| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Fatiha 6. Ayet (1:6:1) | اِهْدِنَا | اهدنا | ihdinâ | bizi ilet | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. | |||||
| 2 | Fatiha 7. Ayet (1:7:7) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | kendilerine | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. | |||||
| 3 | Bakara 2. Ayet (2:2:7) | لِلْمُتَّق۪ينَۙ | للمتقين | lil-muttekîn(e) | müttakiler için | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. | |||||
| 4 | Bakara 3. Ayet (2:3:7) | رَزَقْنَاهُمْ | رزقناهم | razeknâhum | kendilerini rızıklandırdığımız | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gaybe[9] inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. | |||||
| 5 | Bakara 4. Ayet (2:4:4) | اُنْزِلَ | انزل | unzile | indirilen | ن ز ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. | |||||
| 6 | Bakara 4. Ayet (2:4:7) | اُنْزِلَ | انزل | unzile | indirilen | ن ز ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. | |||||
| 7 | Bakara 9. Ayet (2:9:8) | اَنْفُسَهُمْ | انفسهم | enfusehum | kendilerinden | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. | |||||
| 8 | Bakara 11. Ayet (2:11:11) | مُصْلِحُونَ | مصلحون | muslihûn(e) | düzelticileriz | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. | |||||
| 9 | Bakara 13. Ayet (2:13:19) | يَعْلَمُونَ | يعلمون | ya’lemûn(e) | bilenlerden | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. | |||||
| 10 | Bakara 14. Ayet (2:14:9) | اِلٰى | الى | ilâ | ile | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. | |||||
| 11 | Bakara 15. Ayet (2:15:3) | بِهِمْ | بهم | bihim | kendileriyle | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. | |||||
| 12 | Bakara 20. Ayet (2:20:15) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 13 | Bakara 21. Ayet (2:21:10) | قَبْلِكُمْ | قبلكم | kablikum | sizden öncekileri | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. | |||||
| 14 | Bakara 22. Ayet (2:22:23) | تَعْلَمُونَ | تعلمون | ta’lemûn(e) | bile bile | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. | |||||
| 15 | Bakara 30. Ayet (2:30:10) | قَالُٓوا | قالوا | kâlû | dediler (melekler) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. | |||||
| 16 | Bakara 32. Ayet (2:32:1) | قَالُوا | قالوا | kâlû | dediler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. | |||||
| 17 | Bakara 32. Ayet (2:32:11) | الْعَل۪يمُ | العليم | l’alîmu | bilensin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. | |||||
| 18 | Bakara 34. Ayet (2:34:6) | فَسَجَدُٓوا | فسجدوا | fe-secedû | hemen secde ettiler | س ج د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. | |||||
| 19 | Bakara 35. Ayet (2:35:12) | شِئْتُمَاۖ | شئتما | şi/tumâ | dilediğiniz | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” | |||||
| 20 | Bakara 45. Ayet (2:45:1) | وَاسْتَع۪ينُوا | واستعينوا | ve-ste’înû | yardım dileyin | ع و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.[14] Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. | |||||
| 21 | Bakara 49. Ayet (2:49:4) | اٰلِ | ال | âli | ailesi- | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. | |||||
| 22 | Bakara 50. Ayet (2:50:7) | اٰلَ | ال | âle | ailesini | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. | |||||
| 23 | Bakara 51. Ayet (2:51:3) | مُوسٰٓى | موسى | mûsâ | Musa ile | مُوسَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. | |||||
| 24 | Bakara 57. Ayet (2:57:16) | كَانُٓوا | كانوا | kânû | idiler | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 25 | Bakara 57. Ayet (2:57:17) | اَنْفُسَهُمْ | انفسهم | enfusehum | kendilerine | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 26 | Bakara 58. Ayet (2:58:9) | شِئْتُمْ | شئتم | şi/tum | dilediğiniz | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Şu memlekete[18] girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. | |||||
| 27 | Bakara 59. Ayet (2:59:1) | فَبَدَّلَ | فبدل | fe-beddele | fakat değiştirdiler | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.[19] | |||||
| 28 | Bakara 59. Ayet (2:59:8) | لَهُمْ | لهم | lehum | kendilerine | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.[19] | |||||
| 29 | Bakara 62. Ayet (2:62:5) | هَادُوا | هادوا | hâdû | ve yahudiler | ه و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden[20] (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).[21] | |||||
| 30 | Bakara 62. Ayet (2:62:7) | وَالصَّابِـ۪ٔينَ | والصابـين | ve-ssâbiîne | ve sabiiler | ص ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden[20] (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).[21] | |||||
| 31 | Bakara 66. Ayet (2:66:9) | لِلْمُتَّق۪ينَ | للمتقين | lil-muttekîn(e) | müttakiler için | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.[23] | |||||
| 32 | Bakara 67. Ayet (2:67:11) | قَالُٓوا | قالوا | kâlû | dediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ kavmine, “Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.[24] | |||||
| 33 | Bakara 68. Ayet (2:68:1) | قَالُوا | قالوا | kâlû | dediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın.” | |||||
| 34 | Bakara 68. Ayet (2:68:23) | تُؤْمَرُونَ | تؤمرون | tu/merûn(e) | size emredilen | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın.” | |||||
| 35 | Bakara 69. Ayet (2:69:1) | قَالُوا | قالوا | kâlû | dediler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi. | |||||
| 36 | Bakara 70. Ayet (2:70:1) | قَالُوا | قالوا | kâlû | dediler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. | |||||
| 37 | Bakara 70. Ayet (2:70:15) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. | |||||
| 38 | Bakara 71. Ayet (2:71:17) | قَالُوا | قالوا | kâlu | dediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı. | |||||
| 39 | Bakara 78. Ayet (2:78:2) | اُمِّيُّونَ | اميون | ummiyyûne | ümmiler | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların bir de ümmî[26] takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. | |||||
| 40 | Bakara 80. Ayet (2:80:1) | وَقَالُوا | وقالوا | ve kâlû | Bir de dediler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” | |||||
| 41 | Bakara 87. Ayet (2:87:15) | بِرُوحِ | بروح | bi-rûhi | Ruh ile (Ruh'ül-Kudüs) | ر و ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? | |||||
| 42 | Bakara 87. Ayet (2:87:20) | بِمَا | بما | bimâ | şey ile | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? | |||||
| 43 | Bakara 88. Ayet (2:88:1) | وَقَالُوا | وقالوا | vekâlû | ve dediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. Öyle değil. İnkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[27] | |||||
| 44 | Bakara 89. Ayet (2:89:10) | وَكَانُوا | وكانوا | ve kânû | ve idiler | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun. | |||||
| 45 | Bakara 89. Ayet (2:89:18) | جَٓاءَهُمْ | جاءهم | câehum | kendilerine gelince | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun. | |||||
| 46 | Bakara 89. Ayet (2:89:21) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar ettiler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun. | |||||
| 47 | Bakara 90. Ayet (2:90:4) | اَنْفُسَهُمْ | انفسهم | enfusehum | kendilerini | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkâr etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 48 | Bakara 90. Ayet (2:90:18) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkâr etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 49 | Bakara 91. Ayet (2:91:11) | اُنْزِلَ | انزل | unzile | indirilen | ن ز ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” | |||||
| 50 | Bakara 93. Ayet (2:93:12) | قَالُوا | قالوا | kâlû | dediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz! | |||||