255 | Kasas 61. Ayet (28:61:5) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | ve o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? | |||||
| 256 | Kasas 61. Ayet (28:61:13) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? | |||||
| 257 | Kasas 70. Ayet (28:70:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. Hüküm yalnızca O’nundur. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 258 | Kasas 78. Ayet (28:78:18) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). | |||||
| 259 | Kasas 85. Ayet (28:85:16) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”[416] | |||||
| 260 | Ankebut 5. Ayet (29:5:10) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 261 | Ankebut 26. Ayet (29:26:10) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Lût, ona (İbrahim’e) iman etti. İbrahim, “Ben, Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. | |||||
| 262 | Ankebut 42. Ayet (29:42:10) | وَهُوَ | وهو | ve huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, onların, kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 263 | Ankebut 49. Ayet (29:49:2) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder. | |||||
| 264 | Ankebut 60. Ayet (29:60:10) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 265 | Rum 5. Ayet (30:5:6) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4,5. Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah’ındır. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.[422] | |||||
| 266 | Rum 27. Ayet (30:27:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu, O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır.[424] Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 267 | Rum 27. Ayet (30:27:7) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve bu | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu, O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır.[424] Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 268 | Rum 27. Ayet (30:27:16) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu, O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır.[424] Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 269 | Rum 35. Ayet (30:35:5) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | o (delil) | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o, Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? | |||||
| 270 | Rum 50. Ayet (30:50:15) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 271 | Rum 54. Ayet (30:54:22) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir. | |||||
| 272 | Lokman 9. Ayet (31:9:6) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedî kalacakları Naîm cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 273 | Lokman 13. Ayet (31:13:5) | وَهُوَ | وهو | ve huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.” | |||||
| 274 | Lokman 22. Ayet (31:22:6) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır. | |||||
| 275 | Lokman 26. Ayet (31:26:8) | هُوَ | هو | huve | işte O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Şüphesiz Allah, her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye lâyık olandır. | |||||
| 276 | Lokman 30. Ayet (31:30:4) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 277 | Lokman 30. Ayet (31:30:14) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 278 | Lokman 33. Ayet (31:33:15) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın. | |||||
| 279 | Secde 3. Ayet (32:3:5) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. | |||||
| 280 | Secde 25. Ayet (32:25:3) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Rabbin kıyamet günü, üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir. | |||||
| 281 | Ahzab 4. Ayet (33:4:26) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr[434] yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı[435] da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu, sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. | |||||
| 282 | Ahzab 5. Ayet (33:5:3) | هُوَ | هو | huve | bu | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 283 | Ahzab 43. Ayet (33:43:1) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah, mü’minlere çok merhamet edendir. | |||||
| 284 | Sebe' 1. Ayet (34:1:15) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. | |||||
| 285 | Sebe' 2. Ayet (34:2:16) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 286 | Sebe' 6. Ayet (34:6:10) | هُوَ | هو | huve | هُوَ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler. | |||||
| 287 | Sebe' 21. Ayet (34:21:13) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. | |||||
| 288 | Sebe' 23. Ayet (34:23:20) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür. | |||||
| 289 | Sebe' 26. Ayet (34:26:9) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O, gerçeği apaçık ortaya koyan,[445] hakkıyla bilendir.” | |||||
| 290 | Sebe' 27. Ayet (34:27:9) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah’a ortak olamaz.) Aksine O, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır.” | |||||
| 291 | Sebe' 39. Ayet (34:39:16) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | O | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 292 | Sebe' 39. Ayet (34:39:18) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 293 | Sebe' 46. Ayet (34:46:17) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır.” | |||||
| 294 | Sebe' 47. Ayet (34:47:6) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir.” | |||||
| 295 | Sebe' 47. Ayet (34:47:13) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir.” | |||||
| 296 | Fâtır 2. Ayet (35:2:17) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 297 | Fâtır 10. Ayet (35:10:23) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.[447] Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar. | |||||
| 298 | Fâtır 15. Ayet (35:15:9) | هُوَ | هو | huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye hakkıyla lâyık olandır. | |||||
| 299 | Fâtır 31. Ayet (35:31:6) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an), kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. Onları hakkıyla görür. | |||||