| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 117. Ayet (2:117:5) | قَضٰٓى | قضى | kadâ | hükmettiği | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir. | |||||
| 2 | Bakara 200. Ayet (2:200:2) | قَضَيْتُمْ | قضيتم | kadaytum | bitirince | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.[60] | |||||
| 3 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:17) | قَضٰٓى | قضى | kadâ | istediği | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 4 | Nisâ 65. Ayet (4:65:17) | قَضَيْتَ | قضيت | kadayte | senin verdiğin hükme | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar. | |||||
| 5 | Nisâ 103. Ayet (4:103:2) | قَضَيْتُمُ | قضيتم | kadaytumu | bitirdiğiniz | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 6 | En'am 2. Ayet (6:2:7) | قَضٰٓى | قضى | kadâ | koymuştur | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. | |||||
| 7 | Yusuf 68. Ayet (12:68:20) | قَضٰيهَاۜ | قضيها | kadâhâ | açığa çıkardı | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 8 | Hicr 66. Ayet (15:66:1) | وَقَضَيْنَٓا | وقضينا | ve kadaynâ | ve bildirdik | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.” | |||||
| 9 | Nahl 92. Ayet (16:92:4) | نَقَضَتْ | نقضت | nekadat | çözen kadın | ن ق ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır. | |||||
| 10 | İsrâ 4. Ayet (17:4:1) | وَقَضَيْنَٓا | وقضينا | ve kadaynâ | ve şu hükmü verdik | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına, “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. | |||||
| 11 | İsrâ 23. Ayet (17:23:1) | وَقَضٰى | وقضى | vekadâ | ve emretti | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. | |||||
| 12 | Meryem 35. Ayet (19:35:10) | قَضٰٓى | قضى | kadâ | hükmettiği | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “ol!” der ve o da oluverir. | |||||
| 13 | Kasas 15. Ayet (28:15:28) | فَقَضٰى | فقضى | fe-kadâ | işini bitirdi | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413] | |||||
| 14 | Kasas 28. Ayet (28:28:7) | قَضَيْتُ | قضيت | kadaytu | yerine getirsem | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. Allah, söylediklerimize vekildir.” | |||||
| 15 | Kasas 29. Ayet (28:29:2) | قَضٰى | قضى | kadâ | bitirince | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”[414] dedi. | |||||
| 16 | Kasas 44. Ayet (28:44:6) | قَضَيْنَٓا | قضينا | kadaynâ | yaptığımız | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.[415] | |||||
| 17 | Ahzab 23. Ayet (33:23:11) | قَضٰى | قضى | kadâ | yerine getirdi | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. | |||||
| 18 | Ahzab 36. Ayet (33:36:7) | قَضَى | قضى | kada | hüküm verdiği | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. | |||||
| 19 | Ahzab 37. Ayet (33:37:27) | قَضٰى | قضى | kadâ | kesince | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.[439] | |||||
| 20 | Ahzab 37. Ayet (33:37:42) | قَضَوْا | قضوا | kadav | kestikleri | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.[439] | |||||
| 21 | Sebe' 14. Ayet (34:14:2) | قَضَيْنَا | قضينا | kadaynâ | hükmettiğimiz | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. | |||||
| 22 | Zümer 42. Ayet (39:42:13) | قَضٰى | قضى | kadâ | hükmettiği | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. | |||||
| 23 | Mü'min 68. Ayet (40:68:6) | قَضٰٓى | قضى | kadâ | hükmettiği | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yaşatan ve öldürendir. Bir şeye karar verdiğinde, ona sadece “ol” der, o da oluverir. | |||||
| 24 | Fussilet 12. Ayet (41:12:1) | فَقَضٰيهُنَّ | فقضيهن | fe-kadâhunne | böylece onları yaptı | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. | |||||
| 25 | İnşirâh 3. Ayet (94:3:2) | اَنْقَضَ | انقض | enkada | çatırdatmıştı | ن ق ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? | |||||