| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 79. Ayet (2:79:15) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline! | |||||
| 2 | Âl-i İmran 187. Ayet (3:187:18) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür! | |||||
| 3 | Âl-i İmran 199. Ayet (3:199:21) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 4 | Mâide 44. Ayet (5:44:32) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 5 | Enfal 43. Ayet (8:43:0) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 6 | Nahl 95. Ayet (16:95:6) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 7 | Mü'minûn 114. Ayet (23:114:5) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlâ(en) | az bir (zamandan) | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.” | |||||
| 8 | Kasas 58. Ayet (28:58:14) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | pek az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz. | |||||
| 9 | Zümer 8. Ayet (39:8:30) | قَل۪يلًاۗ | قليلا | kalîlâ(en) | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O’na yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin.” | |||||
| 10 | Duhân 15. Ayet (44:15:4) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlâ(en) | birazcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski hâlinize döneceksiniz. | |||||