"ile" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 2585 sonuç bulundu.
700 - 750 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
700 A'raf 153. Ayet (7:153:0) وَاٰمَنُواۘ وامنوا ve âmenû ve iman ettiler أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman(larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
701 A'raf 155. Ayet (7:155:0) شِئْتَ شئت şi/te dileseydin ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Mûsâ, “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helâk ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın” dedi.
702 A'raf 155. Ayet (7:155:0) تَشَٓاءُ تشاء teşâu dilediğini ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Mûsâ, “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helâk ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın” dedi.
703 A'raf 155. Ayet (7:155:0) تَشَٓاءُۜ تشاء teşâ/(u) dilediğine ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Mûsâ, “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helâk ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın” dedi.
704 A'raf 156. Ayet (7:156:0) اَشَٓاءُۚ اشاء eşâ/(u) dilediğim ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.”
705 A'raf 157. Ayet (7:157:0) يَأْمُرُهُمْ يأمرهم ye/muruhum kendilerine emreden أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
706 A'raf 157. Ayet (7:157:0) وَيَنْهٰيهُمْ وينهيهم ve yenhâhum ve kendilerini meneden ن ه ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
707 A'raf 157. Ayet (7:157:0) كَانَتْ كانت kânet idiler ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
708 A'raf 157. Ayet (7:157:0) اُنْزِلَ انزل unzile indirilen ن ز ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
709 A'raf 160. Ayet (7:160:0) اَسْبَاطًا اسباطا esbâtan kabileye س ب ط
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
710 A'raf 160. Ayet (7:160:0) اُنَاسٍ اناس unâsin kabile أ ن س
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
711 A'raf 160. Ayet (7:160:0) ظَلَمُونَا ظلمونا zalemûnâ onlar bize zulmetmediler ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
712 A'raf 160. Ayet (7:160:0) اَنْفُسَهُمْ انفسهم enfusehum kendi kendilerine ن ف س
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
713 A'raf 161. Ayet (7:161:0) شِئْتُمْ شئتم şi/tum dilediğiniz ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete[231] yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)’ deyin. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz.”
714 A'raf 162. Ayet (7:162:0) فَبَدَّلَ فبدل fe beddele değiştirdiler ب د ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.[232]
715 A'raf 162. Ayet (7:162:0) لَهُمْ لهم lehum kendilerine لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.[232]
716 A'raf 164. Ayet (7:164:0) قَالُوا قالوا kâlû dediler ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz, Allah’ın helâk edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da, “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi.
717 A'raf 165. Ayet (7:165:0) بِه۪ٓ به bihi kendilerine بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir azapla yakaladık.
718 A'raf 165. Ayet (7:165:0) بِعَذَابٍ بعذاب bi’ażâbin bir azab ile ع ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir azapla yakaladık.
719 A'raf 166. Ayet (7:166:0) عَتَوْا عتوا ‘atev vazgeçmediler ع ت و
Diyanet İşleri (Yeni) Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik.
720 A'raf 166. Ayet (7:166:0) عَنْهُ عنه ‘anhu kendilerine عَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik.
721 A'raf 168. Ayet (7:168:0) الصَّالِحُونَ الصالحون ssâlihûne iyi kişilerdir ص ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık.
722 A'raf 169. Ayet (7:169:0) يَأْتِهِمْ يأتهم ye/tihim kendilerine gelse أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?
723 A'raf 169. Ayet (7:169:0) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim kendilerinden عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?
724 A'raf 169. Ayet (7:169:0) وَدَرَسُوا ودرسوا ve derasû ve öğrenmediler mi? د ر س
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?
725 A'raf 172. Ayet (7:172:0) اَنْفُسِهِمْۚ انفسهم enfusihim kendilerine ن ف س
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.
726 A'raf 172. Ayet (7:172:0) قَالُوا قالوا kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.
727 A'raf 176. Ayet (7:176:0) شِئْنَا شئنا şi/nâ dileseydik ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.
728 A'raf 177. Ayet (7:177:0) وَاَنْفُسَهُمْ وانفسهم ve enfusehum ve kendilerine ن ف س
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür!
729 A'raf 181. Ayet (7:181:0) بِالْحَقِّ بالحق bil-hakki hak ile ح ق ق
Diyanet İşleri (Yeni) Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.
730 A'raf 184. Ayet (7:184:0) يَتَفَكَّرُوا يتفكروا yetefekkerû düşünmediler mi ki ف ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.
731 A'raf 185. Ayet (7:185:0) يَكُونَ يكون yekûne olabileceğine ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama[237], Allah’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?
732 A'raf 188. Ayet (7:188:0) شَٓاءَ شاء şâe dilediğinden ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.”
733 A'raf 189. Ayet (7:189:0) دَعَوَا دعوا de’ava ikisi beraber du'a ettiler د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239]
734 A'raf 190. Ayet (7:190:0) اٰتٰيهُمَاۚ اتيهما âtâhumâ kendilerine verdiği أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de, Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda O’na ortaklar koşarlar. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.
735 A'raf 191. Ayet (7:191:0) وَهُمْ وهم ve hum ve kendileri هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir şeyi yaratamayan, kendileri yaratılan şeyleri Allah’a ortak mı koşuyorlar?
736 A'raf 192. Ayet (7:192:0) اَنْفُسَهُمْ انفسهم enfusehum kendilerine ن ف س
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki onlar (edindikleri ilâhlar) ne onlara yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler.
737 A'raf 196. Ayet (7:196:0) الصَّالِح۪ينَ الصالحين ssâlihîn(e) iyileri ص ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü benim velim, Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. O, bütün salihlere velilik eder.
738 A'raf 197. Ayet (7:197:0) اَنْفُسَهُمْ انفسهم enfusehum kendilerine ن ف س
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.
739 A'raf 200. Ayet (7:200:0) عَل۪يمٌ عليم ‘alîm(un) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
740 A'raf 201. Ayet (7:201:0) مَسَّهُمْ مسهم messehum kendilerine dokunduğu م س س
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.
741 Enfal 2. Ayet (8:2:0) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim kendilerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.[241]
742 Enfal 8. Ayet (8:8:0) كَرِهَ كره kerihe istemese (bile) ك ر ه
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi.
743 Enfal 9. Ayet (8:9:0) مِنَ من mine ile مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti.[243]
744 Enfal 13. Ayet (8:13:0) شَٓاقُّوا شاقوا şâkkû karşı geldiler ش ق ق
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir.
745 Enfal 17. Ayet (8:17:0) عَل۪يمٌ عليم ‘alîm(un) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) (Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü’minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı.[244] Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
746 Enfal 24. Ayet (8:24:0) الْمَرْءِ المرء -lmer-i kişi ile م ر أ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.
747 Enfal 29. Ayet (8:29:0) فُرْقَانًا فرقانا furkânen iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış ف ر ق
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
748 Enfal 31. Ayet (8:31:0) قَالُوا قالوا kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman, “Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler.
749 Enfal 31. Ayet (8:31:0) الْاَوَّل۪ينَ الاولين l-evvelîn(e) evvelkilerin أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman, “Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler.