| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 50 | Mâide 60. Ayet (5:60:8) | عِنْدَ | عند | ‘inda | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lânetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.” | |||||
| 51 | En'am 2. Ayet (6:2:11) | عِنْدَهُ | عنده | ‘indeh(u) | kendi katından | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. | |||||
| 52 | En'am 43. Ayet (6:43:7) | قَسَتْ | قست | kaset | katılaştı | ق س و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. | |||||
| 53 | En'am 109. Ayet (6:109:13) | عِنْدَ | عند | ‘inda | katındadır | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” | |||||
| 54 | En'am 124. Ayet (6:124:23) | عِنْدَ | عند | ‘inda | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara bir âyet geldiği zaman, “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. | |||||
| 55 | En'am 127. Ayet (6:127:4) | عِنْدَ | عند | ‘inde | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri katında selâm yurdu (cennet) onlarındır. Allah, yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur. | |||||
| 56 | En'am 160. Ayet (6:160:5) | عَشْرُ | عشر | ‘aşru | on (katı) | ع ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez. | |||||
| 57 | A'raf 131. Ayet (7:131:17) | عِنْدَ | عند | ‘inda | katındadır | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlara iyilik geldiği zaman, “Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)” derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler. | |||||
| 58 | A'raf 156. Ayet (7:156:0) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” | |||||
| 59 | Enfal 4. Ayet (8:4:0) | عِنْدَ | عند | ‘inde | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır. | |||||
| 60 | Enfal 10. Ayet (8:10:0) | عِنْدِ | عند | ‘indi | katından | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 61 | Enfal 16. Ayet (8:16:0) | مُتَحَيِّزًا | متحيزا | mutehayyizen | katılmak | ح و ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | -Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 62 | Enfal 22. Ayet (8:22:0) | عِنْدَ | عند | ‘inda | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir. | |||||
| 63 | Tevbe 5. Ayet (9:5:0) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 64 | Tevbe 11. Ayet (9:11:0) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. | |||||
| 65 | Tevbe 18. Ayet (9:18:0) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. | |||||
| 66 | Tevbe 19. Ayet (9:19:0) | عِنْدَ | عند | ‘inda | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını, Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah, zâlim topluluğu doğru yola erdirmez. | |||||
| 67 | Tevbe 20. Ayet (9:20:0) | عِنْدَ | عند | ‘inda | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 68 | Tevbe 22. Ayet (9:22:0) | عِنْدَهُٓ | عنده | ‘indehu | katındandır | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz, Allah katında büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 69 | Tevbe 36. Ayet (9:36:0) | عِنْدَ | عند | ‘inda | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.[256] İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. | |||||
| 70 | Tevbe 71. Ayet (9:71:0) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 71 | Tevbe 99. Ayet (9:99:0) | عِنْدَ | عند | ‘inda | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, (Allah katında) onlar için yakınlıktır. Allah, onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 72 | Tevbe 123. Ayet (9:123:0) | غِلْظَةًۜ | غلظة | ġilza(ten) | bir katılık | غ ل ظ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kâfirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. | |||||
| 73 | Yunus 2. Ayet (10:2:0) | عِنْدَ | عند | ‘inde | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler? | |||||
| 74 | Yunus 18. Ayet (10:18:0) | عِنْدَ | عند | ‘inda | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.”. | |||||
| 75 | Yunus 76. Ayet (10:76:0) | عِنْدِنَا | عندنا | ‘indinâ | katımızdan | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, “Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir” dediler. | |||||
| 76 | Hûd 9. Ayet (11:9:4) | مِنَّا | منا | minnâ | katımızdan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da, sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir. | |||||
| 77 | Hûd 28. Ayet (11:28:14) | عِنْدِه۪ | عنده | ‘indihi | katından | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?” | |||||
| 78 | Hûd 58. Ayet (11:58:14) | غَل۪يظٍ | غليظ | ġalîz(in) | kaskatı | غ ل ظ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Helâk emrimiz gelince, Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık. | |||||
| 79 | Hûd 83. Ayet (11:83:2) | عِنْدَ | عند | ‘inde | katından | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir. | |||||
| 80 | Hûd 88. Ayet (11:88:12) | مِنْهُ | منه | minhu | kendi katından | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb, şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.” | |||||
| 81 | Nahl 8. Ayet (16:8:2) | وَالْبِغَالَ | والبغال | vel-biġâle | ve katırları | ب غ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır. | |||||
| 82 | Nahl 75. Ayet (16:75:12) | مِنَّا | منا | minnâ | katımızdan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler. | |||||
| 83 | İsrâ 38. Ayet (17:38:5) | عِنْدَ | عند | ‘inde | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. | |||||
| 84 | İsrâ 80. Ayet (17:80:12) | لَدُنْكَ | لدنك | ledunke | katından | ل د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.” | |||||
| 85 | Kehf 2. Ayet (18:2:6) | لَدُنْهُ | لدنه | ledunhu | katından (indirdi) | ل د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4. (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü’minleri, içlerinde ebedî olarak kalacakları güzel bir mükâfat (cennet) ile müjdelemek ve “Allah, bir çocuk edindi” diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı. | |||||
| 86 | Kehf 10. Ayet (18:10:10) | لَدُنْكَ | لدنك | ledunke | katından | ل د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” demişlerdi. | |||||
| 87 | Kehf 46. Ayet (18:46:9) | عِنْدَ | عند | ‘inde | katında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır. | |||||
| 88 | Kehf 65. Ayet (18:65:8) | عِنْدِنَا | عندنا | ‘indinâ | katımızdan | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.[330] | |||||
| 89 | Kehf 65. Ayet (18:65:11) | لَدُنَّا | لدنا | ledunnâ | katımızdan | ل د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.[330] | |||||
| 90 | Meryem 5. Ayet (19:5:12) | لَدُنْكَ | لدنك | ledunke | katından | ل د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 5,6. “Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!” | |||||
| 91 | Meryem 13. Ayet (19:13:3) | لَدُنَّا | لدنا | ledunnâ | katımızdan | ل د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. (Yahya, dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah’tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi. | |||||
| 92 | Tâhâ 99. Ayet (20:99:12) | لَدُنَّا | لدنا | ledunnâ | katımız- | ل د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik. | |||||
| 93 | Enbiyâ 17. Ayet (21:17:8) | لَدُنَّاۗ | لدنا | ledunnâ | kendi katımızdan | ل د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık. | |||||
| 94 | Enbiyâ 84. Ayet (21:84:10) | وَمِثْلَهُمْ | ومثلهم | ve miślehum | ve bir katını daha | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik. | |||||
| 95 | Hacc 41. Ayet (22:41:9) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde imkân ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir. | |||||
| 96 | Hacc 53. Ayet (22:53:10) | وَالْقَاسِيَةِ | والقاسية | vel-kâsiyeti | ve katılaşanlara | ق س و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler. | |||||
| 97 | Hacc 78. Ayet (22:78:36) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız.[380] Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! | |||||
| 98 | Mü'minûn 4. Ayet (23:4:3) | لِلزَّكٰوةِ | للزكوة | li-zzekâti | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ki, zekâtı öderler. | |||||
| 99 | Mü'minûn 62. Ayet (23:62:6) | وَلَدَيْنَا | ولدينا | ve ledeynâ | ve katımızda vardır | لَدَي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar. | |||||