| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 100 | Enbiyâ 18. Ayet (21:18:12) | مِمَّا | مما | mimmâ | ötürü | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! | |||||
| 101 | Hacc 35. Ayet (22:35:13) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. | |||||
| 102 | Hacc 47. Ayet (22:47:13) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir. | |||||
| 103 | Mü'minûn 21. Ayet (23:21:7) | مِمَّا | مما | mimmâ | -ndekinden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. | |||||
| 104 | Mü'minûn 33. Ayet (23:33:20) | مِمَّا | مما | mimmâ | -den | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.” | |||||
| 105 | Mü'minûn 33. Ayet (23:33:24) | مِمَّا | مما | mimmâ | -den | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.” | |||||
| 106 | Mü'minûn 93. Ayet (23:93:3) | اِمَّا | اما | immâ | eğer | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 93,94. De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma.” | |||||
| 107 | Nûr 26. Ayet (24:26:11) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara lâyıktır.[386] O temiz olanlar, iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır. | |||||
| 108 | Nûr 33. Ayet (24:33:14) | مِمَّا | مما | mimmâ | -ndan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.[387] Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. | |||||
| 109 | Furkan 49. Ayet (25:49:6) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 48,49. O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. | |||||
| 110 | Şu'arâ 169. Ayet (26:169:4) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.” | |||||
| 111 | Şu'arâ 216. Ayet (26:216:6) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer sana karşı gelirlerse, “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de. | |||||
| 112 | Neml 36. Ayet (27:36:11) | مِمَّٓا | مما | mimmâ | -nden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz.” | |||||
| 113 | Neml 70. Ayet (27:70:8) | مِمَّا | مما | mimmâ | -ndan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme. | |||||
| 114 | Kasas 54. Ayet (28:54:10) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve şeyden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükâfatları kendilerine iki kez verilecektir. | |||||
| 115 | Rum 9. Ayet (30:9:20) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 116 | Secde 5. Ayet (32:5:16) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O’na yükselir. | |||||
| 117 | Secde 16. Ayet (32:16:9) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar. | |||||
| 118 | Ahzab 50. Ayet (33:50:14) | مِمَّٓا | مما | mimmâ | -nden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 119 | Ahzab 69. Ayet (33:69:12) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ, Allah katında itibarlı bir kimse idi. | |||||
| 120 | Fâtır 29. Ayet (35:29:9) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler. | |||||
| 121 | Yâsîn 36. Ayet (36:36:6) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. | |||||
| 122 | Yâsîn 36. Ayet (36:36:11) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve nice şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. | |||||
| 123 | Yâsîn 47. Ayet (36:47:5) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, “Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler. | |||||
| 124 | Yâsîn 71. Ayet (36:71:6) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. | |||||
| 125 | Zümer 4. Ayet (39:4:8) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O, bundan uzaktır, yücedir. O, bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. | |||||
| 126 | Mü'min 34. Ayet (40:34:11) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeyler hakkında | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, “Allah, ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır. | |||||
| 127 | Mü'min 77. Ayet (40:77:6) | فَاِمَّا | فاما | fe-immâ | ya | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. | |||||
| 128 | Fussilet 5. Ayet (41:5:5) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeye karşı | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O hâlde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız.”[476] | |||||
| 129 | Fussilet 22. Ayet (41:22:19) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.” | |||||
| 130 | Fussilet 36. Ayet (41:36:1) | وَاِمَّا | واما | ve immâ | ve eğer | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 131 | Şûrâ 22. Ayet (42:22:4) | مِمَّا | مما | mimmâ | yüzünden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 132 | Şûrâ 38. Ayet (42:38:9) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir. | |||||
| 133 | Zuhruf 16. Ayet (43:16:3) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı? | |||||
| 134 | Zuhruf 24. Ayet (43:24:5) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeyden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Gönderilen uyarıcı,) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 135 | Zuhruf 26. Ayet (43:26:8) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım.” | |||||
| 136 | Zuhruf 32. Ayet (43:32:24) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. | |||||
| 137 | Zuhruf 41. Ayet (43:41:1) | فَاِمَّا | فاما | fe-immâ | bile | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız. | |||||
| 138 | Ahkaf 19. Ayet (46:19:3) | مِمَّا | مما | mimmâ | işlerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz. | |||||
| 139 | Muhammed 4. Ayet (47:4:12) | فَاِمَّا | فاما | fe-immâ | ister | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 140 | Muhammed 4. Ayet (47:4:15) | وَاِمَّا | واما | ve immâ | veya | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 141 | Tûr 22. Ayet (52:22:4) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik. | |||||
| 142 | Vâkı'a 20. Ayet (56:20:2) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18,19,20,21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. | |||||
| 143 | Vâkı'a 21. Ayet (56:21:3) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18,19,20,21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. | |||||
| 144 | Hadîd 7. Ayet (57:7:5) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Resûlüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükâfat vardır.[526] | |||||
| 145 | Haşr 9. Ayet (59:9:16) | مِمَّٓا | مما | mimmâ | ötürü | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 146 | Mümtehine 4. Ayet (60:4:16) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”[538] | |||||
| 147 | Münafikun 10. Ayet (63:10:2) | مِمَّا | مما | mimmâ | مِمَّا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi birinize ölüm gelip de, “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!” demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın. | |||||
| 148 | Talak 7. Ayet (65:7:11) | مِمَّٓا | مما | mimmâ | şeyden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah’ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır. | |||||
| 149 | Meâric 39. Ayet (70:39:4) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeyden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık. | |||||