| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 23. Ayet (2:23:2) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). | |||||
| 2 | Bakara 23. Ayet (2:23:19) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). | |||||
| 3 | Bakara 31. Ayet (2:31:14) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi. | |||||
| 4 | Bakara 93. Ayet (2:93:26) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz! | |||||
| 5 | Bakara 94. Ayet (2:94:16) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” | |||||
| 6 | Bakara 111. Ayet (2:111:17) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de; “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.” | |||||
| 7 | Bakara 172. Ayet (2:172:13) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin. | |||||
| 8 | Bakara 187. Ayet (2:187:9) | لِبَاسٌ | لباس | libâsun | elbisenizdir | ل ب س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 9 | Bakara 248. Ayet (2:248:29) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir.[68] Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin, Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır.” | |||||
| 10 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:44) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 11 | Âl-i İmran 93. Ayet (3:93:23) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.” | |||||
| 12 | Âl-i İmran 118. Ayet (3:118:30) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. | |||||
| 13 | Âl-i İmran 139. Ayet (3:139:8) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. | |||||
| 14 | Âl-i İmran 168. Ayet (3:168:15) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlar), kendileri oturup kaldıkları hâlde kardeşleri için, “Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.” | |||||
| 15 | Âl-i İmran 175. Ayet (3:175:10) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O şeytan[102] sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü’min iseniz, benden korkun. | |||||
| 16 | Nisâ 43. Ayet (4:43:22) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 17 | Nisâ 59. Ayet (4:59:21) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin.[123] Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir. | |||||
| 18 | Mâide 6. Ayet (5:6:20) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. | |||||
| 19 | Mâide 6. Ayet (5:6:24) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. | |||||
| 20 | Mâide 23. Ayet (5:23:20) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü’minler iseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.” | |||||
| 21 | Mâide 57. Ayet (5:57:23) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kâfirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. | |||||
| 22 | Mâide 112. Ayet (5:112:21) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani havariler de, “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. İsa da, “Eğer mü’minler iseniz, Allah’a karşı gelmekten sakının” demişti. | |||||
| 23 | En'am 40. Ayet (6:40:14) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz (söyleyin) | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). | |||||
| 24 | En'am 81. Ayet (6:81:21) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin.” | |||||
| 25 | En'am 143. Ayet (6:143:22) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, (hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki, keçiden de iki. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin.” | |||||
| 26 | A'raf 70. Ayet (7:70:15) | كُنْتَ | كنت | kunte | isen | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sen bize tek Allah’a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler. | |||||
| 27 | A'raf 77. Ayet (7:77:14) | كُنْتَ | كنت | kunte | isen | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. | |||||
| 28 | A'raf 85. Ayet (7:85:37) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır.” | |||||
| 29 | A'raf 106. Ayet (7:106:3) | كُنْتَ | كنت | kunte | isen | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım, şayet doğru söyleyenlerden isen” dedi. | |||||
| 30 | A'raf 106. Ayet (7:106:9) | كُنْتَ | كنت | kunte | isen | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım, şayet doğru söyleyenlerden isen” dedi. | |||||
| 31 | A'raf 194. Ayet (7:194:0) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). | |||||
| 32 | Enfal 1. Ayet (8:1:0) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | siz (gerçekten) iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.” | |||||
| 33 | Enfal 41. Ayet (8:41:0) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize[251] inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 34 | Tevbe 13. Ayet (9:13:0) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah, -eğer siz gerçek mü’minler iseniz- kendisinden korkmanıza daha lâyıktır. | |||||
| 35 | Tevbe 41. Ayet (9:41:0) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde[259] Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 36 | Yunus 38. Ayet (10:38:0) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. | |||||
| 37 | Yunus 48. Ayet (10:48:0) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer doğru söyleyenler iseniz, (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar. | |||||
| 38 | Yunus 94. Ayet (10:94:0) | كُنْتَ | كنت | kunte | isen | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma! | |||||
| 39 | Yunus 104. Ayet (10:104:0) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.” | |||||
| 40 | Hûd 13. Ayet (11:13:17) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp, siz de onun gibi uydurma on sûre getirin.” | |||||
| 41 | Hûd 32. Ayet (11:32:12) | كُنْتَ | كنت | kunte | isen | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.” | |||||
| 42 | Hûd 86. Ayet (11:86:6) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer inanan kimselerseniz Allah’ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim.” | |||||
| 43 | Yusuf 10. Ayet (12:10:15) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan bir sözcü, “Yûsuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi. | |||||
| 44 | Yusuf 74. Ayet (12:74:5) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Eğer yalancı iseniz, hırsızlığın cezası nedir?” dediler. | |||||
| 45 | Hicr 7. Ayet (15:7:6) | كُنْتَ | كنت | kunte | isen | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!” | |||||
| 46 | Meryem 18. Ayet (19:18:7) | كُنْتَ | كنت | kunte | isen | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem, “Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi. | |||||
| 47 | Enbiyâ 38. Ayet (21:38:6) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. | |||||
| 48 | Hacc 5. Ayet (22:5:5) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 49 | Hacc 19. Ayet (22:19:3) | اخْتَصَمُوا | اختصموا | -ḣtesamû | çekişen | خ ص م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. | |||||
| 50 | Mü'minûn 84. Ayet (23:84:7) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?” | |||||