"huve" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 453 sonuç bulundu.
350 - 400 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
350 Şûrâ 29. Ayet (42:29:11) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması, O’nun varlığının delillerindendir. O, dilediği zaman, onları bir araya getirmeye de gücü yetendir.
351 Zuhruf 17. Ayet (43:17:11) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan biri, Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir.
352 Zuhruf 18. Ayet (43:18:5) وَهُوَ وهو ve huve ve هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar?
353 Zuhruf 36. Ayet (43:36:9) فَهُوَ فهو fe-huve artık o فَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.
354 Zuhruf 52. Ayet (43:52:7) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?”
355 Zuhruf 59. Ayet (43:59:2) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) İsa, sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur.
356 Zuhruf 64. Ayet (43:64:3) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur.
357 Zuhruf 84. Ayet (43:84:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilâh olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
358 Zuhruf 84. Ayet (43:84:9) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilâh olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
359 Duhân 6. Ayet (44:6:5) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) 4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
360 Duhân 8. Ayet (44:8:4) هُوَ هو huve O'ndan هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.
361 Duhân 42. Ayet (44:42:6) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yalnız, Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.
362 Duhân 57. Ayet (44:57:5) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.
363 Câsiye 30. Ayet (45:30:11) هُوَ هو huve budur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır.
364 Câsiye 37. Ayet (45:37:6) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
365 Ahkaf 8. Ayet (46:8:13) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
366 Ahkaf 8. Ayet (46:8:23) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
367 Ahkaf 24. Ayet (46:24:11) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi.
368 Muhammed 2. Ayet (47:2:10) وَهُوَ وهو ve huve ki o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir.
369 Muhammed 15. Ayet (47:15:36) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?
370 Fetih 4. Ayet (48:4:1) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
371 Fetih 24. Ayet (48:24:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, Mekke’nin göbeğinde, sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
372 Fetih 28. Ayet (48:28:1) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Şahit olarak Allah yeter.
373 Kaf 37. Ayet (50:37:12) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
374 Zâriyât 30. Ayet (51:30:6) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.”
375 Zâriyât 40. Ayet (51:40:6) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.
376 Zâriyât 58. Ayet (51:58:3) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir.
377 Tûr 28. Ayet (52:28:7) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Gerçekten biz bundan önce O’na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik edendir, çok merhametlidir.”
378 Necm 4. Ayet (53:4:2) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
379 Necm 7. Ayet (53:7:1) وَهُوَ وهو ve huve o iken هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) 5,6,7. (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.
380 Necm 30. Ayet (53:30:7) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.
381 Necm 30. Ayet (53:30:13) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.
382 Necm 32. Ayet (53:32:12) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.
383 Necm 32. Ayet (53:32:28) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.
384 Necm 35. Ayet (53:35:4) فَهُوَ فهو fe-huve ve o (mu?) فَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?
385 Necm 43. Ayet (53:43:2) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.
386 Necm 44. Ayet (53:44:2) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz O, öldürür ve diriltir.
387 Necm 48. Ayet (53:48:2) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.
388 Necm 49. Ayet (53:49:2) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz O, Şi’râ’nın[514] Rabbidir.
389 Kamer 25. Ayet (54:25:7) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir.”
390 Rahman 29. Ayet (55:29:8) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır.
391 Vâkı'a 95. Ayet (56:95:3) لَهُوَ لهو le-huve elbette o لَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu, kesin gerçektir.
392 Hadîd 1. Ayet (57:1:7) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
393 Hadîd 2. Ayet (57:2:7) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. Diriltir, öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
394 Hadîd 3. Ayet (57:3:1) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın’dır.[524] O, her şeyi hakkıyla bilendir.
395 Hadîd 3. Ayet (57:3:6) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın’dır.[524] O, her şeyi hakkıyla bilendir.
396 Hadîd 4. Ayet (57:4:1) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a[525] kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
397 Hadîd 4. Ayet (57:4:28) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a[525] kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
398 Hadîd 6. Ayet (57:6:9) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Geceyi gündüze sokar, gündüzü de geceye sokar. O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
399 Hadîd 9. Ayet (57:9:1) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.