| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1050 | Şûrâ 19. Ayet (42:19:5) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kullarına çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. | |||||
| 1051 | Şûrâ 26. Ayet (42:26:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kâfirler için ise çetin bir azap vardır. | |||||
| 1052 | Şûrâ 49. Ayet (42:49:9) | لِمَنْ | لمن | li-men | kimse için | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir. | |||||
| 1053 | Şûrâ 49. Ayet (42:49:13) | لِمَنْ | لمن | li-men | kimse için | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir. | |||||
| 1054 | Şûrâ 50. Ayet (42:50:6) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 1055 | Şûrâ 52. Ayet (42:52:19) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 52,53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner. | |||||
| 1056 | Zuhruf 18. Ayet (43:18:1) | اَوَمَنْ | اومن | eve-men | kimseyi mi? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? | |||||
| 1057 | Zuhruf 33. Ayet (43:33:8) | لِمَنْ | لمن | limen | kimseler için | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. | |||||
| 1058 | Zuhruf 40. Ayet (43:40:7) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin? | |||||
| 1059 | Zuhruf 45. Ayet (43:45:2) | مَنْ | من | men | kimseye | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilâhlar var etmiş miyiz? | |||||
| 1060 | Zuhruf 69. Ayet (43:69:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.” | |||||
| 1061 | Zuhruf 86. Ayet (43:86:9) | مَنْ | من | men | kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. | |||||
| 1062 | Duhân 42. Ayet (44:42:2) | مَنْ | من | men | kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yalnız, Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir. | |||||
| 1063 | Câsiye 7. Ayet (45:7:4) | اَث۪يمٍۙ | اثيم | eśîm(in) | günah yüklü kimseye | أ ث م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her günahkâr yalancının vay hâline! | |||||
| 1064 | Câsiye 11. Ayet (45:11:3) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır. | |||||
| 1065 | Câsiye 14. Ayet (45:14:2) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnananlara söyle, Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin. | |||||
| 1066 | Câsiye 14. Ayet (45:14:5) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnananlara söyle, Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin. | |||||
| 1067 | Câsiye 18. Ayet (45:18:11) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. | |||||
| 1068 | Câsiye 21. Ayet (45:21:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! | |||||
| 1069 | Câsiye 21. Ayet (45:21:8) | كَالَّذ۪ينَ | كالذين | kelleżîne | kimseler gibi | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! | |||||
| 1070 | Câsiye 23. Ayet (45:23:2) | مَنِ | من | meni | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız? | |||||
| 1071 | Câsiye 30. Ayet (45:30:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır. | |||||
| 1072 | Câsiye 31. Ayet (45:31:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere gelince, onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” | |||||
| 1073 | Ahkaf 3. Ayet (46:3:11) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler. | |||||
| 1074 | Ahkaf 5. Ayet (46:5:3) | مِمَّنْ | ممن | mimmen | kimseden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler. | |||||
| 1075 | Ahkaf 5. Ayet (46:5:8) | مَنْ | من | men | kimselere | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler. | |||||
| 1076 | Ahkaf 7. Ayet (46:7:7) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için, düşünmeden “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler. | |||||
| 1077 | Ahkaf 11. Ayet (46:11:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. | |||||
| 1078 | Ahkaf 11. Ayet (46:11:4) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseler için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. | |||||
| 1079 | Ahkaf 12. Ayet (46:12:13) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. | |||||
| 1080 | Ahkaf 13. Ayet (46:13:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de. | |||||
| 1081 | Ahkaf 17. Ayet (46:17:1) | وَالَّذ۪ي | والذي | velleżî | ve o kimse | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. | |||||
| 1082 | Ahkaf 18. Ayet (46:18:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerdir | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır. | |||||
| 1083 | Ahkaf 20. Ayet (46:20:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.” | |||||
| 1084 | Ahkaf 34. Ayet (46:34:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün, “Bu gerçek değil miymiş?” denir. Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. Allah, “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der. | |||||
| 1085 | Muhammed 1. Ayet (47:1:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya; işte, Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. | |||||
| 1086 | Muhammed 2. Ayet (47:2:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir. | |||||
| 1087 | Muhammed 3. Ayet (47:3:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. | |||||
| 1088 | Muhammed 4. Ayet (47:4:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerle | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 1089 | Muhammed 4. Ayet (47:4:31) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 1090 | Muhammed 7. Ayet (47:7:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. | |||||
| 1091 | Muhammed 8. Ayet (47:8:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | kimselere ise | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere gelince, yıkım onlara! Allah, onların işlerini boşa çıkarmıştır. | |||||
| 1092 | Muhammed 10. Ayet (47:10:9) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah, onları yerle bir etmiştir. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır. | |||||
| 1093 | Muhammed 11. Ayet (47:11:5) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, Allah’ın inananların yardımcısı olması, inkâr edenlerin ise, hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır. | |||||
| 1094 | Muhammed 12. Ayet (47:12:4) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların kalacakları yer ateştir. | |||||
| 1095 | Muhammed 12. Ayet (47:12:13) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | kimseler ise | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların kalacakları yer ateştir. | |||||
| 1096 | Muhammed 14. Ayet (47:14:1) | اَفَمَنْ | افمن | efe-men | kimse olur mu? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir? | |||||
| 1097 | Muhammed 14. Ayet (47:14:7) | كَمَنْ | كمن | kemen | kimseler gibi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir? | |||||
| 1098 | Muhammed 15. Ayet (47:15:35) | كَمَنْ | كمن | kemen | kimseler gibi olur mu? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? | |||||
| 1099 | Muhammed 16. Ayet (47:16:18) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerdir | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek), kendilerine bilgi verilmiş olanlara, “Az önce ne söyledi?” derler. İşte bunlar, Allah’ın, kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir. | |||||