| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 105. Ayet (2:105:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 10. Ayet (3:10:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, inkâr edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 21. Ayet (3:21:3) | يَكْفُرُونَ | يكفرون | yekfurûne | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini inkâr edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 116. Ayet (3:116:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 5 | Âl-i İmran 127. Ayet (3:127:5) | كَفَرُٓوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de Allah bunu, inkâr edenlerden bir kısmını helâk etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 156. Ayet (3:156:8) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, “Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkârcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir. | |||||
| 7 | Nisâ 42. Ayet (4:42:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O kıyamet günü, Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. | |||||
| 8 | Nisâ 76. Ayet (4:76:8) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tâğût[125] yolunda savaşırlar. O hâlde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır. | |||||
| 9 | Nisâ 102. Ayet (4:102:30) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 10 | Nisâ 167. Ayet (4:167:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz inkâr edenler, insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. | |||||
| 11 | Nisâ 168. Ayet (4:168:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz inkâr edenler ve zulmedenler (var ya), Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir. | |||||
| 12 | Mâide 3. Ayet (5:3:34) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar[142] üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız[143] size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.[144] Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 13 | Mâide 10. Ayet (5:10:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya; işte onlar cehennemliklerdir. | |||||
| 14 | Mâide 36. Ayet (5:36:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 15 | Mâide 86. Ayet (5:86:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir. | |||||
| 16 | Mâide 103. Ayet (5:103:14) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, ne “Bahîre”, ne “Sâibe”, ne “Vasîle”, ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat, inkâr edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten çoklarının aklı da ermez.[162] | |||||
| 17 | Mâide 110. Ayet (5:110:58) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. | |||||
| 18 | En'am 1. Ayet (6:1:12) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar. | |||||
| 19 | En'am 7. Ayet (6:7:11) | كَفَرُٓوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Eğer sana kâğıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkâr edenler, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi. | |||||
| 20 | En'am 25. Ayet (6:25:27) | كَفَرُٓوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden, (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız.[173] Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. | |||||
| 21 | Enfal 36. Ayet (8:36:0) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, inkâr edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkâr edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir. | |||||
| 22 | Enfal 36. Ayet (8:36:0) | كَفَرُٓوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, inkâr edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkâr edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir. | |||||
| 23 | Enfal 73. Ayet (8:73:0) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. | |||||
| 24 | Tevbe 37. Ayet (9:37:0) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram ayları ertelemek[257], ancak inkârda daha da ileri gitmektir ki bununla inkâr edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılmak için haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkârcı toplumu doğru yola iletmez.[258] | |||||
| 25 | Tevbe 40. Ayet (9:40:0) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 26 | Hûd 7. Ayet (11:7:26) | كَفَرُٓوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı[272] su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler. | |||||
| 27 | Ra'd 7. Ayet (13:7:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavim için de bir yol gösteren vardır. | |||||
| 28 | Ra'd 27. Ayet (13:27:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.” | |||||
| 29 | Ra'd 36. Ayet (13:36:11) | يُنْكِرُ | ينكر | yunkiru | inkar eden(ler) | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.” | |||||
| 30 | Ra'd 43. Ayet (13:43:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Sen peygamber değilsin” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter.” | |||||
| 31 | İbrahim 13. Ayet (14:13:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, peygamberlerine; “Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz.” | |||||
| 32 | Hicr 2. Ayet (15:2:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Keşke müslüman olsaydık” diye çok arzu edeceklerdir. | |||||
| 33 | Nahl 39. Ayet (16:39:8) | كَفَرُٓوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler! | |||||
| 34 | Nahl 88. Ayet (16:88:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz. | |||||
| 35 | Kehf 56. Ayet (18:56:9) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. | |||||
| 36 | Enbiyâ 30. Ayet (21:30:4) | كَفَرُٓوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? | |||||
| 37 | Enbiyâ 39. Ayet (21:39:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler! | |||||
| 38 | Hacc 25. Ayet (22:25:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. | |||||
| 39 | Nûr 39. Ayet (24:39:2) | كَفَرُٓوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Allah, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 40 | Furkan 4. Ayet (25:4:3) | كَفَرُٓوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Bu Kur’an, Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular. | |||||
| 41 | Furkan 32. Ayet (25:32:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz, Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.[392] | |||||
| 42 | Neml 67. Ayet (27:67:3) | كَفَرُٓوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?” | |||||
| 43 | Ankebut 23. Ayet (29:23:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 44 | Rum 16. Ayet (30:16:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır. | |||||
| 45 | Sebe' 3. Ayet (34:3:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.” | |||||
| 46 | Sebe' 7. Ayet (34:7:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine inkâr edenler şöyle dediler: “Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi? | |||||
| 47 | Sebe' 31. Ayet (34:31:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. | |||||
| 48 | Sebe' 33. Ayet (34:33:28) | كَفَرُواۜ | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. | |||||
| 49 | Sebe' 43. Ayet (34:43:26) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, ancak apaçık bir büyüdür” dediler. | |||||
| 50 | Fâtır 7. Ayet (35:7:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. | |||||