"ile" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 2585 sonuç bulundu.
1550 - 1600 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1550 Şu'arâ 93. Ayet (26:93:7) يَنْتَصِرُونَۜ ينتصرون yentesirûn(e) kendilerine yardımları dokunuyor (mu?) ن ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92,93. Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek.
1551 Şu'arâ 100. Ayet (26:100:4) شَافِع۪ينَۙ شافعين şâfi’în(e) şefa'atçilerimiz ش ف ع
Diyanet İşleri (Yeni) “İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok.”
1552 Şu'arâ 105. Ayet (26:105:4) الْمُرْسَل۪ينَۚ المرسلين l-murselîn(e) gönderilen elçileri ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh’un kavmi de Peygamberleri yalanladı.
1553 Şu'arâ 111. Ayet (26:111:1) قَالُٓوا قالوا kâlû dediler ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız?”
1554 Şu'arâ 116. Ayet (26:116:1) قَالُوا قالوا kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!”
1555 Şu'arâ 123. Ayet (26:123:3) الْمُرْسَل۪ينَۚ المرسلين l-murselîn(e) gönderilen elçileri ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Âd kavmi de peygamberleri yalanladı.
1556 Şu'arâ 136. Ayet (26:136:1) قَالُوا قالوا kâlû dediler ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir.”
1557 Şu'arâ 137. Ayet (26:137:5) الْاَوَّل۪ينَۙ الاولين l-evvelîn(e) evvelkilerin أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir.”
1558 Şu'arâ 141. Ayet (26:141:3) الْمُرْسَل۪ينَۚ المرسلين l-murselîn(e) gönderilen elçileri ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Semûd kavmi de Peygamberleri yalanladı.
1559 Şu'arâ 153. Ayet (26:153:1) قَالُٓوا قالوا kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.”
1560 Şu'arâ 157. Ayet (26:157:1) فَعَقَرُوهَا فعقروها fe-’akarûhâ nihayet onu kestiler ع ق ر
Diyanet İşleri (Yeni) Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.
1561 Şu'arâ 160. Ayet (26:160:4) الْمُرْسَل۪ينَۚ المرسلين l-murselîn(e) gönderilen elçileri ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı.
1562 Şu'arâ 167. Ayet (26:167:1) قَالُوا قالوا kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!”
1563 Şu'arâ 169. Ayet (26:169:3) وَاَهْل۪ي واهلي ve ehlî ve ailemi أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.”
1564 Şu'arâ 170. Ayet (26:170:2) وَاَهْلَهُٓ واهله ve ehlehu ve ailesini أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) 170,171. Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.
1565 Şu'arâ 172. Ayet (26:172:3) الْاٰخَر۪ينَۚ الاخرين âḣarîn(e) ötekilerini أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra diğerlerini helâk ettik.
1566 Şu'arâ 176. Ayet (26:176:4) الْمُرْسَل۪ينَۚ المرسلين l-murselîn(e) gönderilen elçileri ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.
1567 Şu'arâ 182. Ayet (26:182:2) بِالْقِسْطَاسِ بالقسطاس bil-kistâsi terazi ile ق س ط س
Diyanet İşleri (Yeni) “Doğru terazi ile tartın.”
1568 Şu'arâ 185. Ayet (26:185:1) قَالُٓوا قالوا kâlû dediler ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar şöyle dediler: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.”
1569 Şu'arâ 196. Ayet (26:196:4) الْاَوَّل۪ينَ الاولين l-evvelîn(e) evvelkilerin أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı.
1570 Şu'arâ 203. Ayet (26:203:4) مُنْظَرُونَۜ منظرون munzarûn(e) süre verilerlerden ن ظ ر
Diyanet İşleri (Yeni) 201,202,203. Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, “Bize mühlet verilmez mi?” demedikçe, ona inanmazlar.
1571 Şu'arâ 206. Ayet (26:206:2) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum kendilerine gelse ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse, (hâlleri nice olurdu?)
1572 Şu'arâ 207. Ayet (26:207:3) عَنْهُمْ عنهم ‘anhum kendilerine عَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı.
1573 Şu'arâ 209. Ayet (26:209:4) ظَالِم۪ينَ ظالمين zâlimîn(e) zulmediciler ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.
1574 Şu'arâ 213. Ayet (26:213:3) مَعَ مع me’a ile beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun!
1575 Şu'arâ 213. Ayet (26:213:9) الْمُعَذَّب۪ينَۚ المعذبين l-mu’ażżebîn(e) azabedilenler- ع ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun!
1576 Şu'arâ 220. Ayet (26:220:4) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîm(u) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
1577 Şu'arâ 223. Ayet (26:223:2) السَّمْعَ السمع ssem’a işitilene س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.
1578 Şu'arâ 227. Ayet (26:227:13) ظُلِمُواۜ ظلموا zulimû kendilerine zulmedildikten ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.
1579 Şu'arâ 227. Ayet (26:227:14) وَسَيَعْلَمُ وسيعلم ve seya’lemu ve yakında bileceklerdir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.
1580 Şu'arâ 227. Ayet (26:227:19) يَنْقَلِبُونَ ينقلبون yenkalibûn(e) devrileceklerini ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.
1581 Neml 4. Ayet (27:4:7) لَهُمْ لهم lehum kendilerine لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.
1582 Neml 5. Ayet (27:5:3) لَهُمْ لهم lehum kendilerinindir لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.
1583 Neml 6. Ayet (27:6:7) عَل۪يمٍ عليم ‘alîm(in) (herşeyi) bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu Kur’an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.
1584 Neml 7. Ayet (27:7:4) لِاَهْلِه۪ٓ لاهله li-ehlihi ailesine أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Mûsâ, ailesine, “Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti.[405]
1585 Neml 10. Ayet (27:10:20) الْمُرْسَلُونَۗ المرسلون l-murselûn(e) elçiler ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”
1586 Neml 13. Ayet (27:13:5) قَالُوا قالوا kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
1587 Neml 14. Ayet (27:14:1) وَجَحَدُوا وجحدوا ve cehadû ve inkar ettiler ج ح د
Diyanet İşleri (Yeni) Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
1588 Neml 15. Ayet (27:15:6) وَقَالَا وقالا ve kâlâ ve dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. Onlar, “Hamd, bizi mü’min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler.
1589 Neml 25. Ayet (27:25:10) وَيَعْلَمُ ويعلم ve ya’lemu ve bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)”
1590 Neml 29. Ayet (27:29:4) الْمَلَؤُ۬ا الملؤا l-meleu ileri gelenler م ل أ
Diyanet İşleri (Yeni) Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı.”
1591 Neml 32. Ayet (27:32:4) الْمَلَؤُ۬ا الملؤا l-meleu ileri gelenler م ل أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem.”
1592 Neml 33. Ayet (27:33:1) قَالُوا قالوا kâlû dediler ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün.”
1593 Neml 34. Ayet (27:34:9) اَعِزَّةَ اعزة e’izzete şereflilerini ع ز ز
Diyanet İşleri (Yeni) (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hâle getirirler. İşte onlar böyle yaparlar.”
1594 Neml 35. Ayet (27:35:6) بِمَ بم bime ne ile مَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım.”
1595 Neml 35. Ayet (27:35:8) الْمُرْسَلُونَ المرسلون l-murselûn(e) elçiler ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım.”
1596 Neml 36. Ayet (27:36:6) بِمَالٍۘ بمال bi-mâlin mal ile م و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz.”
1597 Neml 37. Ayet (27:37:7) لَهُمْ لهم lehum kendilerinin لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) “Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız.”
1598 Neml 38. Ayet (27:38:4) الْمَلَؤُ۬ا الملؤا l-meleu ileri gelenler م ل أ
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?”
1599 Neml 41. Ayet (27:41:6) اَتَهْتَد۪ٓي اتهتدي etehtedî tanıyabilecek mi ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, “Tahtını tanınmaz hâle getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi.