| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 17. Ayet (2:17:15) | ظُلُمَاتٍ | ظلمات | zulumâtin | karanlıklar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. | |||||
| 2 | Bakara 19. Ayet (2:19:6) | ظُلُمَاتٌ | ظلمات | zulumâtun | karanlıklar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. | |||||
| 3 | Bakara 257. Ayet (2:257:7) | الظُّلُمَاتِ | الظلمات | zzulumâti | karanlıklar- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar. | |||||
| 4 | Bakara 257. Ayet (2:257:18) | الظُّلُمَاتِۜ | الظلمات | zzulumât(i) | karanlıklara | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar. | |||||
| 5 | Mâide 16. Ayet (5:16:11) | الظُّلُمَاتِ | الظلمات | zzulumâti | karanlıklar- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onunla rızası peşinde olanları selâmet yollarına iletir ve onları izniyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir. | |||||
| 6 | En'am 1. Ayet (6:1:8) | الظُّلُمَاتِ | الظلمات | zzulumâti | karanlıkları | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar. | |||||
| 7 | En'am 39. Ayet (6:39:7) | الظُّلُمَاتِۜ | الظلمات | zzulumât(i) | karanlıklar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır.[175] Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. | |||||
| 8 | En'am 59. Ayet (6:59:22) | ظُلُمَاتِ | ظلمات | zulumâti | karanlıkları | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın. | |||||
| 9 | En'am 63. Ayet (6:63:5) | ظُلُمَاتِ | ظلمات | zulumâti | karanlıkları- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” | |||||
| 10 | En'am 97. Ayet (6:97:9) | ظُلُمَاتِ | ظلمات | zulumâti | karanlıklarında | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. | |||||
| 11 | En'am 122. Ayet (6:122:15) | الظُّلُمَاتِ | الظلمات | zzulumâti | karanlıklar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. | |||||
| 12 | Ra'd 16. Ayet (13:16:27) | الظُّلُمَاتُ | الظلمات | zzulumâtu | karanlıklar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.” | |||||
| 13 | İbrahim 1. Ayet (14:1:8) | الظُّلُمَاتِ | الظلمات | zzulumâti | karanlıklar- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Elif Lâm Râ.[293] Bu Kur’an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kâfirlerin hâline. | |||||
| 14 | İbrahim 5. Ayet (14:5:9) | الظُّلُمَاتِ | الظلمات | zzulumâti | karanlıklar- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’yı da, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 15 | Enbiyâ 87. Ayet (21:87:13) | الظُّلُمَاتِ | الظلمات | zzulumâti | karanlıklar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zünnûn’u da hatırla.[369] Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti. | |||||
| 16 | Nûr 40. Ayet (24:40:2) | كَظُلُمَاتٍ | كظلمات | ke-zulumâtin | karanlıklar gibidir | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut (inkârcıların küfür içindeki hâlleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.[389] | |||||
| 17 | Nûr 40. Ayet (24:40:14) | ظُلُمَاتٌ | ظلمات | zulumâtun | karanlıklar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut (inkârcıların küfür içindeki hâlleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.[389] | |||||
| 18 | Neml 63. Ayet (27:63:4) | ظُلُمَاتِ | ظلمات | zulumâti | karanlıkları | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgârları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var!? Allah, onların ortak koştuklarından yücedir. | |||||
| 19 | Ahzab 43. Ayet (33:43:8) | الظُّلُمَاتِ | الظلمات | zzulumâti | karanlıklar- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah, mü’minlere çok merhamet edendir. | |||||
| 20 | Fâtır 20. Ayet (35:20:2) | الظُّلُمَاتُ | الظلمات | zzulumâtu | karanlıklar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz. | |||||
| 21 | Hadîd 9. Ayet (57:9:10) | الظُّلُمَاتِ | الظلمات | zzulumâti | karanlıklar- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. | |||||
| 22 | Talak 11. Ayet (65:11:13) | الظُّلُمَاتِ | الظلمات | zzulumâti | karanlıklar- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın apaçık âyetlerini okuyan bir peygamber gönderdi. Kim Allah’a inanır ve salih bir amel işlerse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona güzel bir rızık vermiştir. | |||||