"kul" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 1243 sonuç bulundu.
1100 - 1150 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1100 Hucurât 7. Ayet (49:7:20) قُلُوبِكُمْ قلوبكم kulûbikum sizin kalblerinizde ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Bilin ki, aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkârı, fasıklığı ve (İslâm’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir.
1101 Hucurât 12. Ayet (49:12:22) يَأْكُلَ يأكل ye/kule yemeyi أ ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
1102 Hucurât 14. Ayet (49:14:4) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
1103 Hucurât 14. Ayet (49:14:8) قُولُٓوا قولوا kûlû deyin ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
1104 Hucurât 14. Ayet (49:14:14) قُلُوبِكُمْۜ قلوبكم kulûbikum kalblerinize ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
1105 Hucurât 16. Ayet (49:16:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.”
1106 Hucurât 16. Ayet (49:16:14) بِكُلِّ بكل bikulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.”
1107 Hucurât 17. Ayet (49:17:5) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor.”
1108 Kaf 7. Ayet (50:7:9) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.
1109 Kaf 8. Ayet (50:8:3) لِكُلِّ لكل li-kulli hepsi için ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bütün bunlar, içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.
1110 Kaf 14. Ayet (50:14:5) كُلٌّ كل kullun bunların hepsi ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) 12,13,14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût’un kardeşleri, Eykeliler, Tübba’ın[502] kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.
1111 Kaf 21. Ayet (50:21:2) كُلُّ كل kullu her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir.
1112 Kaf 24. Ayet (50:24:4) كُلَّ كل kulle her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) 24,25. (Allah, şöyle der:) “Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kâfiri!”
1113 Kaf 30. Ayet (50:30:2) نَقُولُ نقول nekûlu deriz ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der.
1114 Kaf 30. Ayet (50:30:6) وَتَقُولُ وتقول ve tekûlu ve der ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der.
1115 Kaf 32. Ayet (50:32:4) لِكُلِّ لكل li-kulli daima ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) 32,33. (Onlara şöyle denir:) “İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O’nun emrini gözeten için, görmediği hâlde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.”
1116 Kaf 39. Ayet (50:39:4) يَقُولُونَ يقولون yekûlûne onların dedikleri ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) O hâlde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.[503]
1117 Kaf 45. Ayet (50:45:4) يَقُولُونَ يقولون yekûlûn(e) onların dedikleri ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.
1118 Zâriyât 27. Ayet (51:27:5) تَأْكُلُونَۘ تأكلون te/kulûn(e) yemez misiniz? أ ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onu önlerine koydu. “Yemez misiniz?” dedi.
1119 Zâriyât 49. Ayet (51:49:2) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
1120 Tûr 19. Ayet (52:19:1) كُلُوا كلوا kulû yeyin أ ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) 19,20. Onlara, “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.
1121 Tûr 21. Ayet (52:21:15) كُلُّ كل kullu her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.
1122 Tûr 30. Ayet (52:30:2) يَقُولُونَ يقولون yekûlûne diyorlar (mı?) ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa onlar, “O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar?
1123 Tûr 31. Ayet (52:31:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara de ki: “Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”
1124 Tûr 33. Ayet (52:33:2) يَقُولُونَ يقولون yekûlûne diyorlar ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar.
1125 Tûr 44. Ayet (52:44:7) يَقُولُوا يقولوا yekûlû derler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Gökten düşmekte olan parçalar görseler, “Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır” derler.
1126 Kamer 2. Ayet (54:2:5) وَيَقُولُوا ويقولوا ve yekûlû ve derler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler.
1127 Kamer 3. Ayet (54:3:4) وَكُلُّ وكل kullu ve her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Hâlbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.
1128 Kamer 8. Ayet (54:8:4) يَقُولُ يقول yekûlu derler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler.
1129 Kamer 28. Ayet (54:28:6) كُلُّ كل kullu her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.”
1130 Kamer 42. Ayet (54:42:3) كُلِّهَا كلها kullihâ bütün ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.
1131 Kamer 44. Ayet (54:44:2) يَقُولُونَ يقولون yekûlûne diyorlar (mı?) ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar?
1132 Kamer 49. Ayet (54:49:2) كُلَّ كل kulle her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.
1133 Kamer 52. Ayet (54:52:1) وَكُلُّ وكل ve kullu ve her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.
1134 Kamer 53. Ayet (54:53:1) وَكُلُّ وكل ve kullu ve hepsi ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.
1135 Rahman 26. Ayet (55:26:1) كُلُّ كل kullu her şey ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.
1136 Rahman 29. Ayet (55:29:6) كُلَّ كل kulle her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır.
1137 Rahman 52. Ayet (55:52:3) كُلِّ كل kulli hepsi- ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) İkisinde de her meyveden çift çift vardır.
1138 Vâkı'a 47. Ayet (56:47:2) يَقُولُونَ يقولون yekûlûne diyorlardı ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Diyorlardı ki: “Biz öldükten, toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?”
1139 Vâkı'a 49. Ayet (56:49:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) 49,50. De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.”
1140 Hadîd 2. Ayet (57:2:9) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. Diriltir, öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
1141 Hadîd 3. Ayet (57:3:7) بِكُلِّ بكل bi-kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın’dır.[524] O, her şeyi hakkıyla bilendir.
1142 Hadîd 10. Ayet (57:10:30) وَكُلًّا وكلا ve kullen ve hepsine ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah, hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
1143 Hadîd 13. Ayet (57:13:2) يَقُولُ يقول yekûlu derler ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”[527] diyecekleri gün kendilerine, “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır.
1144 Hadîd 16. Ayet (57:16:7) قُلُوبُهُمْ قلوبهم kulûbuhum kalblerinin ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
1145 Hadîd 16. Ayet (57:16:25) قُلُوبُهُمْۜ قلوبهم kulûbuhum kalbleri ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
1146 Hadîd 23. Ayet (57:23:13) كُلَّ كل kulle hiçbirini ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.
1147 Hadîd 27. Ayet (57:27:14) قُلُوبِ قلوب kulûbi kalbleri ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa[528] gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.
1148 Mücadele 2. Ayet (58:2:15) لَيَقُولُونَ ليقولون le-yekûlûne söylüyorlar ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
1149 Mücadele 6. Ayet (58:6:13) كُلِّ كل kulli her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onları hep birden diriltip yaptıklarını kendilerine haber vereceği günü hatırla. Allah onları sayıp zaptetmiş, onlarsa bunları unutmuşlardır. Allah, her şeye şahittir.