"karşı" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 319 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 16. Ayet (2:16:5) بِالْهُدٰىۖ بالهدى bil-hudâ hidayet karşılığında ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.
2 Bakara 61. Ayet (2:61:13) يُخْرِجْ يخرج yuḣric çıkarsın خ ر ج
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
3 Bakara 85. Ayet (2:85:12) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onlara karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
4 Bakara 89. Ayet (2:89:14) عَلَى على ‘alâ karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun.
5 Bakara 137. Ayet (2:137:15) فَسَيَكْف۪يكَهُمُ فسيكفيكهم fe-seyekfîkehumu onlara karşı sana yeter ك ف ي
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
6 Bakara 158. Ayet (2:158:23) شَاكِرٌ شاكر şâkirun karşılığını verir ش ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur.[42] Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir.
7 Bakara 175. Ayet (2:175:5) بِالْهُدٰى بالهدى bil-hudâ hidayet karşılığında ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)
8 Bakara 175. Ayet (2:175:7) بِالْمَغْفِرَةِۚ بالمغفرة bil-maġfira(ti) mağfiret karşılığında غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)
9 Bakara 175. Ayet (2:175:10) عَلَى على ‘alâ karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)
10 Bakara 186. Ayet (2:186:7) اُج۪يبُ اجيب ucîbu karşılık veririm ج و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
11 Bakara 186. Ayet (2:186:12) فَلْيَسْتَج۪يبُوا فليستجيبوا fel-yestecîbû O halde onlar da karşılık versinler ج و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
12 Bakara 194. Ayet (2:194:3) بِالشَّهْرِ بالشهر bi-şşehri aya karşılıktır ش ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) Haram ay, haram aya karşılıktır.[56] Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. O hâlde kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın, (fakat ileri gitmeyin). Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.[57]
13 Bakara 194. Ayet (2:194:6) قِصَاصٌۜ قصاص kisâs(un) karşılıklıdır ق ص ص
Diyanet İşleri (Yeni) Haram ay, haram aya karşılıktır.[56] Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. O hâlde kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın, (fakat ileri gitmeyin). Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.[57]
14 Bakara 243. Ayet (2:243:22) عَلَى على ‘alâ karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Binlerce kişi oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara “ölün” dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.
15 Bakara 245. Ayet (2:245:8) فَيُضَاعِفَهُ فيضاعفه feyudâ’ifehu arttırması karşılığında ض ع ف
Diyanet İşleri (Yeni) Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz.
16 Bakara 249. Ayet (2:249:42) وَجُنُودِه۪ۜ وجنوده vecunûdih(i) ve askerlerine karşı ج ن د
Diyanet İşleri (Yeni) Tâlût, ordu ile hareket edince, “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.”
17 Bakara 250. Ayet (2:250:2) بَرَزُوا برزوا berazû karşılaşsalar ب ر ز
Diyanet İşleri (Yeni) (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.”
18 Bakara 250. Ayet (2:250:13) عَلَى على ‘alâ karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.”
19 Bakara 251. Ayet (2:251:26) عَلَى على ‘alâ karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Câlût’u öldürdü. Allah, ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah’ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir.
20 Bakara 253. Ayet (2:253:5) عَلٰى على ‘alâ karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69]
21 Bakara 286. Ayet (2:286:47) عَلَى على ‘alâ karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”
22 Âl-i İmran 10. Ayet (3:10:10) مِنَ من mina karşı مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, inkâr edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.
23 Âl-i İmran 13. Ayet (3:13:7) الْتَقَتَاۜ التقتا ltekatâ karşılaşan ل ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.[85]
24 Âl-i İmran 27. Ayet (3:27:1) تُولِجُ تولج tûlicu sokarsın و ل ج
Diyanet İşleri (Yeni) “Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.”
25 Âl-i İmran 27. Ayet (3:27:5) وَتُولِجُ وتولج ve tûlicu ve sokarsın و ل ج
Diyanet İşleri (Yeni) “Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.”
26 Âl-i İmran 28. Ayet (3:28:24) نَفْسَهُۜ نفسه nefseh(u) kendisin(in emirlerine karşı gelmek)den ن ف س
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır.
27 Âl-i İmran 30. Ayet (3:30:23) نَفْسَهُۜ نفسه nefseh(u) kendisin(in emirlerine karşı gelmek)den ن ف س
Diyanet İşleri (Yeni) Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah, sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah, kullarını çok esirgeyicidir.
28 Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:28) فِي في karşı فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]
29 Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:32) عَلَى على ‘alâ karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]
30 Âl-i İmran 78. Ayet (3:78:25) عَلَى على ‘alâ karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab’dan olmadığı hâlde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, “Bu, Allah katındandır” derler. Hâlbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.
31 Âl-i İmran 106. Ayet (3:106:15) بِمَا بما bimâ karşılık مَا
Diyanet İşleri (Yeni) O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir.
32 Âl-i İmran 116. Ayet (3:116:10) مِنَ من mina karşı مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
33 Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:11) لَقُوكُمْ لقوكم lekûkum sizinle karşılaştıkları ل ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
34 Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:17) عَلَيْكُمُ عليكم ‘aleykumu size karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
35 Âl-i İmran 143. Ayet (3:143:8) تَلْقَوْهُۖ تلقوه telkavhu onunla karşılaşmadan ل ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
36 Âl-i İmran 147. Ayet (3:147:17) عَلَى على ‘alâ karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların sözleri ancak, “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti.
37 Âl-i İmran 148. Ayet (3:148:3) ثَوَابَ ثواب śevâbe karşılığını ث و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.
38 Âl-i İmran 148. Ayet (3:148:6) ثَوَابِ ثواب śevâbi karşılığının ث و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.
39 Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:39) عَلَى على ‘alâ karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
40 Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:17) بِاللّٰهِ بالله bi(A)llâhi Allah'a karşı اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”
41 Âl-i İmran 155. Ayet (3:155:6) الْتَقَى التقى ltekâ karşılaştığı ل ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
42 Âl-i İmran 164. Ayet (3:164:4) عَلَى على ‘alâ karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
43 Âl-i İmran 166. Ayet (3:166:4) الْتَقَى التقى ltekâ karşılaştığı ل ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
44 Âl-i İmran 173. Ayet (3:173:9) لَكُمْ لكم lekum size karşı لَكُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler.
45 Âl-i İmran 177. Ayet (3:177:5) بِالْا۪يمَانِ بالايمان bil-îmâni iman karşılığında أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elem verici bir azap vardır.
46 Âl-i İmran 182. Ayet (3:182:2) بِمَا بما bimâ karşılığıdır مَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır.” Allah, kullara asla zulmedici değildir.
47 Âl-i İmran 187. Ayet (3:187:16) بِه۪ به bihi karşılığında بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!
48 Âl-i İmran 195. Ayet (3:195:1) فَاسْتَجَابَ فاستجاب festecâbe ve karşılık verdi ج و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.”
49 Âl-i İmran 195. Ayet (3:195:36) ثَوَابًا ثوابا śevâben bir karşılık olarak ث و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.”
50 Âl-i İmran 195. Ayet (3:195:43) الثَّوَابِ الثواب śśevâb(i) karşılıkların ث و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.”