"insan" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 378 sonuç bulundu.
200 - 250 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
200 Enbiyâ 1. Ayet (21:1:2) لِلنَّاسِ للناس linnâsi insanların ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Hâlbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.
201 Enbiyâ 3. Ayet (21:3:10) بَشَرٌ بشر beşerun bir insandır ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?”
202 Enbiyâ 34. Ayet (21:34:3) لِبَشَرٍ لبشر li-beşerin hiçbir insana ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi kalacaklar?
203 Enbiyâ 37. Ayet (21:37:2) الْاِنْسَانُ الانسان l-insânu insan أ ن س
Diyanet İşleri (Yeni) İnsan çok aceleci (tez canlı) yaratılmıştır. Size yakında âyetlerimi göstereceğim.[363] Şimdi acele etmeyin.
204 Enbiyâ 61. Ayet (21:61:6) النَّاسِ الناس nnâsi insanların ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) (Bir kısmı da) “O hâlde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler.
205 Enbiyâ 73. Ayet (21:73:13) وَكَانُوا وكانوا ve kânû ve (insanlar) idiler ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.
206 Hacc 1. Ayet (22:1:3) النَّاسُ الناس nnâsu insanlar ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
207 Hacc 2. Ayet (22:2:14) النَّاسَ الناس nnâse insanları ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir.
208 Hacc 3. Ayet (22:3:2) النَّاسِ الناس nnâsi insanlardan ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı hâlde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın[371] ardına düşer.
209 Hacc 5. Ayet (22:5:3) النَّاسُ الناس nnâsu insanlar ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
210 Hacc 8. Ayet (22:8:2) النَّاسِ الناس nnâsi insanlar- ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) 8,9. İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız.
211 Hacc 11. Ayet (22:11:2) النَّاسِ الناس nnâsi insanlardan ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.
212 Hacc 18. Ayet (22:18:21) النَّاسِۜ الناس nnâs(i) insanlar- ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
213 Hacc 25. Ayet (22:25:12) لِلنَّاسِ للناس linnâsi bütün insanlar için ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız.
214 Hacc 27. Ayet (22:27:3) النَّاسِ الناس nnâsi insanlar ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.
215 Hacc 34. Ayet (22:34:20) الْمُخْبِت۪ينَۙ المخبتين l-muḣbitîn(e) samimi insanları خ ب ت
Diyanet İşleri (Yeni) Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!
216 Hacc 40. Ayet (22:40:15) النَّاسَ الناس nnâse insanların ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
217 Hacc 49. Ayet (22:49:4) النَّاسُ الناس nnâsu insanlar ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
218 Hacc 65. Ayet (22:65:25) بِالنَّاسِ بالناس bi-nnâsi insanlara ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
219 Hacc 66. Ayet (22:66:9) الْاِنْسَانَ الانسان l-insâne insan أ ن س
Diyanet İşleri (Yeni) O, size hayat veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da diriltecek olandır. Şüphesiz, insan çok nankördür.
220 Hacc 73. Ayet (22:73:3) النَّاسُ الناس nnâsu insanlar ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de.
221 Hacc 75. Ayet (22:75:7) النَّاسِۜ الناس nnâs(i) insanlardan ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, meleklerden de resûller seçer, insanlardan da. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
222 Hacc 78. Ayet (22:78:32) النَّاسِۚ الناس nnâs(i) insanlar ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız.[380] Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!
223 Mü'minûn 12. Ayet (23:12:3) الْاِنْسَانَ الانسان l-insâne insanı أ ن س
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.
224 Mü'minûn 24. Ayet (23:24:10) بَشَرٌ بشر beşerun bir insandan ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”
225 Mü'minûn 33. Ayet (23:33:17) بَشَرٌ بشر beşerun bir insandan ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.”
226 Mü'minûn 34. Ayet (23:34:3) بَشَرًا بشرا beşeran bir insana ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız.”
227 Mü'minûn 38. Ayet (23:38:12) بِمُؤْمِن۪ينَ بمؤمنين bi-mu/minîn(e) inanıcı(insan)lar أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu, Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Biz ona inanmayız.”
228 Mü'minûn 47. Ayet (23:47:3) لِبَشَرَيْنِ لبشرين li-beşerayni şu iki insana ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bu yüzden, “Kavimleri bize kul köle iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler.
229 Nûr 35. Ayet (24:35:44) لِلنَّاسِۜ للناس li-nnâs(i) insanlara ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[388]
230 Furkan 29. Ayet (25:29:10) لِلْاِنْسَانِ للانسان lil-insâni insan için أ ن س
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.”
231 Furkan 37. Ayet (25:37:8) لِلنَّاسِ للناس li-nnâsi insanlara ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.
232 Furkan 49. Ayet (25:49:9) وَاَنَاسِيَّ واناسي ve enâsiyye ve insanlardan أ ن س
Diyanet İşleri (Yeni) 48,49. O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.
233 Furkan 50. Ayet (25:50:7) النَّاسِ الناس nnâsi insanların ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.
234 Furkan 54. Ayet (25:54:6) بَشَرًا بشرا beşeran bir insan ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
235 Şu'arâ 154. Ayet (26:154:4) بَشَرٌ بشر beşerun bir insandan ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir.”
236 Şu'arâ 183. Ayet (26:183:3) النَّاسَ الناس nnâse insanların ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
237 Şu'arâ 186. Ayet (26:186:4) بَشَرٌ بشر beşerun bir insandan ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.”
238 Neml 16. Ayet (27:16:7) النَّاسُ الناس nnâsu insanlar ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi.
239 Neml 17. Ayet (27:17:6) وَالْاِنْسِ والانس vel-insi ve insanlar(dan) أ ن س
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.
240 Neml 73. Ayet (27:73:6) النَّاسِ الناس nnâsi insanlara ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler.
241 Neml 82. Ayet (27:82:12) النَّاسَ الناس nnâse insanların ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.
242 Kasas 23. Ayet (28:23:9) النَّاسِ الناس nnâsi insanlar- ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Mûsâ onlara, “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. Onlar, “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler.
243 Kasas 43. Ayet (28:43:12) لِلنَّاسِ للناس li-nnâsi insanlar için ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.
244 Ankebut 2. Ayet (29:2:2) النَّاسُ الناس nnâsu insanlar ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.
245 Ankebut 8. Ayet (29:8:2) الْاِنْسَانَ الانسان l-insâne insana أ ن س
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şâyet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.
246 Ankebut 10. Ayet (29:10:2) النَّاسِ الناس nnâsi insanlardan ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?
247 Ankebut 10. Ayet (29:10:13) النَّاسِ الناس nnâsi insanların ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?
248 Ankebut 43. Ayet (29:43:4) لِلنَّاسِۚ للناس li-nnâsi insanlara ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar.
249 Ankebut 67. Ayet (29:67:8) النَّاسُ الناس nnâsu insanlar ن و س
Diyanet İşleri (Yeni) Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?