| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 227. Ayet (2:227:2) | عَزَمُوا | عزموا | ‘azemû | kesin karar verirlerse | ع ز م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 106. Ayet (3:106:4) | وَتَسْوَدُّ | وتسود | ve tesveddu | kararır | س و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 106. Ayet (3:106:8) | اسْوَدَّتْ | اسودت | sveddet | kararan | س و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 159. Ayet (3:159:23) | عَزَمْتَ | عزمت | ‘azemte | karar verdiğin | ع ز م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. | |||||
| 5 | Mâide 95. Ayet (5:95:20) | يَحْكُمُ | يحكم | yahkumu | karar vereceği | ح ك م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 6 | En'am 98. Ayet (6:98:7) | فَمُسْتَقَرٌّ | فمستقر | fe-mustekarrun | (sizin için) bir karar | ق ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. | |||||
| 7 | Hûd 6. Ayet (11:6:11) | مُسْتَقَرَّهَا | مستقرها | mustekarrahâ | onun karar kıldığı yeri | ق ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. | |||||
| 8 | Yusuf 15. Ayet (12:15:4) | وَاَجْمَعُٓوا | واجمعوا | ve ecme’û | ve karar verdiler | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. | |||||
| 9 | İbrahim 26. Ayet (14:26:13) | قَرَارٍ | قرار | karâr(in) | kararı (kökü) | ق ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. | |||||
| 10 | İsrâ 16. Ayet (17:16:12) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | (azab) karar(ı) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de[312] onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz. | |||||
| 11 | İsrâ 78. Ayet (17:78:6) | غَسَقِ | غسق | ġaseki | kararmasına | غ س ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.[322] | |||||
| 12 | Meryem 21. Ayet (19:21:15) | مَقْضِيًّا | مقضيا | makdiyyâ(n) | karara bağlanarak | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cebrail, “Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi. | |||||
| 13 | Mü'minûn 13. Ayet (23:13:5) | قَرَارٍ | قرار | karârin | bir karar yerine | ق ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onu az bir su (meni) hâlinde sağlam bir karargâha (ana rahmine) yerleştirdik. | |||||
| 14 | Furkan 42. Ayet (25:42:8) | صَبَرْنَا | صبرنا | sabernâ | biz kararlılık | ص ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 41,42. Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilâhlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilâhlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. | |||||
| 15 | Furkan 66. Ayet (25:66:3) | مُسْتَقَرًّا | مستقرا | mustekarran | bir karargahtır | ق ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası.” | |||||
| 16 | Furkan 76. Ayet (25:76:4) | مُسْتَقَرًّا | مستقرا | mustekarran | karargahtır | ق ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! | |||||
| 17 | Neml 85. Ayet (27:85:2) | الْقَوْلُ | القول | lkavlu | karar | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar. | |||||
| 18 | Yâsîn 38. Ayet (36:38:3) | لِمُسْتَقَرٍّ | لمستقر | li-mustekarrin | karar bulacağı yere | ق ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. | |||||
| 19 | Zümer 19. Ayet (39:19:4) | كَلِمَةُ | كلمة | kelimetu | kararı | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler, hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın? | |||||
| 20 | Zuhruf 79. Ayet (43:79:2) | اَبْرَمُٓوا | ابرموا | ebramû | kararlaştırdılar (mı?) | ب ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. | |||||
| 21 | Zuhruf 79. Ayet (43:79:5) | مُبْرِمُونَۚ | مبرمون | mubrimûn(e) | kararlıyız | ب ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. | |||||
| 22 | Kamer 38. Ayet (54:38:5) | مُسْتَقِرٌّۚ | مستقر | mustekir(run) | kararlı | ق ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. | |||||
| 23 | Mürselât 21. Ayet (77:21:3) | قَرَارٍ | قرار | karârin | bir karar yerine | ق ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 21,22. Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk. | |||||
| 24 | Nâzi'ât 29. Ayet (79:29:1) | وَاَغْطَشَ | واغطش | ve aġtaşe | örtüp kararttı | غ ط ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı. | |||||
| 25 | Tekvîr 2. Ayet (81:2:3) | انْكَدَرَتْۙۖ | انكدرت | -nkederat | kararıp döküldüğü | ك د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman, | |||||