"inananları" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 223. Ayet (2:223:16) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîn(e) İnananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele.
2 Bakara 257. Ayet (2:257:4) اٰمَنُواۙ امنوا âmenû inananların أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.
3 Âl-i İmran 28. Ayet (3:28:8) الْمُؤْمِن۪ينَۚ المؤمنين l-mu/minîn(e) inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır.
4 Âl-i İmran 166. Ayet (3:166:9) الْمُؤْمِن۪ينَۙ المؤمنين l-mu/minîn(e) inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
5 Nisâ 84. Ayet (4:84:10) الْمُؤْمِن۪ينَۚ المؤمنين l-mu/minîn(e) inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah inkâr edenlerin gücünü kırar. Allah’ın gücü daha üstündür, cezası daha şiddetlidir.
6 A'raf 75. Ayet (7:75:23) مُؤْمِنُونَ مؤمنون mu/minûn(e) inananlarız أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, “Siz, Salih’in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. Onlar da, “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler.
7 A'raf 143. Ayet (7:143:41) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîn(e) inananların أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince[228] onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi.
8 Enfal 12. Ayet (8:12:0) اٰمَنُواۜ امنوا âmenû inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu.
9 Enbiyâ 88. Ayet (21:88:8) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîn(e) inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız.
10 Nûr 51. Ayet (24:51:4) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîne inananların أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resûlüne davet edildiklerinde, mü’minlerin söyleyeceği söz ancak, “işittik ve iman ettik” demeleridir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
11 Şu'arâ 114. Ayet (26:114:4) الْمُؤْمِن۪ينَۚ المؤمنين l-mu/minîn(e) inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben inananları kovacak değilim.”
12 Ankebut 9. Ayet (29:9:2) اٰمَنُوا امنوا âmenû inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip de salih amel işleyenler var ya, biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız.
13 Ankebut 11. Ayet (29:11:4) اٰمَنُوا امنوا âmenû inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.
14 Ankebut 58. Ayet (29:58:2) اٰمَنُوا امنوا âmenû inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih amel işleyenler var ya, onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Çalışanların mükâfatı ne güzeldir!
15 Ahzab 59. Ayet (33:59:8) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîne inananların أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
16 Fussilet 18. Ayet (41:18:3) اٰمَنُوا امنوا âmenû inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık.
17 Muhammed 2. Ayet (47:2:5) وَاٰمَنُوا وامنوا ve âmenû ve inananların أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir.
18 Müddessir 31. Ayet (74:31:20) اٰمَنُٓوا امنوا âmenû inananların أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkâr edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, “Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi” desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.