"ile" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 2585 sonuç bulundu.
1400 - 1450 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1400 Hacc 24. Ayet (22:24:6) وَهُدُٓوا وهدوا ve hudû ve iletilmişlerdir ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.
1401 Hacc 25. Ayet (22:25:21) بِظُلْمٍ بظلم bi-zulmin zulüm ile ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız.
1402 Hacc 28. Ayet (22:28:3) لَهُمْ لهم lehum kendileri için لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde[375] (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.
1403 Hacc 28. Ayet (22:28:12) رَزَقَهُمْ رزقهم razekahum onlara rızık olarak verilen ر ز ق
Diyanet İşleri (Yeni) Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde[375] (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.
1404 Hacc 34. Ayet (22:34:10) رَزَقَهُمْ رزقهم razekahum rızık olarak verilen ر ز ق
Diyanet İşleri (Yeni) Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!
1405 Hacc 35. Ayet (22:35:14) رَزَقْنَاهُمْ رزقناهم razeknâhum kendilerini rızıkandırdığımız ر ز ق
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
1406 Hacc 37. Ayet (22:37:18) هَدٰيكُمْۜ هديكم hedâkum sizi doğru yola iletti ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.
1407 Hacc 39. Ayet (22:39:2) لِلَّذ۪ينَ للذين lilleżîne kendileriyle ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine savaş açılan müslümanlara, zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter.
1408 Hacc 46. Ayet (22:46:2) يَس۪يرُوا يسيروا yesîrû gezmediler mi? س ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.
1409 Hacc 52. Ayet (22:52:16) فَيَنْسَخُ فينسخ fe-yenseḣu fakat siler ن س خ
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[377]
1410 Hacc 52. Ayet (22:52:26) عَل۪يمٌ عليم ‘alîmun 'alim(bilen)dir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[377]
1411 Hacc 54. Ayet (22:54:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kendilerine ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.
1412 Hacc 54. Ayet (22:54:3) اُو۫تُوا اوتوا ûtû verilenler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.
1413 Hacc 54. Ayet (22:54:16) لَهَادِ لهاد lehâdi mutlaka iletir ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.
1414 Hacc 55. Ayet (22:55:9) تَأْتِيَهُمُ تأتيهم te/tiyehumu kendilerine gelinceye أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün[378] azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar.
1415 Hacc 55. Ayet (22:55:13) يَأْتِيَهُمْ يأتيهم ye/tiyehum kendilerine gelinceye kadar أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün[378] azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar.
1416 Hacc 59. Ayet (22:59:6) لَعَل۪يمٌ لعليم le’alîmun bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
1417 Hacc 65. Ayet (22:65:10) وَالْفُلْكَ والفلك vel-fulke ve gemileri ف ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
1418 Hacc 71. Ayet (22:71:12) لَهُمْ لهم lehum kendilerinin لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’ı bırakıp, hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
1419 Hacc 71. Ayet (22:71:14) عِلْمٌۜ علم ‘ilm(un) bir bilgileri ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’ı bırakıp, hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
1420 Hacc 72. Ayet (22:72:3) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim kendilerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu durumdan[379] daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!”
1421 Hacc 72. Ayet (22:72:16) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim kendilerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu durumdan[379] daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!”
1422 Hacc 74. Ayet (22:74:2) قَدَرُوا قدروا kaderû takdir edemediler ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
1423 Hacc 75. Ayet (22:75:5) رُسُلًا رسلا rusulen elçiler ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, meleklerden de resûller seçer, insanlardan da. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
1424 Mü'minûn 16. Ayet (23:16:5) تُبْعَثُونَ تبعثون tub’aśûn(e) diriltileceksiniz ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.
1425 Mü'minûn 22. Ayet (23:22:3) الْفُلْكِ الفلك l-fulki gemiler ف ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.
1426 Mü'minûn 24. Ayet (23:24:2) الْمَلَؤُ۬ا الملؤا l-meleu ileri gelenler م ل أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”
1427 Mü'minûn 24. Ayet (23:24:17) شَٓاءَ شاء şâe dileseydi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”
1428 Mü'minûn 27. Ayet (23:27:19) وَاَهْلَكَ واهلك ve ehleke ve aileni أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
1429 Mü'minûn 33. Ayet (23:33:2) الْمَلَاُ الملا l-meleu ileri gelenler م ل أ
Diyanet İşleri (Yeni) O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.”
1430 Mü'minûn 33. Ayet (23:33:10) وَاَتْرَفْنَاهُمْ واترفناهم ve etrafnâhum ve kendilerine refah verdiklerimiz ت ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.”
1431 Mü'minûn 36. Ayet (23:36:4) تُوعَدُونَۖ توعدون tû’adûn(e) size va'dedilen و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) “Hâlbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!”
1432 Mü'minûn 37. Ayet (23:37:10) بِمَبْعُوث۪ينَۖ بمبعوثين bi-meb’ûśîn(e) tekrar diriltilecek ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) “Hayat, bu dünya hayatından ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Biz tekrar diriltilecek değiliz.”
1433 Mü'minûn 43. Ayet (23:43:2) تَسْبِقُ تسبق tesbiku ileri geçemez س ب ق
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.
1434 Mü'minûn 44. Ayet (23:44:3) رُسُلَنَا رسلنا rusulenâ elçilerimizi ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
1435 Mü'minûn 44. Ayet (23:44:8) رَسُولُهَا رسولها rasûluhâ elçileri ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
1436 Mü'minûn 46. Ayet (23:46:3) وَمَلَا۬ئِه۪ وملائه ve mele-ihi ve ileri gelen adamlarına م ل أ
Diyanet İşleri (Yeni) 45,46. Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular.
1437 Mü'minûn 47. Ayet (23:47:1) فَقَالُٓوا فقالوا fe-kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bu yüzden, “Kavimleri bize kul köle iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler.
1438 Mü'minûn 48. Ayet (23:48:4) الْمُهْلَك۪ينَ المهلكين l-muhlekîn(e) helak edilenler- ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece ikisini de yalanladılar, bu yüzden de helâk edilenlerden oldular.
1439 Mü'minûn 51. Ayet (23:51:3) الرُّسُلُ الرسل rrusulu elçiler ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. Doğrusu ben, sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim.
1440 Mü'minûn 55. Ayet (23:55:2) اَنَّمَا انما ennemâ ile  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 55,56. Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar farkına varmıyorlar!
1441 Mü'minûn 55. Ayet (23:55:3) نُمِدُّهُمْ نمدهم numidduhum kendilerine verdiğimiz م د د
Diyanet İşleri (Yeni) 55,56. Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar farkına varmıyorlar!
1442 Mü'minûn 64. Ayet (23:64:5) بِالْعَذَابِ بالعذاب bil-’ażâbi azab ile ع ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.
1443 Mü'minûn 68. Ayet (23:68:2) يَدَّبَّرُوا يدبروا yeddebberû onlar iyice düşünmediler mi? د ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
1444 Mü'minûn 69. Ayet (23:69:4) رَسُولَهُمْ رسولهم rasûlehum elçilerini ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkâr ediyorlar?
1445 Mü'minûn 70. Ayet (23:70:6) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum o kendilerine getirdi ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa “O cinnet getirmiş” mi diyorlar? Hayır o, onlara hakkı getirdi. Hâlbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar.
1446 Mü'minûn 75. Ayet (23:75:5) بِهِمْ بهم bihim kendilerinde بِهِمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik, yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı.
1447 Mü'minûn 76. Ayet (23:76:3) بِالْعَذَابِ بالعذاب bil-’ażâbi azab ile ع ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar.
1448 Mü'minûn 76. Ayet (23:76:5) اسْتَكَانُوا استكانوا -stekânû boyun eğmediler ك ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar.
1449 Mü'minûn 81. Ayet (23:81:2) قَالُوا قالوا kâlû onlar da dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır onlar, öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler.