| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 200 | Enbiyâ 1. Ayet (21:1:2) | لِلنَّاسِ | للناس | linnâsi | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Hâlbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler. | |||||
| 201 | Enbiyâ 3. Ayet (21:3:10) | بَشَرٌ | بشر | beşerun | bir insandır | ب ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?” | |||||
| 202 | Enbiyâ 34. Ayet (21:34:3) | لِبَشَرٍ | لبشر | li-beşerin | hiçbir insana | ب ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi kalacaklar? | |||||
| 203 | Enbiyâ 37. Ayet (21:37:2) | الْاِنْسَانُ | الانسان | l-insânu | insan | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsan çok aceleci (tez canlı) yaratılmıştır. Size yakında âyetlerimi göstereceğim.[363] Şimdi acele etmeyin. | |||||
| 204 | Enbiyâ 61. Ayet (21:61:6) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bir kısmı da) “O hâlde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler. | |||||
| 205 | Enbiyâ 73. Ayet (21:73:13) | وَكَانُوا | وكانوا | ve kânû | ve (insanlar) idiler | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi. | |||||
| 206 | Hacc 1. Ayet (22:1:3) | النَّاسُ | الناس | nnâsu | insanlar | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. | |||||
| 207 | Hacc 2. Ayet (22:2:14) | النَّاسَ | الناس | nnâse | insanları | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. | |||||
| 208 | Hacc 3. Ayet (22:3:2) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanlardan | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı hâlde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın[371] ardına düşer. | |||||
| 209 | Hacc 5. Ayet (22:5:3) | النَّاسُ | الناس | nnâsu | insanlar | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 210 | Hacc 8. Ayet (22:8:2) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanlar- | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. | |||||
| 211 | Hacc 11. Ayet (22:11:2) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanlardan | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. | |||||
| 212 | Hacc 18. Ayet (22:18:21) | النَّاسِۜ | الناس | nnâs(i) | insanlar- | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar. | |||||
| 213 | Hacc 25. Ayet (22:25:12) | لِلنَّاسِ | للناس | linnâsi | bütün insanlar için | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. | |||||
| 214 | Hacc 27. Ayet (22:27:3) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanlar | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. | |||||
| 215 | Hacc 34. Ayet (22:34:20) | الْمُخْبِت۪ينَۙ | المخبتين | l-muḣbitîn(e) | samimi insanları | خ ب ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele! | |||||
| 216 | Hacc 40. Ayet (22:40:15) | النَّاسَ | الناس | nnâse | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. | |||||
| 217 | Hacc 49. Ayet (22:49:4) | النَّاسُ | الناس | nnâsu | insanlar | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.” | |||||
| 218 | Hacc 65. Ayet (22:65:25) | بِالنَّاسِ | بالناس | bi-nnâsi | insanlara | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. | |||||
| 219 | Hacc 66. Ayet (22:66:9) | الْاِنْسَانَ | الانسان | l-insâne | insan | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, size hayat veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da diriltecek olandır. Şüphesiz, insan çok nankördür. | |||||
| 220 | Hacc 73. Ayet (22:73:3) | النَّاسُ | الناس | nnâsu | insanlar | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de. | |||||
| 221 | Hacc 75. Ayet (22:75:7) | النَّاسِۜ | الناس | nnâs(i) | insanlardan | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, meleklerden de resûller seçer, insanlardan da. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 222 | Hacc 78. Ayet (22:78:32) | النَّاسِۚ | الناس | nnâs(i) | insanlar | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız.[380] Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! | |||||
| 223 | Mü'minûn 12. Ayet (23:12:3) | الْاِنْسَانَ | الانسان | l-insâne | insanı | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. | |||||
| 224 | Mü'minûn 24. Ayet (23:24:10) | بَشَرٌ | بشر | beşerun | bir insandan | ب ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” | |||||
| 225 | Mü'minûn 33. Ayet (23:33:17) | بَشَرٌ | بشر | beşerun | bir insandan | ب ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.” | |||||
| 226 | Mü'minûn 34. Ayet (23:34:3) | بَشَرًا | بشرا | beşeran | bir insana | ب ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız.” | |||||
| 227 | Mü'minûn 38. Ayet (23:38:12) | بِمُؤْمِن۪ينَ | بمؤمنين | bi-mu/minîn(e) | inanıcı(insan)lar | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu, Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Biz ona inanmayız.” | |||||
| 228 | Mü'minûn 47. Ayet (23:47:3) | لِبَشَرَيْنِ | لبشرين | li-beşerayni | şu iki insana | ب ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu yüzden, “Kavimleri bize kul köle iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler. | |||||
| 229 | Nûr 35. Ayet (24:35:44) | لِلنَّاسِۜ | للناس | li-nnâs(i) | insanlara | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[388] | |||||
| 230 | Furkan 29. Ayet (25:29:10) | لِلْاِنْسَانِ | للانسان | lil-insâni | insan için | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.” | |||||
| 231 | Furkan 37. Ayet (25:37:8) | لِلنَّاسِ | للناس | li-nnâsi | insanlara | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık. | |||||
| 232 | Furkan 49. Ayet (25:49:9) | وَاَنَاسِيَّ | واناسي | ve enâsiyye | ve insanlardan | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 48,49. O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. | |||||
| 233 | Furkan 50. Ayet (25:50:7) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler. | |||||
| 234 | Furkan 54. Ayet (25:54:6) | بَشَرًا | بشرا | beşeran | bir insan | ب ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 235 | Şu'arâ 154. Ayet (26:154:4) | بَشَرٌ | بشر | beşerun | bir insandan | ب ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir.” | |||||
| 236 | Şu'arâ 183. Ayet (26:183:3) | النَّاسَ | الناس | nnâse | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” | |||||
| 237 | Şu'arâ 186. Ayet (26:186:4) | بَشَرٌ | بشر | beşerun | bir insandan | ب ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.” | |||||
| 238 | Neml 16. Ayet (27:16:7) | النَّاسُ | الناس | nnâsu | insanlar | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi. | |||||
| 239 | Neml 17. Ayet (27:17:6) | وَالْاِنْسِ | والانس | vel-insi | ve insanlar(dan) | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı. | |||||
| 240 | Neml 73. Ayet (27:73:6) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanlara | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler. | |||||
| 241 | Neml 82. Ayet (27:82:12) | النَّاسَ | الناس | nnâse | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. | |||||
| 242 | Kasas 23. Ayet (28:23:9) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanlar- | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Mûsâ onlara, “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. Onlar, “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler. | |||||
| 243 | Kasas 43. Ayet (28:43:12) | لِلنَّاسِ | للناس | li-nnâsi | insanlar için | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. | |||||
| 244 | Ankebut 2. Ayet (29:2:2) | النَّاسُ | الناس | nnâsu | insanlar | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. | |||||
| 245 | Ankebut 8. Ayet (29:8:2) | الْاِنْسَانَ | الانسان | l-insâne | insana | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şâyet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim. | |||||
| 246 | Ankebut 10. Ayet (29:10:2) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanlardan | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? | |||||
| 247 | Ankebut 10. Ayet (29:10:13) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? | |||||
| 248 | Ankebut 43. Ayet (29:43:4) | لِلنَّاسِۚ | للناس | li-nnâsi | insanlara | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar. | |||||
| 249 | Ankebut 67. Ayet (29:67:8) | النَّاسُ | الناس | nnâsu | insanlar | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? | |||||