| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 213. Ayet (2:213:29) | جَٓاءَتْهُمُ | جاءتهم | câethumu | kendilerine geldikten | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 86. Ayet (3:86:12) | وَجَٓاءَهُمُ | وجاءهم | ve câehumu | ve kendilerine geldikten | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkâr eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 105. Ayet (3:105:9) | جَٓاءَهُمُ | جاءهم | câehumu | kendilerine geldikten | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır. | |||||
| 4 | Nisâ 153. Ayet (4:153:29) | جَٓاءَتْهُمُ | جاءتهم | câethumu | kendilerine geldikden | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik. | |||||
| 5 | En'am 5. Ayet (6:5:5) | جَٓاءَهُمْۜ | جاءهم | câehum | kendilerine geldi | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.[168] | |||||
| 6 | En'am 31. Ayet (6:31:9) | جَٓاءَتْهُمُ | جاءتهم | câet-humu | kendilerine geldiği | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek, “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay hâlimize!” diyecekler. Dikkat edin, yüklendikleri günah yükü ne kötüdür! | |||||
| 7 | En'am 43. Ayet (6:43:3) | جَٓاءَهُمْ | جاءهم | câehum | kendilerine geldiği | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. | |||||
| 8 | Yunus 13. Ayet (10:13:0) | وَجَٓاءَتْهُمْ | وجاءتهم | ve câethum | kendilerine geldiği halde | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. | |||||
| 9 | İsrâ 94. Ayet (17:94:7) | جَٓاءَهُمُ | جاءهم | câehumu | kendilerine geldiği | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, “Allah, bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur. | |||||
| 10 | Kehf 55. Ayet (18:55:7) | جَٓاءَهُمُ | جاءهم | câehumu | kendilerine geldiği | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur. | |||||
| 11 | Şûrâ 14. Ayet (42:14:7) | جَٓاءَهُمُ | جاءهم | câehumu | kendilerine geldikten | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 12 | Câsiye 17. Ayet (45:17:11) | جَٓاءَهُمُ | جاءهم | câehumu | kendilerine geldikten | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir. | |||||
| 13 | Muhammed 18. Ayet (47:18:14) | جَٓاءَتْهُمْ | جاءتهم | câethum | kendilerine geldikten | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek? | |||||
| 14 | Beyyine 4. Ayet (98:4:10) | جَٓاءَتْهُمُ | جاءتهم | câethumu | kendilerine geldi | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler. | |||||