| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1100 | Hucurât 7. Ayet (49:7:20) | قُلُوبِكُمْ | قلوبكم | kulûbikum | sizin kalblerinizde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki, aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkârı, fasıklığı ve (İslâm’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. | |||||
| 1101 | Hucurât 12. Ayet (49:12:22) | يَأْكُلَ | يأكل | ye/kule | yemeyi | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. | |||||
| 1102 | Hucurât 14. Ayet (49:14:4) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 1103 | Hucurât 14. Ayet (49:14:8) | قُولُٓوا | قولوا | kûlû | deyin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 1104 | Hucurât 14. Ayet (49:14:14) | قُلُوبِكُمْۜ | قلوبكم | kulûbikum | kalblerinize | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 1105 | Hucurât 16. Ayet (49:16:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” | |||||
| 1106 | Hucurât 16. Ayet (49:16:14) | بِكُلِّ | بكل | bikulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” | |||||
| 1107 | Hucurât 17. Ayet (49:17:5) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor.” | |||||
| 1108 | Kaf 7. Ayet (50:7:9) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik. | |||||
| 1109 | Kaf 8. Ayet (50:8:3) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | hepsi için | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün bunlar, içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir. | |||||
| 1110 | Kaf 14. Ayet (50:14:5) | كُلٌّ | كل | kullun | bunların hepsi | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût’un kardeşleri, Eykeliler, Tübba’ın[502] kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti. | |||||
| 1111 | Kaf 21. Ayet (50:21:2) | كُلُّ | كل | kullu | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir. | |||||
| 1112 | Kaf 24. Ayet (50:24:4) | كُلَّ | كل | kulle | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 24,25. (Allah, şöyle der:) “Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kâfiri!” | |||||
| 1113 | Kaf 30. Ayet (50:30:2) | نَقُولُ | نقول | nekûlu | deriz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der. | |||||
| 1114 | Kaf 30. Ayet (50:30:6) | وَتَقُولُ | وتقول | ve tekûlu | ve der | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der. | |||||
| 1115 | Kaf 32. Ayet (50:32:4) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | daima | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 32,33. (Onlara şöyle denir:) “İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O’nun emrini gözeten için, görmediği hâlde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.” | |||||
| 1116 | Kaf 39. Ayet (50:39:4) | يَقُولُونَ | يقولون | yekûlûne | onların dedikleri | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.[503] | |||||
| 1117 | Kaf 45. Ayet (50:45:4) | يَقُولُونَ | يقولون | yekûlûn(e) | onların dedikleri | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver. | |||||
| 1118 | Zâriyât 27. Ayet (51:27:5) | تَأْكُلُونَۘ | تأكلون | te/kulûn(e) | yemez misiniz? | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu önlerine koydu. “Yemez misiniz?” dedi. | |||||
| 1119 | Zâriyât 49. Ayet (51:49:2) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. | |||||
| 1120 | Tûr 19. Ayet (52:19:1) | كُلُوا | كلوا | kulû | yeyin | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 19,20. Onlara, “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir. | |||||
| 1121 | Tûr 21. Ayet (52:21:15) | كُلُّ | كل | kullu | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir. | |||||
| 1122 | Tûr 30. Ayet (52:30:2) | يَقُولُونَ | يقولون | yekûlûne | diyorlar (mı?) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa onlar, “O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar? | |||||
| 1123 | Tûr 31. Ayet (52:31:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.” | |||||
| 1124 | Tûr 33. Ayet (52:33:2) | يَقُولُونَ | يقولون | yekûlûne | diyorlar | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar. | |||||
| 1125 | Tûr 44. Ayet (52:44:7) | يَقُولُوا | يقولوا | yekûlû | derler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökten düşmekte olan parçalar görseler, “Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır” derler. | |||||
| 1126 | Kamer 2. Ayet (54:2:5) | وَيَقُولُوا | ويقولوا | ve yekûlû | ve derler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler. | |||||
| 1127 | Kamer 3. Ayet (54:3:4) | وَكُلُّ | وكل | kullu | ve her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Hâlbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir. | |||||
| 1128 | Kamer 8. Ayet (54:8:4) | يَقُولُ | يقول | yekûlu | derler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler. | |||||
| 1129 | Kamer 28. Ayet (54:28:6) | كُلُّ | كل | kullu | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.” | |||||
| 1130 | Kamer 42. Ayet (54:42:3) | كُلِّهَا | كلها | kullihâ | bütün | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık. | |||||
| 1131 | Kamer 44. Ayet (54:44:2) | يَقُولُونَ | يقولون | yekûlûne | diyorlar (mı?) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar? | |||||
| 1132 | Kamer 49. Ayet (54:49:2) | كُلَّ | كل | kulle | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. | |||||
| 1133 | Kamer 52. Ayet (54:52:1) | وَكُلُّ | وكل | ve kullu | ve her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır. | |||||
| 1134 | Kamer 53. Ayet (54:53:1) | وَكُلُّ | وكل | ve kullu | ve hepsi | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır. | |||||
| 1135 | Rahman 26. Ayet (55:26:1) | كُلُّ | كل | kullu | her şey | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. | |||||
| 1136 | Rahman 29. Ayet (55:29:6) | كُلَّ | كل | kulle | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır. | |||||
| 1137 | Rahman 52. Ayet (55:52:3) | كُلِّ | كل | kulli | hepsi- | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İkisinde de her meyveden çift çift vardır. | |||||
| 1138 | Vâkı'a 47. Ayet (56:47:2) | يَقُولُونَ | يقولون | yekûlûne | diyorlardı ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Diyorlardı ki: “Biz öldükten, toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?” | |||||
| 1139 | Vâkı'a 49. Ayet (56:49:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 49,50. De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.” | |||||
| 1140 | Hadîd 2. Ayet (57:2:9) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. Diriltir, öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 1141 | Hadîd 3. Ayet (57:3:7) | بِكُلِّ | بكل | bi-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın’dır.[524] O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 1142 | Hadîd 10. Ayet (57:10:30) | وَكُلًّا | وكلا | ve kullen | ve hepsine | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah, hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 1143 | Hadîd 13. Ayet (57:13:2) | يَقُولُ | يقول | yekûlu | derler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”[527] diyecekleri gün kendilerine, “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır. | |||||
| 1144 | Hadîd 16. Ayet (57:16:7) | قُلُوبُهُمْ | قلوبهم | kulûbuhum | kalblerinin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir. | |||||
| 1145 | Hadîd 16. Ayet (57:16:25) | قُلُوبُهُمْۜ | قلوبهم | kulûbuhum | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir. | |||||
| 1146 | Hadîd 23. Ayet (57:23:13) | كُلَّ | كل | kulle | hiçbirini | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez. | |||||
| 1147 | Hadîd 27. Ayet (57:27:14) | قُلُوبِ | قلوب | kulûbi | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa[528] gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir. | |||||
| 1148 | Mücadele 2. Ayet (58:2:15) | لَيَقُولُونَ | ليقولون | le-yekûlûne | söylüyorlar | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 1149 | Mücadele 6. Ayet (58:6:13) | كُلِّ | كل | kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onları hep birden diriltip yaptıklarını kendilerine haber vereceği günü hatırla. Allah onları sayıp zaptetmiş, onlarsa bunları unutmuşlardır. Allah, her şeye şahittir. | |||||