"kul" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 1243 sonuç bulundu.
800 - 850 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
800 Furkan 7. Ayet (25:7:5) يَأْكُلُ يأكل ye/kulu yiyor أ ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!”
801 Furkan 8. Ayet (25:8:9) يَأْكُلُ يأكل ye/kulu yiyeceği أ ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!” Zalimler, (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler.
802 Furkan 15. Ayet (25:15:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dedilen ebedîlik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükâfat ve varılacak bir yerdir.
803 Furkan 17. Ayet (25:17:8) فَيَقُولُ فيقول fe-yekûlu der ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin, onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla.
804 Furkan 19. Ayet (25:19:4) تَقُولُونَۙ تقولون tekûlûne dedikleriniz ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (İlâh edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.
805 Furkan 20. Ayet (25:20:8) لَيَأْكُلُونَ ليأكلون leye/kulûne yerlerdi أ ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.
806 Furkan 22. Ayet (25:22:8) وَيَقُولُونَ ويقولون ve yekûlûne ve onlar derler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”[391] diyecekler.
807 Furkan 27. Ayet (25:27:6) يَقُولُ يقول yekûlu der ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!”
808 Furkan 31. Ayet (25:31:3) لِكُلِّ لكل li-kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.
809 Furkan 36. Ayet (25:36:1) فَقُلْنَا فقلنا fe-kulnâ dedik ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.
810 Furkan 39. Ayet (25:39:1) وَكُلًّا وكلا ve kullen hepsine ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.
811 Furkan 39. Ayet (25:39:5) وَكُلًّا وكلا ve kullen ve hepsini ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.
812 Furkan 51. Ayet (25:51:5) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik.
813 Furkan 57. Ayet (25:57:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum.”
814 Furkan 65. Ayet (25:65:2) يَقُولُونَ يقولون yekûlûne derler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helâktir!”
815 Furkan 74. Ayet (25:74:2) يَقُولُونَ يقولون yekûlûne derler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir.
816 Furkan 77. Ayet (25:77:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”
817 Şu'arâ 7. Ayet (26:7:9) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik.
818 Şu'arâ 16. Ayet (26:16:3) فَقُولَٓا فقولا fe-kûlâ ve deyin ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”,
819 Şu'arâ 37. Ayet (26:37:2) بِكُلِّ بكل bikulli bütün ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Sana bütün usta sihirbazları getirsinler.”
820 Şu'arâ 63. Ayet (26:63:10) كُلُّ كل kullu her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Mûsâ’ya, “Asan ile denize vur” diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.
821 Şu'arâ 128. Ayet (26:128:2) بِكُلِّ بكل bi-kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?”
822 Şu'arâ 200. Ayet (26:200:4) قُلُوبِ قلوب kulûbi kalbleri ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böylece biz onu (Kur’an’ı) suçluların kalbine soktuk.[402]
823 Şu'arâ 203. Ayet (26:203:1) فَيَقُولُوا فيقولوا fe-yekûlû derler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) 201,202,203. Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, “Bize mühlet verilmez mi?” demedikçe, ona inanmazlar.
824 Şu'arâ 216. Ayet (26:216:3) فَقُلْ فقل fe-kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer sana karşı gelirlerse, “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de.
825 Şu'arâ 222. Ayet (26:222:3) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, her günahkâr yalancıya inerler.
826 Şu'arâ 225. Ayet (26:225:5) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) 225,226. Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.[403]
827 Şu'arâ 226. Ayet (26:226:2) يَقُولُونَ يقولون yekûlûne söylerler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) 225,226. Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.[403]
828 Neml 16. Ayet (27:16:13) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi.
829 Neml 23. Ayet (27:23:7) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.”
830 Neml 49. Ayet (27:49:7) لَنَقُولَنَّ لنقولن le-nekûlenne diyelim ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’, diyeceğiz.”
831 Neml 59. Ayet (27:59:1) قُلِ قل kuli de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Selâm onun seçtiği kullarına.” Allah mı daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı?
832 Neml 64. Ayet (27:64:14) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var!? De ki, “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin.”
833 Neml 65. Ayet (27:65:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler.”
834 Neml 69. Ayet (27:69:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.”
835 Neml 71. Ayet (27:71:1) وَيَقُولُونَ ويقولون ve yekûlûne ve diyorlar ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
836 Neml 72. Ayet (27:72:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır.”
837 Neml 83. Ayet (27:83:4) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.[411]
838 Neml 87. Ayet (27:87:16) وَكُلٌّ وكل ve kullun ve hepsi ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler.
839 Neml 88. Ayet (27:88:13) كُلَّ كل kulle her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Hâlbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
840 Neml 91. Ayet (27:91:11) كُلُّ كل kullu her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
841 Neml 92. Ayet (27:92:11) فَقُلْ فقل fekul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
842 Neml 93. Ayet (27:93:1) وَقُلِ وقل ve kuli ve de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
843 Kasas 28. Ayet (28:28:14) نَقُولُ نقول nekûlu dediğimiz ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. Allah, söylediklerimize vekildir.”
844 Kasas 47. Ayet (28:47:8) فَيَقُولُوا فيقولوا feyekûlû diyecekler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
845 Kasas 48. Ayet (28:48:25) بِكُلٍّ بكل bi-kullin hepsini ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler.
846 Kasas 49. Ayet (28:49:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım.”
847 Kasas 57. Ayet (28:57:17) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
848 Kasas 62. Ayet (28:62:3) فَيَقُولُ فيقول fe-yekûlu der ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla!
849 Kasas 65. Ayet (28:65:3) فَيَقُولُ فيقول fe-yekûlu der ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onlara seslenerek, “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla.”