| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 800 | Nûr 40. Ayet (24:40:24) | وَمَنْ | ومن | ve men | bir kimseye | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut (inkârcıların küfür içindeki hâlleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.[389] | |||||
| 801 | Nûr 41. Ayet (24:41:7) | مَنْ | من | men | kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah, onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 802 | Nûr 46. Ayet (24:46:7) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz açıklayıcı âyetler indirdik. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir. | |||||
| 803 | Nûr 55. Ayet (24:55:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir. | |||||
| 804 | Nûr 55. Ayet (24:55:13) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir. | |||||
| 805 | Nûr 57. Ayet (24:57:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlerin (Allah’ı) yeryüzünde âciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir o! | |||||
| 806 | Nûr 58. Ayet (24:58:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 807 | Nûr 58. Ayet (24:58:6) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 808 | Nûr 59. Ayet (24:59:9) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde, kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi izin istesinler. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 809 | Nûr 62. Ayet (24:62:30) | لِمَنْ | لمن | li-men | kimseye | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O hâlde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 810 | Nûr 63. Ayet (24:63:17) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar. | |||||
| 811 | Furkan 4. Ayet (25:4:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Bu Kur’an, Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular. | |||||
| 812 | Furkan 11. Ayet (25:11:5) | لِمَنْ | لمن | limen | kimselere | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, onlar Kıyameti de yalanladılar. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır. | |||||
| 813 | Furkan 21. Ayet (25:21:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. | |||||
| 814 | Furkan 32. Ayet (25:32:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz, Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.[392] | |||||
| 815 | Furkan 43. Ayet (25:43:2) | مَنِ | من | meni | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? | |||||
| 816 | Furkan 63. Ayet (25:63:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | öyle kimselerdir ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler. | |||||
| 817 | Furkan 70. Ayet (25:70:2) | مَنْ | من | men | kimse(ler) | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 818 | Şu'arâ 24. Ayet (26:24:9) | مُوقِن۪ينَ | موقنين | mûkinîn(e) | gerçekten inanan kimseler | ي ق ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir.” | |||||
| 819 | Şu'arâ 25. Ayet (26:25:2) | لِمَنْ | لمن | limen | kimselere | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi. | |||||
| 820 | Şu'arâ 89. Ayet (26:89:2) | مَنْ | من | men | kimse | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.” | |||||
| 821 | Şu'arâ 111. Ayet (26:111:5) | الْاَرْذَلُونَۜ | الارذلون | l-erżelûn(e) | bayağı kimseler | ر ذ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız?” | |||||
| 822 | Şu'arâ 132. Ayet (26:132:2) | الَّذ۪ٓي | الذي | lleżî | kimseden | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 132,133,134. “Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah’a karşı gelmekten sakının.” | |||||
| 823 | Şu'arâ 152. Ayet (26:152:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 151,152. “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.” | |||||
| 824 | Şu'arâ 215. Ayet (26:215:3) | لِمَنِ | لمن | limeni | kimselere | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minlerden sana uyanlara kanatlarını indir. | |||||
| 825 | Şu'arâ 227. Ayet (26:227:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir. | |||||
| 826 | Şu'arâ 227. Ayet (26:227:15) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir. | |||||
| 827 | Neml 4. Ayet (27:4:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar. | |||||
| 828 | Neml 5. Ayet (27:5:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | öyle kimselerdir ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. | |||||
| 829 | Neml 8. Ayet (27:8:6) | مَنْ | من | men | bulunan kimse | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır.” | |||||
| 830 | Neml 8. Ayet (27:8:9) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve olan kimse | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır.” | |||||
| 831 | Neml 41. Ayet (27:41:10) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerden | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, “Tahtını tanınmaz hâle getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi. | |||||
| 832 | Neml 53. Ayet (27:53:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık. | |||||
| 833 | Neml 56. Ayet (27:56:14) | اُنَاسٌ | اناس | unâsun | kimselermiş | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)” | |||||
| 834 | Neml 65. Ayet (27:65:4) | مَنْ | من | men | kimse | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler.” | |||||
| 835 | Neml 67. Ayet (27:67:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?” | |||||
| 836 | Neml 87. Ayet (27:87:6) | مَنْ | من | men | kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. | |||||
| 837 | Neml 87. Ayet (27:87:9) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. | |||||
| 838 | Neml 87. Ayet (27:87:13) | مَنْ | من | men | kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. | |||||
| 839 | Kasas 5. Ayet (28:5:5) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. | |||||
| 840 | Kasas 15. Ayet (28:15:19) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | olan kimse | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413] | |||||
| 841 | Kasas 35. Ayet (28:35:13) | وَمَنِ | ومن | ve meni | ve kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar, galip gelecek olanlardır” dedi. | |||||
| 842 | Kasas 50. Ayet (28:50:11) | مِمَّنِ | ممن | mimmeni | kimseden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez. | |||||
| 843 | Kasas 56. Ayet (28:56:4) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. | |||||
| 844 | Kasas 56. Ayet (28:56:9) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. | |||||
| 845 | Kasas 61. Ayet (28:61:1) | اَفَمَنْ | افمن | efemen | kimse midir? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? | |||||
| 846 | Kasas 61. Ayet (28:61:7) | كَمَنْ | كمن | kemen | kimse gibi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? | |||||
| 847 | Kasas 63. Ayet (28:63:8) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir. | |||||
| 848 | Kasas 79. Ayet (28:79:7) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, “Keşke Kârûn’a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir” dediler. | |||||
| 849 | Kasas 80. Ayet (28:80:9) | لِمَنْ | لمن | limen | kimse için | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler. | |||||