| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Yusuf 38. Ayet (12:38:7) | مَا | ما | mâ | (hakkımız) yoktur | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim, Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.” | |||||
| 2 | Hûd 105. Ayet (11:105:10) | وَسَع۪يدٌ | وسعيد | ve se’îd(in) | (kimi de) mutludur | س ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün geldiği zaman Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır, mutlu (cennetlik) olanlar da. | |||||
| 3 | En'am 99. Ayet (6:99:32) | مُتَشَابِهٍۜ | متشابه | muteşâbih(in) | (kimi) benzemez | ش ب ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı.[186] Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. | |||||
| 4 | En'am 99. Ayet (6:99:30) | مُشْتَبِهًا | مشتبها | muştebihen | (kimi) birbirine benzer | ش ب ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı.[186] Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. | |||||
| 5 | En'am 142. Ayet (6:142:3) | حَمُولَةً | حمولة | hamûleten | (kimi) yük taşır | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine O, hayvanlardan da irili ufaklı var edendir.[198] Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. | |||||
| 6 | En'am 142. Ayet (6:142:4) | وَفَرْشًاۜ | وفرشا | ve ferşâ(en) | (kiminin) tüyünden sergi yapılır | ف ر ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine O, hayvanlardan da irili ufaklı var edendir.[198] Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. | |||||
| 7 | Zümer 23. Ayet (39:23:28) | وَمَنْ | ومن | ve men | ama kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. | |||||
| 8 | Nisâ 81. Ayet (4:81:8) | طَٓائِفَةٌ | طائفة | tâifetun | birtakımı | ط و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana “baş üstüne” derler. Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Allah, onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma. Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.[126] | |||||
| 9 | Zuhruf 77. Ayet (43:77:5) | عَلَيْنَا | علينا | ‘aleynâ | bizim hakkımızda | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin.” O da, “Siz hep böyle kalacaksınız” der. | |||||
| 10 | Sâd 54. Ayet (38:54:3) | لَرِزْقُنَا | لرزقنا | le-rizkunâ | bizim rızkımızın | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona asla tükenme yoktur. | |||||
| 11 | Nisâ 95. Ayet (4:95:22) | دَرَجَةًۜ | درجة | deraceten | derece bakımından | د ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 95,96. Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 12 | İsrâ 21. Ayet (17:21:9) | دَرَجَاتٍ | درجات | deracâtin | dereceler bakımından | د ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bak nasıl, onların kimini kimine üstün kıldık. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür, üstünlükler daha büyüktür. | |||||
| 13 | Kasas 34. Ayet (28:34:6) | لِسَانًا | لسانا | lisânen | dil bakımından | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.” | |||||
| 14 | Nisâ 11. Ayet (4:11:63) | نَفْعًاۚ | نفعا | nef’â(an) | fayda bakımından | ن ف ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.[107] Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 15 | İsrâ 62. Ayet (17:62:12) | لَاَحْتَنِكَنَّ | لاحتنكن | le-ahtenikenne | hakimiyetime alacağım | ح ن ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım.” | |||||
| 16 | Hûd 79. Ayet (11:79:9) | حَقٍّۚ | حق | hakk(in) | hakkımız | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler. | |||||
| 17 | Kehf 103. Ayet (18:103:5) | اَعْمَالًاۜ | اعمالا | a’mâlâ(n) | işleri bakımından | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 103,104. (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları hâlde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” | |||||
| 18 | Bakara 165. Ayet (2:165:3) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da O’na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah’ı severcesine severler. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi! | |||||
| 19 | Bakara 200. Ayet (2:200:13) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.[60] | |||||
| 20 | Âl-i İmran 179. Ayet (3:179:26) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 21 | Âl-i İmran 192. Ayet (3:192:3) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.” | |||||
| 22 | Nisâ 52. Ayet (4:52:5) | وَمَنْ | ومن | ve men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ın lânet ettiği kimselerdir. Allah, kime lânet ederse, artık ona asla bir yardımcı bulamazsın. | |||||
| 23 | Nisâ 55. Ayet (4:55:2) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece onlardan kimi ona iman etti, kimi de sırt çevirdi. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter. | |||||
| 24 | En'am 125. Ayet (6:125:1) | فَمَنْ | فمن | fe-men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. | |||||
| 25 | A'raf 186. Ayet (7:186:0) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar. | |||||
| 26 | Tevbe 124. Ayet (9:124:0) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi bir sûre indirildiğinde, içlerinden, (alaylı bir şekilde) “Bu hanginizin imanını artırdı?” diyenler olur. İman etmiş olanlara gelince, inen sûre onların imanını artırmıştır. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler. | |||||
| 27 | Nahl 70. Ayet (16:70:6) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 28 | İsrâ 21. Ayet (17:21:6) | بَعْضٍۜ | بعض | ba’d(in) | kimi | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bak nasıl, onların kimini kimine üstün kıldık. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür, üstünlükler daha büyüktür. | |||||
| 29 | İsrâ 55. Ayet (17:55:12) | بَعْضٍ | بعض | ba’d(in) | kimi | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.[318] | |||||
| 30 | Hacc 3. Ayet (22:3:3) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı hâlde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın[371] ardına düşer. | |||||
| 31 | Hacc 5. Ayet (22:5:43) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 32 | Hacc 8. Ayet (22:8:3) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. | |||||
| 33 | Hacc 11. Ayet (22:11:3) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. | |||||
| 34 | Nûr 45. Ayet (24:45:8) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 35 | Nûr 45. Ayet (24:45:13) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 36 | Nûr 45. Ayet (24:45:18) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 37 | Lokman 6. Ayet (31:6:3) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. | |||||
| 38 | Ahzab 23. Ayet (33:23:10) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. | |||||
| 39 | Ahzab 23. Ayet (33:23:14) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. | |||||
| 40 | Mü'min 67. Ayet (40:67:22) | مَنْ | من | men | kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi (önce) topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra “alaka”dan[474] yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar. | |||||
| 41 | Bakara 201. Ayet (2:201:2) | مَنْ | من | men | kimi de | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan, “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. | |||||
| 42 | Bakara 253. Ayet (2:253:41) | مَنْ | من | men | kimi de | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69] | |||||
| 43 | Nisâ 55. Ayet (4:55:6) | مَنْ | من | men | kimi de | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece onlardan kimi ona iman etti, kimi de sırt çevirdi. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter. | |||||
| 44 | En'am 125. Ayet (6:125:9) | وَمَنْ | ومن | ve men | kimi de | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. | |||||
| 45 | Tevbe 58. Ayet (9:58:0) | مَنْ | من | men | kimi de | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar. | |||||
| 46 | İsrâ 97. Ayet (17:97:6) | وَمَنْ | ومن | ve men | kimi de | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız. | |||||
| 47 | Hacc 5. Ayet (22:5:46) | مَنْ | من | men | kimi de | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 48 | Tevbe 99. Ayet (9:99:0) | مَنْ | من | men | kimi de var ki | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, (Allah katında) onlar için yakınlıktır. Allah, onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 49 | En'am 53. Ayet (6:53:4) | بِبَعْضٍ | ببعض | biba’din | kimi ile | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? | |||||
| 50 | Tevbe 98. Ayet (9:98:0) | مَنْ | من | men | kimi var ki | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerden öyleleri vardır ki, (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belâlar gelmesini beklerler. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||