| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 350 | Şûrâ 29. Ayet (42:29:11) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması, O’nun varlığının delillerindendir. O, dilediği zaman, onları bir araya getirmeye de gücü yetendir. | |||||
| 351 | Zuhruf 17. Ayet (43:17:11) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan biri, Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. | |||||
| 352 | Zuhruf 18. Ayet (43:18:5) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? | |||||
| 353 | Zuhruf 36. Ayet (43:36:9) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | artık o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. | |||||
| 354 | Zuhruf 52. Ayet (43:52:7) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” | |||||
| 355 | Zuhruf 59. Ayet (43:59:2) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. | |||||
| 356 | Zuhruf 64. Ayet (43:64:3) | هُوَ | هو | huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur. | |||||
| 357 | Zuhruf 84. Ayet (43:84:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilâh olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 358 | Zuhruf 84. Ayet (43:84:9) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilâh olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 359 | Duhân 6. Ayet (44:6:5) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 360 | Duhân 8. Ayet (44:8:4) | هُوَ | هو | huve | O'ndan | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir. | |||||
| 361 | Duhân 42. Ayet (44:42:6) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yalnız, Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir. | |||||
| 362 | Duhân 57. Ayet (44:57:5) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 363 | Câsiye 30. Ayet (45:30:11) | هُوَ | هو | huve | budur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır. | |||||
| 364 | Câsiye 37. Ayet (45:37:6) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 365 | Ahkaf 8. Ayet (46:8:13) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 366 | Ahkaf 8. Ayet (46:8:23) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 367 | Ahkaf 24. Ayet (46:24:11) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi. | |||||
| 368 | Muhammed 2. Ayet (47:2:10) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ki o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir. | |||||
| 369 | Muhammed 15. Ayet (47:15:36) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? | |||||
| 370 | Fetih 4. Ayet (48:4:1) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 371 | Fetih 24. Ayet (48:24:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Mekke’nin göbeğinde, sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. | |||||
| 372 | Fetih 28. Ayet (48:28:1) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Şahit olarak Allah yeter. | |||||
| 373 | Kaf 37. Ayet (50:37:12) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır. | |||||
| 374 | Zâriyât 30. Ayet (51:30:6) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.” | |||||
| 375 | Zâriyât 40. Ayet (51:40:6) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu. | |||||
| 376 | Zâriyât 58. Ayet (51:58:3) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir. | |||||
| 377 | Tûr 28. Ayet (52:28:7) | هُوَ | هو | huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Gerçekten biz bundan önce O’na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 378 | Necm 4. Ayet (53:4:2) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. | |||||
| 379 | Necm 7. Ayet (53:7:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | o iken | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 5,6,7. (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. | |||||
| 380 | Necm 30. Ayet (53:30:7) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir. | |||||
| 381 | Necm 30. Ayet (53:30:13) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir. | |||||
| 382 | Necm 32. Ayet (53:32:12) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. | |||||
| 383 | Necm 32. Ayet (53:32:28) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. | |||||
| 384 | Necm 35. Ayet (53:35:4) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | ve o (mu?) | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor? | |||||
| 385 | Necm 43. Ayet (53:43:2) | هُوَ | هو | huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır. | |||||
| 386 | Necm 44. Ayet (53:44:2) | هُوَ | هو | huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz O, öldürür ve diriltir. | |||||
| 387 | Necm 48. Ayet (53:48:2) | هُوَ | هو | huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı. | |||||
| 388 | Necm 49. Ayet (53:49:2) | هُوَ | هو | huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz O, Şi’râ’nın[514] Rabbidir. | |||||
| 389 | Kamer 25. Ayet (54:25:7) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir.” | |||||
| 390 | Rahman 29. Ayet (55:29:8) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır. | |||||
| 391 | Vâkı'a 95. Ayet (56:95:3) | لَهُوَ | لهو | le-huve | elbette o | لَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu, kesin gerçektir. | |||||
| 392 | Hadîd 1. Ayet (57:1:7) | وَهُوَ | وهو | ve huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 393 | Hadîd 2. Ayet (57:2:7) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. Diriltir, öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 394 | Hadîd 3. Ayet (57:3:1) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın’dır.[524] O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 395 | Hadîd 3. Ayet (57:3:6) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın’dır.[524] O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 396 | Hadîd 4. Ayet (57:4:1) | هُوَ | هو | huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a[525] kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 397 | Hadîd 4. Ayet (57:4:28) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a[525] kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 398 | Hadîd 6. Ayet (57:6:9) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Geceyi gündüze sokar, gündüzü de geceye sokar. O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 399 | Hadîd 9. Ayet (57:9:1) | هُوَ | هو | huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. | |||||