| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 41. Ayet (2:41:16) | قَل۪يلًاۘ | قليلا | kalîlen | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 2 | Bakara 83. Ayet (2:83:26) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | pek azınız | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 3 | Bakara 88. Ayet (2:88:8) | فَقَل۪يلًا | فقليلا | fe-kalîlen | artık çok az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. Öyle değil. İnkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[27] | |||||
| 4 | Bakara 126. Ayet (2:126:23) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az bir (süre) | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. | |||||
| 5 | Bakara 174. Ayet (2:174:12) | قَل۪يلًاۙ | قليلا | kalîlen | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır.[47] | |||||
| 6 | Bakara 246. Ayet (2:246:50) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | pek azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 7 | Bakara 249. Ayet (2:249:28) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | pek azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tâlût, ordu ile hareket edince, “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.” | |||||
| 8 | Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:8) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az bir | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 9 | Mâide 13. Ayet (5:13:24) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | pek azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever. | |||||
| 10 | A'raf 3. Ayet (7:3:12) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | ne kadar da az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! | |||||
| 11 | A'raf 10. Ayet (7:10:9) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | ne kadar da az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik.[214] Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 12 | A'raf 86. Ayet (7:86:18) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bir de, tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek, Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?” | |||||
| 13 | Enfal 44. Ayet (8:44:0) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah, olacak bir işi gerçekleştirsin. Bütün işler Allah’a döndürülür. | |||||
| 14 | Tevbe 9. Ayet (9:9:0) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları O’nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! | |||||
| 15 | Tevbe 82. Ayet (9:82:0) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar. | |||||
| 16 | Hûd 116. Ayet (11:116:15) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | çok azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. | |||||
| 17 | Yusuf 47. Ayet (12:47:12) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az bir mikdar | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın.” | |||||
| 18 | Yusuf 48. Ayet (12:48:13) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az miktar | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.” | |||||
| 19 | Mü'minûn 78. Ayet (23:78:8) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 20 | Neml 62. Ayet (27:62:14) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | ne de az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! | |||||
| 21 | Lokman 24. Ayet (31:24:2) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | biraz | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz. | |||||
| 22 | Secde 9. Ayet (32:9:12) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | ne kadar az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 23 | Mü'min 58. Ayet (40:58:11) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz. | |||||
| 24 | Zâriyât 17. Ayet (51:17:2) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | pek az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Geceleri pek az uyurlardı. | |||||
| 25 | Necm 34. Ayet (53:34:2) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 33,34. Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü? | |||||
| 26 | Mülk 23. Ayet (67:23:10) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | ne kadar az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” | |||||
| 27 | Hâkka 41. Ayet (69:41:5) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, bir şairin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz! | |||||
| 28 | Hâkka 42. Ayet (69:42:4) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz! | |||||
| 29 | Mürselât 46. Ayet (77:46:3) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey inkâr edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız. | |||||