"ile" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 2585 sonuç bulundu.
1850 - 1900 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1850 Yâsîn 50. Ayet (36:50:6) اَهْلِهِمْ اهلهم ehlihim ailelerine أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
1851 Yâsîn 52. Ayet (36:52:1) قَالُوا قالوا kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman’ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler.”
1852 Yâsîn 56. Ayet (36:56:1) هُمْ هم hum kendileri هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
1853 Yâsîn 63. Ayet (36:63:5) تُوعَدُونَ توعدون tû’adûn(e) va'dedilen و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) “İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir.”
1854 Yâsîn 66. Ayet (36:66:2) نَشَٓاءُ نشاء neşâu dilesek ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!
1855 Yâsîn 66. Ayet (36:66:3) لَطَمَسْنَا لطمسنا letamesnâ silerdik ط م س
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!
1856 Yâsîn 67. Ayet (36:67:2) نَشَٓاءُ نشاء neşâu dilesek ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.
1857 Yâsîn 67. Ayet (36:67:8) مُضِيًّا مضيا mudiyyen ileri gitmeye م ض ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.
1858 Yâsîn 71. Ayet (36:71:2) يَرَوْا يروا yerav görmediler mi? ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
1859 Yâsîn 71. Ayet (36:71:5) لَهُمْ لهم lehum kendilerine لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
1860 Yâsîn 71. Ayet (36:71:10) فَهُمْ فهم fehum kendileri فَهُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
1861 Yâsîn 72. Ayet (36:72:2) لَهُمْ لهم lehum kendilerine لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.
1862 Yâsîn 73. Ayet (36:73:1) وَلَهُمْ ولهم ve lehum kendileri için vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
1863 Yâsîn 74. Ayet (36:74:1) وَاتَّخَذُوا واتخذوا vetteḣażû ve edindiler أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilâhlar edindiler.
1864 Yâsîn 81. Ayet (36:81:14) الْعَل۪يمُ العليم l’alîm(u) çok bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
1865 Sâffât 1. Ayet (37:1:2) صَفًّاۙ صفا saffâ(n) sıra sıra dizilenlere ص ف ف
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2,3,4. Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilâhınız gerçekten bir tek ilâhtır.[451]
1866 Sâffât 11. Ayet (37:11:2) اَهُمْ اهم ehum kendileri mi? هُم
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı? [453] Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
1867 Sâffât 16. Ayet (37:16:7) لَمَبْعُوثُونَۙ لمبعوثون le-meb’ûśûn(e) diriltileceğiz ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?”
1868 Sâffât 20. Ayet (37:20:1) وَقَالُوا وقالوا ve kâlû ve dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür.”
1869 Sâffât 24. Ayet (37:24:3) مَسْؤُ۫لُونَۙ مسؤلون mes-ûlûn(e) sorguya çekileceklerdir س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) 22,23,24. Allah, meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.
1870 Sâffât 28. Ayet (37:28:1) قَالُٓوا قالوا kâlû dediler ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz.”
1871 Sâffât 29. Ayet (37:29:1) قَالُوا قالوا kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır, siz zaten mü’min kimseler değildiniz.”
1872 Sâffât 35. Ayet (37:35:2) كَانُٓوا كانوا kânû idiler ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü onlar, kendilerine, “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.
1873 Sâffât 37. Ayet (37:37:5) الْمُرْسَل۪ينَ المرسلين l-murselîn(e) elçileri ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.
1874 Sâffât 48. Ayet (37:48:2) قَاصِرَاتُ قاصرات kâsirâtu kendilerini hapsetmiş ق ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.
1875 Sâffât 57. Ayet (37:57:6) الْمُحْضَر۪ينَ المحضرين l-muhdarîn(e) (oraya) getirilenlerden ح ض ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum.”
1876 Sâffât 67. Ayet (37:67:5) لَشَوْبًا لشوبا leşevben bir içkileri ش و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.
1877 Sâffât 70. Ayet (37:70:1) فَهُمْ فهم fehum kendileri de فَهُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.
1878 Sâffât 71. Ayet (37:71:5) الْاَوَّل۪ينَۙ الاولين l-evvelîn(e) evvelkilerin أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
1879 Sâffât 76. Ayet (37:76:2) وَاَهْلَهُ واهله ve ehlehu ve ailesini أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
1880 Sâffât 82. Ayet (37:82:3) الْاٰخَر۪ينَ الاخرين l-âḣarîn(e) ötekilerini أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra biz, diğerlerini suda boğduk.
1881 Sâffât 84. Ayet (37:84:4) بِقَلْبٍ بقلب bi-kalbin bir kalb ile ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti.
1882 Sâffât 94. Ayet (37:94:1) فَاَقْبَلُٓوا فاقبلوا fe-akbelû hemen gittiler ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi.
1883 Sâffât 97. Ayet (37:97:1) قَالُوا قالوا kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kavmi, “Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi.
1884 Sâffât 98. Ayet (37:98:1) فَاَرَادُوا فارادوا fe-erâdû ve istediler ر و د
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.
1885 Sâffât 99. Ayet (37:99:6) سَيَهْد۪ينِ سيهدين seyehdîn(i) O beni doğru yola iletecek ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, şöyle dedi: “Ben Rabbime (O’nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir.”
1886 Sâffât 100. Ayet (37:100:5) الصَّالِح۪ينَ الصالحين ssâlihîn(e) iyilerden (bir çocuk) ص ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.”
1887 Sâffât 102. Ayet (37:102:22) تُؤْمَرُۘ تؤمر tu/mer(u) sana emredilen أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.
1888 Sâffât 102. Ayet (37:102:25) شَٓاءَ شاء şâe dilerse ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.
1889 Sâffât 112. Ayet (37:112:5) الصَّالِح۪ينَ الصالحين ssâlihîn(e) iyiler- ص ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.
1890 Sâffât 116. Ayet (37:116:3) هُمُ هم humu kendileri هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.
1891 Sâffât 118. Ayet (37:118:1) وَهَدَيْنَاهُمَا وهديناهما ve hedeynâhumâ ve onları ilettik ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onları doğru yola ilettik.
1892 Sâffât 123. Ayet (37:123:4) الْمُرْسَل۪ينَۜ المرسلين l-murselîn(e) elçilerdendi ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi.
1893 Sâffât 127. Ayet (37:127:3) لَمُحْضَرُونَۙ لمحضرون le-muhdarûn(e) (azaba) getirileceklerdir ح ض ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir.
1894 Sâffât 133. Ayet (37:133:4) الْمُرْسَل۪ينَۜ المرسلين l-murselîn(e) gönderilen elçilerdendi ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi.
1895 Sâffât 134. Ayet (37:134:3) وَاَهْلَهُٓ واهله ve ehlehu ve ailesini أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) 134,135. Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.
1896 Sâffât 136. Ayet (37:136:3) الْاٰخَر۪ينَ الاخرين l-âḣarîn(e) ötekileri أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra da diğerlerini yok ettik.
1897 Sâffât 139. Ayet (37:139:4) الْمُرْسَل۪ينَۜ المرسلين l-murselîn(e) gönderilen elçilerdendi ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi.
1898 Sâffât 141. Ayet (37:141:4) الْمُدْحَض۪ينَۚ المدحضين l-mudhadîn(e) yenilenlerden د ح ض
Diyanet İşleri (Yeni) Gemidekilerle kur’a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu.[460]
1899 Sâffât 144. Ayet (37:144:6) يُبْعَثُونَ يبعثون yub’aśûn(e) yeniden diriltilecekleri ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) 143,144. Eğer o, Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.