"kimse" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 1271 sonuç bulundu.
1050 - 1100 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1050 Şûrâ 19. Ayet (42:19:5) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kullarına çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
1051 Şûrâ 26. Ayet (42:26:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimselerin ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kâfirler için ise çetin bir azap vardır.
1052 Şûrâ 49. Ayet (42:49:9) لِمَنْ لمن li-men kimse için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir.
1053 Şûrâ 49. Ayet (42:49:13) لِمَنْ لمن li-men kimse için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir.
1054 Şûrâ 50. Ayet (42:50:6) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir.
1055 Şûrâ 52. Ayet (42:52:19) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 52,53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner.
1056 Zuhruf 18. Ayet (43:18:1) اَوَمَنْ اومن eve-men kimseyi mi?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar?
1057 Zuhruf 33. Ayet (43:33:8) لِمَنْ لمن limen kimseler için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.
1058 Zuhruf 40. Ayet (43:40:7) وَمَنْ ومن ve men ve kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?
1059 Zuhruf 45. Ayet (43:45:2) مَنْ من men kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilâhlar var etmiş miyiz?
1060 Zuhruf 69. Ayet (43:69:1) اَلَّذ۪ينَ الذين elleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.”
1061 Zuhruf 86. Ayet (43:86:9) مَنْ من men kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler.
1062 Duhân 42. Ayet (44:42:2) مَنْ من men kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yalnız, Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.
1063 Câsiye 7. Ayet (45:7:4) اَث۪يمٍۙ اثيم eśîm(in) günah yüklü kimseye أ ث م
Diyanet İşleri (Yeni) Her günahkâr yalancının vay hâline!
1064 Câsiye 11. Ayet (45:11:3) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır.
1065 Câsiye 14. Ayet (45:14:2) لِلَّذ۪ينَ للذين lilleżîne kimselere ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnananlara söyle, Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin.
1066 Câsiye 14. Ayet (45:14:5) لِلَّذ۪ينَ للذين lilleżîne kimseleri ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnananlara söyle, Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin.
1067 Câsiye 18. Ayet (45:18:11) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimselerin ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.
1068 Câsiye 21. Ayet (45:21:3) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
1069 Câsiye 21. Ayet (45:21:8) كَالَّذ۪ينَ كالذين kelleżîne kimseler gibi ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
1070 Câsiye 23. Ayet (45:23:2) مَنِ من meni kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
1071 Câsiye 30. Ayet (45:30:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimselere ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır.
1072 Câsiye 31. Ayet (45:31:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimselere ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere gelince, onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?”
1073 Ahkaf 3. Ayet (46:3:11) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
1074 Ahkaf 5. Ayet (46:5:3) مِمَّنْ ممن mimmen kimseden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.
1075 Ahkaf 5. Ayet (46:5:8) مَنْ من men kimselere  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.
1076 Ahkaf 7. Ayet (46:7:7) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için, düşünmeden “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.
1077 Ahkaf 11. Ayet (46:11:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler.
1078 Ahkaf 11. Ayet (46:11:4) لِلَّذ۪ينَ للذين lilleżîne kimseler için ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler.
1079 Ahkaf 12. Ayet (46:12:13) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseleri ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.
1080 Ahkaf 13. Ayet (46:13:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.
1081 Ahkaf 17. Ayet (46:17:1) وَالَّذ۪ي والذي velleżî ve o kimse ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu.
1082 Ahkaf 18. Ayet (46:18:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimselerdir ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
1083 Ahkaf 20. Ayet (46:20:3) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.”
1084 Ahkaf 34. Ayet (46:34:3) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün, “Bu gerçek değil miymiş?” denir. Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. Allah, “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der.
1085 Muhammed 1. Ayet (47:1:1) اَلَّذ۪ينَ الذين elleżîne kimselerin ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya; işte, Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır.
1086 Muhammed 2. Ayet (47:2:1) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve kimselerin ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir.
1087 Muhammed 3. Ayet (47:3:3) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır.
1088 Muhammed 4. Ayet (47:4:3) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimselerle ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.
1089 Muhammed 4. Ayet (47:4:31) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne kimselerin ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.
1090 Muhammed 7. Ayet (47:7:3) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.
1091 Muhammed 8. Ayet (47:8:1) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne kimselere ise ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere gelince, yıkım onlara! Allah, onların işlerini boşa çıkarmıştır.
1092 Muhammed 10. Ayet (47:10:9) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimselerin ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah, onları yerle bir etmiştir. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır.
1093 Muhammed 11. Ayet (47:11:5) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimselerin ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, Allah’ın inananların yardımcısı olması, inkâr edenlerin ise, hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır.
1094 Muhammed 12. Ayet (47:12:4) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseleri ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların kalacakları yer ateştir.
1095 Muhammed 12. Ayet (47:12:13) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne kimseler ise ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların kalacakları yer ateştir.
1096 Muhammed 14. Ayet (47:14:1) اَفَمَنْ افمن efe-men kimse olur mu?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir?
1097 Muhammed 14. Ayet (47:14:7) كَمَنْ كمن kemen kimseler gibi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir?
1098 Muhammed 15. Ayet (47:15:35) كَمَنْ كمن kemen kimseler gibi olur mu?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?
1099 Muhammed 16. Ayet (47:16:18) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimselerdir ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek), kendilerine bilgi verilmiş olanlara, “Az önce ne söyledi?” derler. İşte bunlar, Allah’ın, kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir.